Puan vermedi·237 syf.··
2026 17. kitabı
Gelişim kitabı desen değil, roman desen değil. İkisinin çok yumuşak geçişlerle harmanlanmış hali diyebilirim. Okurken ben çok keyif aldım. Belki de kendimde değiştirmek istediğim bir çok şeyle empati kurduğum için olabilir bilemiyorum. Gayet akıcı ifadelerle kurulan hikayede kendisini değiştirmek isteyen karakterimizin tanıştıgı kişi tarafından hayatının nasıl değiştiğine değiniliyor. Aslında bir çok şeyi istesekte cesaret edemediğimizi, cesaret etsekte inanmadığımızı ve asıl meselenin inanmak ve adım atmakla olabileceğini çok güzel ifade ediyor. Değişim önce senin içinde başlamalı ve sen bu değişimi isteyip inandığın sürece, kendini sevip çabaladığın zaman başaramayacağın hiç bir şey yok . Hele bir kadın olarak öyle güçlüyüz ki.. Yeterki farkına varalım ve kendimize güvenelim.. Kiloların, mutsuz giden evliliğin, iş hayatında yaşadığın haksızlıklar, çocuklarınla olan iletişim bozuklukukların, insanların seni hep garanti görüp herşeylerine koşturması ve senin bunları yenip mutlu hissedeceğin tek güç var .. o da senin içinde ... yeter ki iste kendine inan.. O kadar güzel cümleler var ki kitapta bir kaç tanesini paylaşayım. "Hayatını değiştirecek yegane insan sensin.." "Kişiliğiniz sizi sürekli başkalarını mutlu etmek için çabalamaya mı yönlendiriyor" "Eleştri ekerseniz , hayal kırıklığı ve kin biçersiniz, sevgi ve takdir ekerseniz, minnet ve şevkat biçersiniz." Keyifle okunacak ve yer yer kendinizi hatırlatacak bir kitap ..
İkinci Hayatın Tek Bir Hayatın Olduğunu Anladığında BaşlarRaphaelle Giordano · Yan Pasaj · 20171,424 okunma
Kalk, Çalış, Başarısız Ol!
4/10
·176 syf.··
2026 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 16:02
Behçet Yalın Özkara, sosyal medyada zaman zaman ilgiyle takip ettiğim isimlerden biri. Kendisini diğer akademisyenlerden ayıran yanı; akademide genellikle sümen altı edilen, başım ağrımasın, kaygısıyla görmezden gelinen ya da konuşulmaktan çekinilen konuları büyük bir açık sözlülükle konuşabilmesi. Yazarın "Kalk Çalış Başarısız Ol!" adlı eseri de tam olarak bu dürüstlüğün bir ürünü. Kitabın ismi bile kendi içinde çok manidar bir gerçekliği barındırıyor: Kalkıyorsun, çabalıyorsun, didiniyorsun ama günün sonunda bir bakıyorsun başarısız olmuşsun. Üstelik bu başarısızlık, her zaman senin bireysel yetersizliğinle ya da tembelliğinle ilgili olmuyor. Özkara, başarı olarak görülen kariyer basamaklarının ve toplumsal konumun, bireyin içine doğduğu ailenin sahip olduğu maddi ve kültürel imkânlarla doğrudan bağlantılı olduğunu savunuyor. Bu yönüyle kitap, bizi modern dünyanın pembe hayal dünyasından çekip sert gerçeklerle yüzleştirmeyi amaçlıyor. Dünyada herkesin hayata aynı çizgide başlamadığını, yüksek gelirli ailelerin çocuklarına sunduğu olanaklarla, alt veya orta gelirli ailelerin çocuklarına sağladığı imkânların uçurumunu fark etmek, sistemin şifresini çözmenin ilk adımı. Yazar burada, günümüzün hayal tacirlerine ve kişisel gelişim dünyasına sert bir eleştiri yöneltiyor. "Kendine güven, yeter ki iste, vazgeçmezsen mutlaka başarırsın" şeklindeki içi boşaltılmış sözlerin gerçek hayattaki karşılığını sorgulatıyor. Ayaklarımızın aynı zemine basmadığı bu dünyada, bize anlatılan o pırıltılı başarı hikâyelerinin arka planını sorgulayabilmek, okur adına son derece kıymetli bir farkındalık yaratıyor. Bununla birlikte, kitapta eleştiriye açık, üzerinde durulması gereken bazı noktalar da mevcut. Başarı ve başarısızlık kavramları doğası gereği göreceli ve zamana göre değişen
1000Kitap
Kalk Çalış Başarısız Ol!Behçet Yalın Özkara · Kronik Kitap · 20241,823 okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2026 103. kitabı
Hayatın kadına biçtiği rol çoğu zaman gölgede kalmış bir figüranlıktan öteye geçemiyor ne yazık ki. İnsan kendi hayatının başrolü olması gerekirken, bazen sadece sahneyi tamamlayan bir silüete dönüşebiliyor. Tıpkı bu kitabın isimsiz kahramanı gibi... Onun bir isminin olmayışı o kadar manidar ki; bu hikâyeye sığan, farklı coğrafyalarda yaşayan tüm kadınların ortak sesi o çünkü. Küçücük bir evin içinde çocukların ihtiyaçları, geçim derdi ve sürekli Kanada’ya gitmenin hayalini kuran hayalperest bir koca... Günbegün o rutinin içinde eriyen, kendi sesine ve varlığına dahi yabancılaşan bir kadının hikâyesi bu. Olaylar çok sıradan aslında, tamamen günlük hayata dair. Ama sürekli tüketilen, hep vermek zorunda bırakılan bir kadının iç dünyasındaki o yük çok ağır. Kafasının içindeki sesler o kadar gürültülü ki, okurken oturduğum yerde "yeter artık" diye bağırmak, o uğultuyu susturmak istedim. Bir yerde, “Kader bana her şeyi yapabilir artık,” diyor. Bir kadının tükenmişliği daha nasıl anlatılabilir ki? Kısa ama etkisi çok uzun süren, güçlü bir roman. Yayımlandığında İran’da büyük ses getirmesine ve aldığı ödüllere şaşmamalı. Lale Javanshir çevirisi
Uçup Giden Bir KuşFeriba Vefi · Sel Yayıncılık · 2026230 okunma
İrade Eğitimi
9/10
·260 syf.··
2026 32. kitabı
İradenin her yönüyle ele alındığı bu kitapta irademizin birden fazla yönü ve sebebi olduğu gayet açık bir dille anlatılıyor.İradeli olmak istiyorsak öncelikle bir hedef belirlemeli , plan yapmalıyız ve bu planı uygulamaya koymalıyız. Vücüt ve beyin tek vücut olarak irademizi yansıtıyor. En sevdiğim söz Pascal’ın “ Tembellik kişinin celladıdır.” oldu.İrademizi eğitirsek koyduğumuz hedeflere ulaşamama gibi bir sorunumuzun olmayacağını söylüyor Payot. Yeter ki iradeli olalım ..
İrade EğitimiJules Payot · İş Bankası Kültür Yayınları · 202138,5bin okunma
EN BÜYÜK MERHAMETSİZLİK, KENDİMİZE YAPTIĞIMIZ!
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:20
Bir insanın kendini tüketmesi için gerçekten çok büyük acılar mı yaşaması gerekir? Yoksa her gün biraz daha yorulmak, herkese yetişmeye çalışmak, kimseyi kırmamak için kendinden vermek, sürekli daha iyisini yapmak zorundaymış gibi hissetmek de insanı fark ettirmeden tüketmeye yeter mi? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün Beyhan Budak ’ın yeni kitabı Kendini Tüketmeden Yaşa ’yı kendimce inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım… Öncelikle Beyhan Hoca ön sözde kitabın nasıl ortaya çıktığından bahsetmiş, ben de bunu sizlerle paylaşmak istiyorum: Beyhan Budak kendini kötü hissettiği dönemlerde kendisine sık sık şu soruyu soruyormuş: “Eğer şu an kendime terapiye geliyor olsaydım, kendime ne söylerdim?” Sonra da böyle zamanlarda kendisine iyi gelen düşünceleri, fark ettiği şeyleri, hayat tecrübelerini bir yerlere not almaya başlamış. Bu düşünceleri yıllar boyunca seminerlerinde, videolarında insanlarla paylaşmış ve insanların bunlardan faydalandığını görünce de bir gün kitaplaştırmayı hayal etmiş. Şu an incelemesini yaptığım kitap da aslında bu hayalin ürünü. Belki de bu yüzden kitap boyunca kendimi akademik bir psikoloji kitabı okuyor gibi değil de yıllardır insanı gözlemleyen, mesleğini severek yapan ve en önemlisi anlattığı şeyleri gerçek hayatın içinden süzen biriyle sohbet ediyormuş gibi hissettim; ki zaten Beyhan Hoca’nın en sevdiğim taraflarından biri bu… Günümüzde kişisel gelişim ve psikoloji alanında içerik üreten o kadar çok insan var ki… Bir kısmı insanı birkaç dakikalığına iyi hissettiren ama hayatın içinde hiçbir karşılığı olmayan cümleler kuruyor. Dinlerken güzel geliyor, paylaşırken havalı duruyor ama iş gerçek hayatla yüzleşmeye gelince elde koca bir hiç kalıyor. Beyhan Hoca’yı yıllardır takip eden biri olarak onu farklı kılan şeyin tam da burada olduğunu
Edebiyat
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202634 okunma
8/10
·224 syf.··
2026 53. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Gölün kıyısına vuran bir ceset.Kumun üzerinde unutulmuş bir bıçak.Kaan, uzun zamandır görmediği babasını son yolculuğuna uğurlamaya hazırlanırken, bu yasın içinde dile gelmeyen bir şeyler dolaşıyor.Bir öfke. Bir sızı.Bir utanç.Peri’nin çalınmış çocukluğundan geriye kalan utanç.Bu cenaze, yalnızca bir vedaya değil; geçmişin sessizlikle örtülmüş anlarına da çağırıyor onları.Peri de Kaan da, yıllar boyunca söylenmiş yalanları,anlamla yüklenmiş suskunlukları, bilerek kaçırılmış bakışları ve hiç sorulmamış soruları bir bir hatırlıyor.Herkesin bildiği ama kimsenin adını koymadığı aile sırlarını.Çocukluk geri alınabilir mi? Hatırlamak bir yarayı iyileştirir mi, yoksa onu daha görünür mü kılar?Kumlara saplı bir bıçak, geçmişin izlerini kesip atmaya yeter mi?Bu roman, bireysel bir yasın içinden geçerek,çocukluğun korunmamış alanlarını, sınıfsal ve cinsel sömürünün iç içe geçtiği o karanlık eşiği yokluyor.Menekşe Toprak, Peri’de zor bir meseleyi yüksek sesle değil, derinlikli ve edebi bir sezgiyle ele alıyor;okuru, suskunluğun en çok konuştuğu yere davet ediyor.
PeriMenekşe Toprak · Doğan Kitap · 202645 okunma
Reklam
Reklam