"Onların düşmanca tutumlarından korkmuyorum, senin aşkına inanıyorum. Hayatta her şey kötüye gidebilir, aşk hariç. Yeter ki bitkin düşen, bocalayıp tökezleyen zayıf iradeli biri olmasın, aşk hiçbir zaman yolunu şaşırmaz."
"Ah, Kutsal Tanrım ne yaptık biz, farkında olmadan neler yitirdik!" diyorlar hayatta kalanlar. Ellerimizi kullanmayı, ustalığı unuttuk, bir bostan yaratmayı, patates, turp ekmeyi, ökse otu ile ardıçkușu yakalamayı bile bilmiyoruz. Ökse otu da ne? Adını bile duymadım. Ah nasıl da mahvolduk! Ne biçim bir tuzağa düştük Kutsal Tanrı, yardım et bize!"
"Suç sizin" diye yanıtlıyor Tanrı, sağ kalanların vicdanında. "Size her șeyi vermiștim; toprağı, suyu, ormanları, hayvanları, balıkları, güzel havayı. Ama daha fazlasını istiyordunuz. Her gün daha da fazlasını. Toprağın her metresini yok ettiniz, doğayı mahvettiniz, havayı zehirlediniz, suyu kirlettiniz, azla yetinmek varken dünyayı gereksiz nesnelerle doldurdunuz Zaten kısa olan hayatınızın keyfini çıkarmak için sahip olduklarınız size yeter de artardı bile."