Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüven
Bırak da kurtarayım bu emânet sarayı
Yeter, intiharınla oyduğun yüreğimi
Umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter Göğsümde bir yanardağ kıvranıyor Rüveyda Yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda
Duman çöktü güneşin sitem aynalarına Aralandı perdeler; şimdi sessiz değilim Dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim Azizler tohum eker sevgi tarlalarına
Bir çöl kaç kum saati eder
içimde
Gitgide azalarak artan kuraklık
eskiyip unutulmuş bir tabir gibi hâlâ yerli yerinde
Bu uzun yolda esvabımı havalandıran tek rüzgar
yok işte- o yüzden kırdım asamı omurgamı iyiliklerle
Ben yalnızsam her şey yalnızdır demekti dün
suretim sürüklenedursun ne çıkar
gölgemle konuşabileceğim efkâr yeter bana o çölde
Gördüğüm serap sadece kendi gövdem
Hayaller tırmanmış üstüme- hızla ruhumu kemirmekte
Bir kum saati kaç çöl taşır
dilimde
Gitgide çoğalarak kaybolan teselli
gülümseten ölümler gibi hâlâ peşimde
hâlâ peşimde
Bundan acı duyacak yerde, bana orospu gözüyle bakanların karşısında pantalonum aybaşı kiri olacak diye utanıyorum. Bu adamların karşısında utanılmaz. Utanmak başka, bambaşka bir şey olmalı senin için artık kızım. Sana şimdilik orospu diyorlar. Sonra, daha neler olabilir. Sana yöneltilebilecek bütün aşağılamalar hiç değmemeli sana. Yeter ki sen kendini aşağılatma. Kendine karşı.
"Gökyüzünün sonsuzluğuna yükselmek istiyorum, Denizin derinliklerine gömülüyorum, Sana bütün dünya nimetlerini vermek istiyorum! Yeter ki sev beni! Sev beni!"