Çöllerde kayıp bir yetim vahayım...
Cemile babaannemin kulağıma taktığı altın küpeler
"Ben yetim dört çocuk büyüttüm, kızım. dağ gülü değil, bağ gülüydüm ben. şehir kızıydım hiç zorluk görmemiştim. gençtim, güzeldim. cahilliğimden işte, ben şimdi ne yaparım?’ diye düşünüp dururdum. ama Rabbim deldiği boğazı aç bırakmıyormuş, sahipsizlerin sahibiymiş. yolunu bulduruyormuş. ben hiç aç mezarı göremiyorum bre kızım. neyleyim dünyanın tahtını tümbünü. şimdileri bakıyorum yetinmeyi bilmiyor kimse. ölmeyecekmiş gibi dünyaya sarılıyolar. insan önce bi sağlığına şükredecek sonra da elindekilerle yetinmeyi bilecek zenginlik bu kızım zenginlik bu. oyy oyyy (derin bi iç çekmeden sonra) bu dürülü galasıca dünya boş yavrum, sen hiçbir zaman aç gözlü olma şükürsüz olma".
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Umar mıydın?
Görünmez âşinâ bir çehre olsun rehgüzârında; Ne gurbettir çöken İslâm’a İslâm’ın diyârında? Umar mıydın ki: Ma’bedler, ibâdetler yetîm olsun? Ezanlar arkasından ağlasın bir nesl-i me’yûsun? Umar mıydın: Cemâ’at bekleyip durdukça minberler, Dikilmiş dört direk görsün, serilmiş bir yığın mermer? Umar mıydın: Tavanlar yerde yatsın, rahneden bîtâb? Eşiklerden yosun bitsin, örümcek bağlasın mihrâb? Umar mıydın: O, taş taş devrilen, bünyân-ı mersûsun, Şu vîran kubbelerden böyle son feryâdı dem tutsun? Mehmet Âkif Ersoy
Şiir
"Ben aykırıyım bayım. Her gün önüme süslenerek çıkan sistemin düşmanıyım. Bir çocuk ölünce anne oluyorum, Bir anne ölünce yetim. Siz daha çok büyümek isterken Ben iyice küçülüyorum. Yaşımdaki rakamlar değişiyor Bide saç rengim. Şimdi gidip kendime yeni bir uçurtma alacağım. Siz büyük olmanın keyfini çıkarın bayım. Ben hep çocuk kalacağım!" 📜Didem Madak
Benim durduğum yerden, her şey yanlış görünebilir. '​Öyle ki Musa (aleyhisselâm)'ın Hızır ile geçirdiği yolculukta gördükleri akla ve zahire sığmıyordu. Yol boyunca Hızır (a.s.) sebebiyle bir tekne zarar gördü, misafirperverlik göstermeyen bir belde için duvar onarıldı; meğer o duvar, iki yetim çocuğun hazinesini koruyordu. Musa (as) gördükleri karşısında hikmetini anlamaya yöneldi. Çünkü o anda görünen, işin sadece zahiriydi; tıpkı bizim çoğu zaman baktığımız gibi, anın dar çerçevesi... Yolculuğun sonunda ise Musa (as)'ın tüm sorularının hakikati açığa çıktı. Ayette şöyle buyruldu: "İşte senin sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur." (Kehf, 82). Teknede kırık, çocukta kayıp, duvarda karşılıksız emek vardı; fakat hepsinin ardında, ancak sabırla görülebilen ilahî bir hikmet saklıydı. Bu ayeti tefekkür ettiğimde anladım ki mesele, Musa (as)'ın yaşanan olayların gerçek yüzünü görememesi değildi; mesele, insanın bulunduğu yerden ancak dar bir çerçeve görebilmesiydi. ​Öyle ki biz sadece önümüzde duran sahneyi görürüz; Allah ise bizim için perdenin arkasını, sonunu ve yıllar sonra doğacak neticeleri görüyor. Bu yüzden bazen hayatımızda kırılan şeylere baktığımızda onların gerçekten kayıp olup olmadığını bilmiyoruz. Geciken cevapların gerçekten gecikme mi yoksa korunma mı olduğunu da... Bizim gördüğümüz yalnızca bugün; Allah'ın gördüğü ise yarınların iç içe geçmiş hikmetidir. ​Belki de bazı kapıların kapanması reddedilmek değil, yönlendirilmektedir. Belki bazı gecikmeler mahrumiyet değil, kalbi koruyan bir rahmettir. Ve belki de benim yanlış sandığım şeyler, Allah katında yerli yerinde bir hikmettir. Bu yüzden artık her şeyi hemen anlamasam da şunu hatırlıyorum: Ben anı görüyorum, Allah ise her şeyi biliyor. Ve kulun görevi her şeyin iç yüzünü görmek değil; bazen sadece
İyi geceler
Ben mişim Vatanımda sığıntı yetim Vurulup toprak oldu ölmeden etim Öksüz kaldı dağlarda yılkı atım Varlığıma değil Türklüğüme yanarım Türkiye dedim Türke yurt olmadı Kürşatlar öldü sağ yiğit kalmadı Bozkurtlar kalmadı, Oğuzlar kalmadı Varlığıma değil Türklüğüme yanarım osman
1000Kitap