Şu sözde yetişkinlerin içinde öyle çok çocuk, öyle çok terk edilmiş yetim var ki...
Alıntı
Kalp
Ancak kalb, temizlenip arındıktan sonra kıymetli bir cevher ve bütün cihanı gösteren bir aynadır. Öyle ise, ona bu şekilde taş denilmesi "olduğu şekliyle”dir; yetim'e büluğ'dan sonra yetim denilmesi gibi...
Sayfa 39·Kitabı okudu
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Neyim?
Sordum kendime: Neyim? Dedim: Bahaneyim! Sana söyledim kızım; Sen anla gelinim! Öksüz kızların kederiyim Yetim oğlanların kimsesi. Böcekler arkadaşım; Çiçekler sırdaşım! Söyleşirim toprakla, Çiçek diliyle, böcek diliyle Bulutlarla söyleşirim Yağmur diliyle, kar diliyle. Rüzgârlar niçin eser? Getirmek için eser Kenan illerine Kokusunu Yusuf'un. Sorarım Sorgulamam! Anlarım Anlatamam.
Sayfa 170 - İz Yayıncılık 20.Baskı, 2021
Arayanlar ve Bulanlar
“Hallac, hac ziyareti yerine yetim çocukların doyurulması gibi başka hayırlı bir işin de yapılabileceği görüşündedir! Söylentiye göre, Hallac’ın bu ve benzeri iddiaları onun mahkûmiyet kararı konusunda bardağı taşıran son damla olmuş.”
Sayfa 24·Kitabı okudu
Edebiyat
Narlıca, Çorum’un köylerinden birisidir ve Osmanlının son zamanları yaşanmaktadır. Ahmet on iki yaşında yetim kalmış, tütün kaçakçısı Gâvur Ali onu Bafra’ya laz ağalarına hizmetkâr olarak götürmüş Çalık Ahmet, Narlıca’ya gelince köylüler tarafından sevilmiş ve Narlıca’da kalmaya karar vermiştir. Ahmet bu köyde çok çalışmakta çalışkanlığı nedeni ile de herkes tarafından oldukça takdir edilmektedir. Fakat bir gün tarlanın taşlarının ayıklanması meselesi yüzünden çıkan bir kavga sonrasında Ahmet, karakter yönünden büyük bir değişim göstererek bu kavgadan sonra, biraz da aklını oynatarak sinirli, küfürbaz ve tembel bir adam haline gelir. Ahmet, tembel ve küfürbaz olunca da köylüler ona Parpar Ahmet demeye başlarlar. Köyün İmamı ve muhtarı el birliği ederek Parpar Ahmet’i, Çolak Ayşe denilen bir kadınla evlendirirler. Parpar Ahmet, bir müddet iyileşir hatta karısı Çolak Ayşe hamile de kalır. Fakat Parpar Ahmet karısı Çolak Ayşe’yi sık sık dövmektedir. Karısını sebepli sebepsiz sık sık döven Parpar Ahmet’in içine cin kaçtığı söylentisi çıkar. Köyün İmamı bir güzel dayak yerse Parpar Ahmet’in içindeki Cin’in çıkacağını söyleyince Parpar Ahmet, köylüler tarafından ahırın orta direğine bağlanıp öldüresiye dövülür. Bunun üzerine Parpar Ahmet ölürken karısı Çolak Ayşe de bir oğlan doğurur. Çalık Kerim ise anasının yediği dayaklardan dolayı olacak, yedi aylıkken doğmuştur. Üstelik de hem çalık hem de kamburdur. Bu da yetmez miş gibi çıt sesinden bile korkan her şeyden ürküp kaçan bir çocuktur. Bir gece yalnız kalıp tüm korkuların yener. Kıtlık zamanı çıkınca Çalık Kerim’in önüne gelen her şeyi çalan bir çocuk olduğu anlaşılır. Kıtlık zamanlarında Çalık Kerem’i Hanefi adında sinirli bir adamın eline verirler. Bundan sonra Çalık Kerem her işi yapan çalışkan biri olup çıkar.
Hayata Dair
Annem görseydi tabii ki çok memnun olurdu. Uzaklarda benim için hastalığından daha çok endişe ediyordu. Her zaman buna inandım. Bununla beraber üzgün zamanlarımda kendimi hep unutulmuş hissederdim. Beni düşündüğü falan yoktu. Bu dünyada var oluşum artık bir anlam ifade etmiyordu. Anne kelimesini yavaş yavaş yüz kere tekrar ediyordum, ta ki artık anlamını yitirip sadece bir ağız jimnastiği haline gelene dek. Yaşayan iki annenin biricik yetim kızıydım. Biri beni daha ağzımda sütü kurumamışken evlatlık vermişti, diğeri de beni on üç yaşımda ilk anneme iade etmişti. Ayrılıkların, yalancı ya da gerçeği söylemeyi reddeden akrabaların, mesafelerin kızıydım. Kimin kızı olduğumu artık bilmiyordum. Aslında şimdi bile bildiğim söylenemez.
Sayfa 124 - Domingo yayınları