7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:18
*Yaşayan iki annenin biricik yetim kızıydım.. *Ben Arminuta’ydım, yani geri verilen. Konuştuğum dil başka bir dildi ve kime ait olduğumu bilmiyordum. 13 yaşındaki bir kız sevgi dolu,kitaplarla çevrili güvenli dünyasından koparılır ve hiç tanımadığı bir gerçekliğe, beş çocuklu öz ailesinin yanına bırakılır. Bu geri verilişin nedenleri ondan sır gibi saklanır. Terk edilişin acısını, aidiyet arayışını ve ayakta kalmanın kırılgan dengesini anlatan derin ve sarsıcı bir roman.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,067 okunma
8/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Klassik Türk ədəbiyyatında iz qoymuş realist yazar Orxan Kamalın Yad Qızı romanını oxuyub bitirdim. Əsər Nazan adlı sadəlövh bir gənc xanımın acınacaqlı həyat hekayəsindən bəhs olunur. Yazar öz əsərində reallığın ən acı yönlərini, həyatın zəif xislətlilərə qarşı tətbiq etdiyi əzici gücü və mühitin onlar üzərindəki böyük təsirini olduqca aydın şəkildə nümunələndirir. Müəllif öz əsərində vurğulamağa çalışır ki, insan hər cür çətinliklərə və hər növ mühitə düşə bilər, ancaq yaşananların və ətraf-mühitin onun üzərindəki təsirində isə, həmin insanın öz xarakteri böyük rol oynayır. İnsan, ona yönələn zərbələr qarşısında zəiflik göstərdikcə, hər keçən gün bu zərbələrin həcmi də böyümüş olur. Odur ki həyat, qaynanası Həcər tərəfindən ailəsi dağıdılan fağır Nazanı, ağlına belə gətirmədiyi saysız çirkinliklərin içərisinə yuvarlayır. Halbuki Nazan, güclü bir iradə sərgiləyərək həyatını tamam fərqli bir yöndə də inşa edə bilərdi.((( Nazan xarakteri məni həm üzdü həm çox əsəbləşdirdi. Bir qadın necə key, sadəlöv olar.? öz həyatında heç bir söz haqqı olmayan qadının başına gələn hər şey öz sakitliyi və hər şeyə "hə" deməsinə görə olur. Bir növ qarşısına qoyulan hər şeylə razılaşan Nazan ona biçilən həyatı yaşayır.Taleyi ilə barışır və bütün olanlara alın yazısı kimi baxır. SPOİLER: Nazan təhsilsiz, evinə, yoldaşına, oğluna və ən əsası zamanın qayda-qanunlarına, ədalətsiz cəmiyyətin qanunlarına tabe bir insandır. Vəkil yoldaşı Məzhəri çox sevsə də, qayınanasının qorxusu ucbatından sevgisini göstərməkdən çəkinir. Gün ərzində yalnız qulluqçu kimi ev işlərini Nazan zamanla ərinin özündən uzaqlaşmasına səbəb olur. Məzhər, yoldaşının bu halını görür və klub qadını olan Jaləyə könül verir. Jalə yüngül əxlaqlı qadın olsa da, Nazanın halına acıyır və onun evdən qovulmasına səbəb olan
Yad QızıOrhan Kemal · Qanun Nəşriyyatı · 200915,2bin okunma
Reklam
10/10
·184 syf.··
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 05:31
Dostoyevski'nin bu romanında Makar Devuşkin karakteri yaşlı bir memur, yalnız bir hayat yaşar, son derece fakir ve apart gibi bir evde kira ödeyerek yaşamını sürdürür. Kaldığı ev daracıktır ve özgür bir yaşamı yoktur. Fakir ve eğitimsiz olduğu için acı çekmektedir. Varenka adlı genç ve yetim bir kadınla mektup arkadaşı olur, kadına karşı bir baba ve abi sevgisi hisseder, o kadına karşı mektuplarında çektiği toplumsal ve bireysel acıları vurgular. Bu her iki karakter yabancılaştıkları toplum içinde yaşadıkları bireysel yalnızlıklarını yazdıkları mektuplarla dile getirip bir nebze olsun karşılıklı olarak yalnızlık duygularını telafi etmeye çalışmaktadırlar. Kitabın Rusça orijinal adı Bedniyı Lyudi yani Yoksul İnsanlar ama Türkçe'ye İnsancıklar olarak çevrilmiştir. İngilizce'de Poor Folk olarak piyasada satılıyor. Rusça'da zengin bogatıy demek, bogatıy kelimesi aynı zamanda Rusça'daki bog kelimesinden geliyor. Bog ise Tanrı demek. Yani zenginlere tanrısallık sınıfı biçiliyor. Rusça’da fakir anlamına gelen bednıy kelimesinin etimolojik kökeni ise felaket, musibet, dert, sıkıntı gibi anlamlara gelen Rusça’daki beda kelimesinden gelir. Bednıy kelimesi sadece fakir anlamına gelmemekle birlikte felakete uğramış bir zavallı anlamına da gelmektedir.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
Sefiller
Puan vermedi·384 syf.··
2026 11. kitabı
Kanunlar ve İlahi Adalet Çatışması Romanın temel direği, beşeri kanunlar ile ilahi/vicdani adalet arasındaki amansız çatışmadır. Jean Valjean, sadece bir ekmek çaldığı için kürek mahkumu yapılan, sistemin canavarlaştırmaya çalıştığı bir kurbandır. Ancak piskoposun merhametiyle ruhsal bir aydınlanma yaşar ve "iyiliğin" simgesi haline gelir. Müfettiş Javert ise körü körüne yasalara bağlılığı, mutlak ve esnemez otoriteyi temsil eder. Onun gözünde bir suçlu her zaman suçludur. Hugo, Javert karakteri üzerinden vicdandan ve insanlıktan yoksun bir hukuk sisteminin nasıl bir zulüm mekanizmasına dönüşebileceğini gösterir. Toplumsal Çürüme ve Sefalet Hugo, kitabın ön sözünde romanı yazma amacını açıkça belirtir: Erkeklerin yoksulluk yüzünden alçalması, kadınların açlık yüzünden düşmesi ve çocukların cehalet yüzünden körelmesi. Fantine karakteri, toplumun iki yüzlülüğü ve acımasızlığı yüzünden en dibe itilen fedakar anneliği; Cosette ise yetim ve korumasız çocukların uğradığı istismarı simgeler. Thénardier ailesi ise sefaletin insanı nasıl ahlaken çürütebileceğinin ve vahşileştirebileceğinin canlı birer kanıtıdır. Devrim, Barikatlar ve Özgürlük Arayışı Roman, 1832 yılındaki Paris Haziran Ayaklanması'nı merkezine alır. Hugo, genç cumhuriyetçilerin (Marius, Enjolras ve arkadaşları) barikatlardaki mücadelesini anlatırken, halkın özgürlük ve eşitlik arzusunu destansı bir dille yüceltir. Sokak çocuğu Gavroche’un barikatta şarkı söyleyerek kurşunlara meydan okuduğu sahne, dünya edebiyatının en güçlü direniş sembollerinden biridir.
SefillerVictor Hugo · Armoni Yayıncılık · 2004105,2bin okunma
Yıpratıcı bir çocukluk, sancılı bir gençlik ve şizofreni...
10/10
·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 19:01
Bu eserde Ayşe Şasa'ın kendi dilinden hayatına ortak oluyoruz. Bizzat şahsım kitabı okurken Ayşe Şasa 'nın çocukluğuna sarılmayı çok istedim. Çünkü hayatı bütün pedagojik hataların silsilesi şeklinde ilerlemiş. Yalnızlığı, sevgisizliği en derin şekilde yaşamış. Kitapta bir yerde geçen özellikle içimi burkan bir cümlesi vardı şöyle yazıyor "Adeta Dickens romanlarında yetimhanedeki çocuklara yapılan zulüm altındaydım, kendi evimde yetim gibiydim" Ben çok yalnız bir çocuğum, bu şişeyi bulan lütfen beni arasın!" diye bir not yazıyorum... Şişeyi denize atıp, rıhtımdan uzaklaşmasını seyrediyorum. Bunlar sadece birkaç cümle bunun gibi kitabın içerisinde boğazı düğüm düğüm eden cümleleri yani yaşanmışlıkları mevcut... Hayatını okurken içimden ona sarılmak, acısını ve çocukluğunda yaşadığı bütün acıları dindirmek istedim hep... Herkese bilinçli ebeveynler, sevgi ve şefkat dolu bir yuva nasip olmuyor. Yıpratıcı bir çocukluk, sancılı bir gençlik ve hepsinin neticesi şizofreni...ve bütün bunların ardından yaşanan bir ruh macerası...
1000Kitap
Bir Ruh MacerasıAyşe Şasa · Ketebe Yayınları · 20223,015 okunma
Kimsesizler Coğrafyası
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 76. kitabı
Aynı Ateşin Başında İki Yabancı; Coğrafyanın Yetim Bıraktığı Adamlar ​İstanbul’da yaşayan anlatıcı 6 Şubat sabahı yüzyılın felaketiyle uyanır.Hatay’daki kuzeni Ferit’ten haber alamayınca tüm tehlikeleri göze alıp yola çıkar. Şehre vardığında karşılaştığı manzara tam bir kıyamet tasviridir tanıdığı tüm sokaklar silinmiş binalar yerle bir olmuştur. Ferit’in yıkılan apartmanının önünde,dondurucu soğukta ve yetersiz iş makinelerinin gölgesinde çaresiz bir nöbet başlar. ​Anlatıcı enkaz başında günlerce umutla beklerken, yanı başında kendisi gibi donmuş halde duran bir adamı fark eder:Irak’taki savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan Ali Kader. Ali’nin de hamile karısı ve küçük kızı aynı enkazın altındadır. İki yabancı, dondurucu soğukta bir ateşin başında ısınmaya çalışırken acılarını paylaşır. Ali, bombalar altında geçen Bağdat çocukluğunu, Suriye'de uğradığı insanlık dışı işkenceleri, ardından Van ve İstanbul’a uzanan zorlu öyküsünü anlatır.Tam Hatay’da geçmişi unutup yeni bir sayfa açmışken,bu kez yerin altından gelen o amansız sarsıntı vurmuştur. ​Biri Batılı, eğitimli ve düzenli hayatı olan bir adam; diğeri ise ömrü savaşlardan,işkencelerden kaçmakla geçmiş bir mülteci... Ancak bu enkazın başında ikisi de eşit; sadece sevdiklerinin sesini duymak isteyen iki çaresiz insan. ​Günler süren bekleyiş ağır bir trajediyle sonlanır.Önce Ferit sonra Ali’nin hamile eşi ve çocuğunun cansız bedenleri çıkarılır enkazdan. Ali,onca şeyden ailesini korumayı başarmış,ancak Hatay’da yerin altından gelen bir sarsıntıya yenik düşmüştür. Kitap,Ali'nin bu korkunç kayıpla tamamen sessizliğe gömülmesi ve anlatıcının "Coğrafya gerçekten bir insanın kaçamayacağı mutlak kaderi midir"sorusuyla baş başa kalmasıyla sonlanıyor.Ağır bir keder duygusuyla perdesini kapatıyor; Bazı insanların ayaklarına
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026104 okunma
Reklam
Reklam