Ömrüm boyunca tanıdığım zeki insanların hep saf bir yanları vardı, aptallar ise genellikle kurnaz oluyorlardı.
Yolun boş tarafında yürüme, kuyrukta öne geçme, ihale kazanma yada politikada yükselme türünden bir kurnazlıktır onlarınki.
Zeki adamlar kolay uyum gösteremezler. Ömürleri, aileye, okula, işyerine, kurumlara ve devlete kafa tutmakla geçer. Beyinsel ve duygusal zekaları onları, süredeki kara koyun haline getirir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ancak kainatta hüküm süren düzeni, olağanüstü mahareti, mekanik ve geometrik yasaları, her nesnenin altında yatan sayısız ereği gördükçe hayranlık ve huşu duyuyorum. Şayet insanların ortaya koyduğu eserler, hatta kendi eserlerim beni belli bir zekâya sahip olduğumuzu kabul etmeye itiyorsa, bunca eserde parmağı olan çok daha üstün zekânın varlığını kimsenin bu konuda fikrimi değiştirebileceğinden korkmadan kabul ediyorum. Hiçbir şey kalbimdeki şu inancı sarsamaz: “Her eser bir işçiye işaret eder”.
İnsanlar yaşlanıyordu, bunun ayrıcalığı yoktu ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmış olarak, bir kısmı ise olgunlaşmadan ölüyordu. Bunun püf noktası ise bir insanın “Nasıl görünüyorum?” sorusundan, “Nasıl görüyorum?” aşamasına geçmesiydi.
Çünkü insanın bilincinde başlangıç ile sonun, yaşam ile ölümün uyuşmazlığını uzlaştıran yalnızca, bilinmeyen ve görünmeyen Tanrı’ydı. Dualar bu yüzden okunuyordu.