Ama yine de en fena, en kesif dehşet karşısında dahi umutsuzluğa kapılmasına mani olan, daima ayık, sabırlı ve tetikte kalmasını sağlayan içindeki o ışık, adı meçhul o sarsılmaz kuvvet! Bu defa çıldırırım artık, bundan sonra devam edemem dedikten birkaç dakika sonra kendini yeni çareler, başka yıllar düşünürken buluvermesi.
Yıllar önce anne olmayı çok istemiştim. Bir keresinde anneliğe çok yaklaştım. Bebeğimin kalp atışlarını ilk duyduğum anı hatırlıyorum . Tarifi zor bir andı. Dörtnala koşan bir at gibiydi minnacık kalp! O kadar hızlı ve güçlü koşunca, insan varacak sanıyor .
Varamadı. Geldiği yere geri döndü. O da, ben de başladığımız yere geri döndük.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aynı şekilde çocuklara yönelik nasihatleri de çoğu zaman küçümsüyoruz. "Çocuk aklıyla ne anlayacak, bu yaşta bunlar söylenir mi?" diyebiliyoruz. Halbuki Yusuf Aleyhisselâm da bir çocuktu babası Yakup Aleyhisselâm'dan bu sözleri duyduğunda. Babasının ağzından çıkan tek bir cümle( Rabbin sana rüyaların tabirini ve hadiselerin yorumunu öğretecek) yıllar boyunca onun zihninde kaldı ve bugün olgun bir insan olarak aynı hakikati dile getirmesine vesile oldu. Bu da bize şunu gösteriyor: Bir çocuğun kalbine düşen bir hakikat tohumu, zamanı gelince koca bir ağaca dönüşebilir
Çocukken evlatlarımıza söylediğimiz sözleri asla hafife almamak gerekir. Ağzımızdan çıkan her kelime onların zihninde bir iz bırakır. Bazı sözler vardır ki sadece bir anlık değildir, yıllar boyunca onlara eşlik eder, içlerinde onlarla birlikte büyür, olgunlaşır. Yusuf Aleyhisselâm bunun capcanlı bir örneğidir. Yakup Aleyhisselâm'ın yıllar önce Yusuf Aleyhisselâm'a söylediği tek bir cümle, belki yirmi belki otuz yıl boyunca onun zihninde taşınmış, zamanla derinleşmiş ve bugün burada aynı bilinçle konuş-masına vesile olmuştur.
Bu yüzden evlatlarımıza karşı "Ya çocuk zaten, ne olacak san-ki?" dememek, onları hafife almamak gerekir. Ne yazık ki bazen onlarla alay etmeyi, dalga geçmeyi, argo konuşmayı kendimize hak görebiliyoruz. Hatta yetişkinlerle konuşurken ağzımızdan çıkan sözlerin çocukların yanında da aynı rahatlıkla dökülmesine izin veriyoruz. Oysa zannetmeyelim ki bu sözler onların bir kulağından girip diğerinden çıkıyor. Çocuklar, biz fark etmesek bile bu sözleri, bu tavırları kaydediyor ve yıllarca taşıyor.
“ Kur’an, verdiği peygamber örnekleri ile muhatabını şahsiyetini inşa ederken insanın yaşadığı hayati problemlere de çözümler sunar. Kıssalar diller gibi dinlemeyip hayatımızın içine almayı başarabilirsek kişiliğimizin yeniden imar olduğuna şahit oluruz…” diyor Fatma Bayram ve bu düşünceyle uzun yıllar boyunca yaptığı kıssa derslerinde, “Bu kıssa bana ne söylüyor?” sorusunun cevabını arıyor.