yin

tıp
intj-t
ankara, 2003
66 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
…kısacası var olmak iletişimdir ve iletişim de var olmaktır.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
herşeysonundayolunagirerbuyüzdensavaşbelkideokadarkötübirşeydeğildir türünden bir filmdi. şu günlerde tüm insanlığın bir nükleer savaşta yeryüzünden silindiği ama sonunda her şeyin tatlıya bağlandığı bir film yaparlarsa hiç şaşmayacağım.
Sayfa 116·Kitabı okudu
Kabil
“Habil’in öldürülmesinden önce var olan ve kıssanın başlangıç bölümü sayılacak şey nişanın ta kendisiydi. ortada bir adam, bu adamın yüzünde de bir nişan vardı, başkalarını korkutan bir nişan. kimse ona el sürmeyi göze alamıyor, adamın kendisi olsun, çocukları olsun, bu nişan başkalarında saygı uyandırıyordu. belki de, hatta kesinlikle denebilir ki, adamın alnında gerçek bir nişan, öyle postanelerdeki damga gibi alna vurulmuş bir damga yoktu çünkü böyle kaba bir şeyle pek karşılaşılmaz hayatta. akla daha yakını, yüzde pek algılanamayan korkutucu bir şeyin, gözlerde insanın alışık olduğundan daha üstün bir zekâ ve cesaret belirtisinin seziliyor olmasıydı. öyle bir adamdı ki bu, otorite sahibiydi, herkes kendisinden çekiniyordu. alnında bir 'nişanı’ vardı çünkü. herkes istediği gibi yorumlayabilirdi bunu ve 'insan' da kendisi için rahat olan, kendisini haklı gösteren yorumu seçer hep. Kabil'in çocuklarından herkes korkuyordu çünkü bir 'nişanları' vardı. senin anlayacağın, nişana gerçekte bir üstünlük belirtisi değil, bunun tersi bir gözle bakılıyordu. söz konusu nişanı taşıyanların korkunç kimseler olduğu söyleniyordu; gerçekten de öyleydiler hani. cesaret ve karakter sahibi kişiler, başkalarına her zaman pek korkutucu görünür çünkü; korkusuz ve korkutucu insanların soyundan gelen kişilerin ortalıkta dolaşması ise pek hoşa gidecek şey değildi, dolayısıyla bu soya bir lakap yakıştırılıp bir kıssa düzüldü; böylece yapılanların öcü alınmak, çekilen korkuların acısı biraz olsun bu yoldan çıkarılmak istendi. bilmem, anlıyor musun beni?"
Sayfa 43 - demian·Kitabı okudu
“Ahd-i Atik ve Ahd-i Cedit Tanrısının mükemmel bir varlık olduğu kuşkusuz, ama aslında kendisinden beklediği gibi biri de değil. iyiyi, soyluyu, babacanlığı, güzeli ve yüce olanı kendi şahsında topluyor, çok doğru. gelgelelim, dünyada öbür şeyler de var ve bunların hepsi hiç üzerinde kafa yorulmadan Şeytan'a mal ediliyor, dünyanın bir bölümü, dünyanın bütün bir yarımı yadsınıp yok sayılıyor. Tanrı'ya tüm yaşamın babası diye övgüler düzülürken, yaşamın kendisinden kaynaklandığı cinsellik kısaca suskunlukla geçiştiriliyor, hatta belki de şeytanın eseri diye görülüp günah kapsamına alınıyor! hani Tanrı Yehova'ya tapınılmasına karşı değilim, en küçük bir itirazım yok buna. ama bana sorarsan, her şeye saygı duymalı ve kutsal bir gözle bakmalıyız; yalnız yapay yoldan öbüründen ayrılıp resmen kabul edilen yarısını değil, tümüyle dünyayı böyle ele almalıyız. senin anlayacağın, Tanrı'ya ibadetin yanı sıra Şeytan'a da ibadet etmeliyiz. bence doğrusu budur. olmazsa, Şeytan'ı da içinde barındıran bir tanrı yaratmak gerekir; öyle bir tanrı ki, dünyanın en doğal olayları karşısında insan gözlerini kaçırmasın kendisinden."
Sayfa 80 - max demian·Kitabı okudu
“‘izin verilen’ ile ‘yasak’ sözcüklerinin ne anlama geldiğini görebilecek noktaya ulaşmış değilsin henüz. şimdilik gerçekle ilgili biraz bir şeyler sezinledin, o kadar. arkası gelecek daha, buna güvenebilirsin! örneğin şimdi, yaklaşık bir yıldır varlığında bir içgüdü yaşıyor, bütün öbür içgüdülerden daha güçlü, ama yasak bir gözle bakıyorsun ona. Yunanlılar ve daha başka pek çok ulus ise, tersine, bir tanrı konumuna çıkardı bu içgüdüyü ve gösterilen şey, dünya durdukça yasak kalacak değildir. değişebilir pekala. bugün rahip önüne çıkarıp evlendiği sürece her erkek bir kadınla yatabilir. oysa kimi topluluklarda başkaydı durum, hatta günümüzde bile böyledir. dolayısıyla herkes kendisi için yasak olanla olmayanı saptamak zorundadır. insan yasaklanmış hiçbir eyleme kalkışmaz, ama yine de alçağın daniskası olabilir. aslında sadece bir rahatlık sorunudur bu. kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatını sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler. böylelerinin işi kolaydır. ötekiler ise, yasakları kendi içlerinde hisseder. öyle olur ki, her dürüst insanın Allah'ın günü yapageldiği şeyler yasaktır böyleleri için; öte yandan, yasaklanmış şeyleri yasak saymazlar. herkes kendi işini kendisi görmek zorundadır.”
Sayfa 82 - max demian·Kitabı okudu