Yonca Karalamaci

Yonca Karalamaci

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 18:48
·
2026 4. kitabı
Nahid Sırrı Örik
8.1/10 · 3.354 okunma
Reklam
Görülmeyenin anatomisi
Puan vermedi·224 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 18:48
(Spoiler içerir) Nahid Sırrı Örik’in Kıskanmak’ı, Türk edebiyatında insan ruhunun en karanlık odalarına girme cesareti gösteren ender romanlardan biri. Örik çoğu zaman “dışarıda kalmışların” yazarı olarak anılır ama bu romanda yaptığı şey bundan daha sert: Kıskançlığı geçici bir duygu olarak değil, insanın bütün hayatını zehirleyen bir yaşama biçimi olarak anlatıyor. Romanın merkezindeki Seniha, kolay kolay unutulacak bir karakter değil. Onu ürkütücü yapan şey saf kötülüğü değil; yıllar boyunca görülmemiş, beğenilmemiş, seçilmemiş olmanın içerde biriktirdiği o sessiz öfke. Güzellik, zarafet ve başarıya prim veren bir dünyada “çirkin” kalmış olmanın bedelini herkes öder ama Seniha bunu kabullenmez. O bedeli geri ödetmeye karar verir. Ağabeyi Mümtaz tam da onun olamadığı her şeydir: Yakışıklı, sevilen, hayatta karşılığı olan biri. Seniha ise onun gölgesinde, aynalarla arası bozuk bir hayat sürer. Bu fiziksel ve toplumsal eşitsizlik, Seniha’nın içindeki nefreti besleyen ana kaynaktır. Ama Seniha bağırmaz, saldırmaz, hesap sormaz. O bekler. Onun kıskançlığı ani bir patlama değil; yıllara yayılan, sabırla örülmüş bir yıkım planıdır. Romanın 1930’ların Zonguldak’ında geçmesi boşuna değildir. Kömür tozu, kasvet, dar çevreler, dedikodular… Her şey boğucudur. Olayların loş odalarda, kapalı kapılar ardında ilerlemesi tesadüf değildir. Okur olarak biz de sıkışırız. Bu sıkışmışlık, Seniha’nın zihnindeki hapis halini neredeyse fiziksel olarak hissettirir. Hikâye, Mümtaz’ın güzel karısı Mükerrem’in bir ihaneti etrafında şekillenir. Ama Seniha’nın bu ihaneti ortaya dökme motivasyonu ahlaki değildir. Onu harekete geçiren şey adalet duygusu değil, güzel olanın düşüşünü izleme arzusudur. Ağabeyinin mutluluğunu yıkmak, kendi eksikliğine bir denge kurma çabasıdır. Seniha bu ihaneti bir
KıskanmakNahid Sırrı Örik · Oğlak Yayıncılık · 20213,354 okunma
Ters köşe
Puan vermedi·304 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 04:53
James Dashner’ı hep Labirent serisiyle duyuyordum ama ben kalemini ilk kez Oyun Ustası ile tanıma fırsatı buldum. Şunu net söyleyeyim; beklentimin çok üstünde bir kurguyla karşılaştım. Kitabı okurken kendimi bir romanın içinde değil de, Christopher Nolan’ın beyin yakan bir filminin ya da çok sağlam bir RPG oyununun tam ortasında hissettim. ​Neler hissettirdiğine gelirsek: ​Oyun Atmosferi Çok Gerçekçi: Sanal Ağ denilen o evren, oyun severlerin hayalindeki (veya korktuğu) o "tam dalış" olayını harika yansıtmış. Michael’ın kodlarla oynaması, hack işlemleri ve o dijital dünyanın kuralları beni direkt hikayenin içine çekti. ​Tempo Hiç Düşmüyor: Yazarı ilk kez okuyorum ve tarzına bayıldım. Gereksiz hiçbir detay yok, olaylar sürekli bir üst seviyeye taşınıyor. Sanki bir oyunun bölümlerini geçiyormuşsunuz gibi akıyor kitap. ​Zihin Oyunları: Nolan filmlerindeki o "hangisi gerçek, hangisi rüya/simülasyon" sorgulaması kitabın her sayfasında var. Özellikle Kaine karakteri üzerinden dönen o belirsizlik insanı geriyor. ​O Meşhur Final: Kitabın sonuna geldiğimde resmen donup kaldım. İlk kez Dashner okuyan biri olarak bu kadar büyük bir ters köşe beklemiyordum. Adam resmen okuyucunun zihniyle oyun oynuyor; final sahnesi bütün taşları yerine oturturken sizi de boşlukta bırakıyor. ​Sonuç: Dashner ile tanışmak için sanırım seçilebilecek en iyi kitabı seçmişim. Eğer bilim kurgu, teknoloji ve sağlam plot-twist (ters köşe) seviyorsanız bu kitaba mutlaka şans verin.
Oyun UstasıJames Dashner · Pegasus Yayınları · 20161,493 okunma
Aylak Adam: Tutunamayan...
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 06:20
Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı, modern insanın sadece sokaklarda değil, kendi zihninin dehlizlerinde kayboluşunun hikayesidir. C. karakteri üzerinden anlatılan bu "aylaklık", bir tembellik hali değil; toplumun dayattığı sahte rollere karşı bilinçli, sessiz ve bir o kadar da sancılı bir başkaldırıdır. C: İsimsizliğin ve Kimliksizliğin Simgesi Yusuf Atılgan'ın kahramanına bir isim vermek yerine sadece "C" harfini seçmesi, bilinçli bir yabancılaştırma stratejisidir. Bu tek harf, karakterin toplum içindeki anonimliğini ve hiçbir kalıba girmeyi kabul etmeyen yapısını simgeler. Toplumun Dışında Bir Harf: Herkesin bir unvanı, bir soyadı ve toplumsal bir etiketi varken; C. sadece bir harf olarak kalır. Bu, onun "ikinci bir örnek" olmayı reddedişinin en somut göstergesidir. Bir isme sahip olmak, bir kimliğe ve dolayısıyla o kimliğin getirdiği sorumluluklara teslim olmaktır. C. ise sadece bir gözlemci, bir geçicidir. Evrensel Bir Boşluk: "C" aynı zamanda bir boşluktur. Okuyucu bu harfin içini kendi yalnızlığıyla, kendi huzursuzluğuyla doldurabilir. O, belli bir sınıfa veya aileye ait olmaktan ziyade, modern kentin sokaklarında kaybolmuş her insanın bir yansımasıdır. İsimsizliği, onun aidiyetsizliğinin ve dünyada kapladığı yerin eğretiliğinin en büyük kanıtıdır. ​Çocukluğun Kanayan Yarası: Teyze ve Baba ​C.’nin kadınlarla kuramadığı bağın kökeni, yetişkinlikteki başarısız ilişkilerde değil; çocuklukta tanık olunan yasak bir yakınlıkta gizlidir. Babasıyla teyzesi arasındaki ilişki, C.’nin zihninde yalnızca bir ahlaki kırılma değil, duygusal bir yarılma yaratır. Çocuk, ilk kez sevgiyle suçun, arzu ile utancın aynı bedende birleştiğini görmüştür. Ve o andan sonra hiçbir kadın "masum" kalmaz. ​Teyze figürü, C. için sıcaklığın ve şefkatin simgesidir; ancak babayla kurduğu ilişki
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 200971,1bin okunma