Yonca Karalamaci

Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. Herkesin, "— Veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur," demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimizi, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!
Reklam
Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.
Babil Kulesi
Yahve’nin kuleyi niçin yıkmadığı, kendilerine çizilen sınırları aşmak isteyen insanları neden cezalandırmadığı artık çok açıktı; çünkü çıkacakları en uzun yolculuk bile onları başladıkları yere geri döndürecekti. Yüzlerce yıl süren çalışmaları onlara Yaradılış hakkında zaten bildiklerinin dışında bir şey öğretmeyecekti. Yine de çabaları sayesinde dünyanın nasıl bir ustalıkla yaratıldığını görmüş, Yahve’nin eserinin tahayyül edilemez sanatsallığına göz ucuyla şahit olmuşlardı. Bu yapı hem O’nun eserine işaret ediyor hem de onu gizliyordu. Böylece insanoğlu da yerini öğrenmiş oluyordu.
Sayfa 37·Kitabı okudu

Yonca Karalamaci

, 2026 okuma hedefini ekledi.
2026 OKUMA HEDEFİ
23/50 kitap - %46 tamamlandı
23 kitap okudu
50 kitap
6,4bin sayfa
14 inceleme
14 alıntı
7 günde 1 kitap okumalı.
Söylenmeyenler sessizce konuşur..
10/10
·200 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 10:53
Söyleme Bilmesinler: Bir Ailenin Sustukları Bir aile düşünün. Üç yetişkin erkek evlat, onların eşleri, bir anne ve bir baba. Anne artık hayatta değil ama aile hâlâ her hafta aynı masada buluşuyor. Aynı gün, aynı saat, aynı yemek. Dışarıdan bakıldığında düzenli, hatta örnek sayılabilecek bir aile ritüeli. Ama bu masada herkesin sakladığı bir şey var. Şermin Yaşar’ın Söyleme Bilmesinler romanı, tam olarak bu masanın etrafında örülüyor. Söylenmeyenlerin, bastırılanların ve ertelenen gerçeklerin yarattığı ağırlık üzerine kurulu katmanlı bir hikâye anlatıyor bize. Roman, babanın kendini öldürmesiyle başlıyor. Ama aslında mesele ölüm değil; o ölüme gelene kadar kimsenin konuşmamayı seçtiği şeyler. Yazar, hikâyeyi doğrusal bir şekilde anlatmak yerine, karakterleri teker teker ele alıyor. Her birinin gündelik yaşamına giriyoruz önce. İşlerine, evlerine, evliliklerine, içlerinden geçen ama dile gelmeyen düşüncelerine… Sonra yavaş yavaş derinleşiyoruz. Çelişkiler, pişmanlıklar, korkular ve suskunluklar ortaya çıkıyor. Her karakterin kendi içinde kurduğu bir dünya var. Ve her sır, o dünyanın içinde bambaşka bir tablo çiziyor. Söylenmeyenler, sadece saklanan gerçekler değil; aynı zamanda hayatın yönünü değiştiren kırılma noktaları. İnsanların attığı adımları, kaçtığı yolları, seçtiği sessizlikleri belirliyor. Roman ilerledikçe düğümler çözülüyor. Son yemekte yaşananlar, babanın intiharı ve sonrasında aile bireylerinin hayata bakışlarındaki içsel ve dışsal değişimler, hikâyeyi tamamlıyor. Aslında herkes, kendi sorularına cevap buldukça, eksik kalan yerlerini de fark ediyor. Ve belki de ilk kez, neyin yarım kaldığını anlıyor. Romanın temel teması çok net: Söylenmeyenlerin yarattığı ağırlık. Bir sır, söylendiğinde yıkıcı olabilir; ama söylenmediğinde yıllar boyunca insanın içini
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
Reklam