Ha be rin yok ben ö lü yo rum
Bu orantısız gücün yapışşsa kalsa üzerimde. Ne çok kelime var değil mi? Hem çok terarladığım hem çok göz yumduğum hem sakladığım hem bulamadığım. Hepsine ayrı ayrı yer. Bu beni yaşatacak kelimeler işte yağıyor üzerime şimdi. Öyle hayran kalıp yağmuru kaldıramamak mı olacak hâlim? Yoksa külfet bilmez bir nimetsiz mi olacağım? Ya da damarlarımı açıp kalbime, kalbimden damarlarıma akıtacağım hayat kaynağım mı olacak? Kelimelerle rulet oynamak istemiyorum. Ne şans kapımızı çalacak ne ölüme ikram edileceğiz. Dönüp durmak değil kaderimiz. Hani şöyle bir yağmur kokusu, şöyle bir dansa davet eden..; hani işte ben? Madem bu heyecan dil uzatıyor, eee ne iş ki öyleyse umarsızlığa! Şu ayaklar yürümeyi düşünmezdi ki kalp dört nala estirirken - bir an durma düşüncesi hangi yokluktan umarsızlıklar getirdi? Ahhh, konuşmak ağır geliyor. Diyemiyorum konuştum, ağzımı açtım. Ve nasıl oluyor da cüret ettim. O bile mi umarsız... Utanmaz oldu mu ki umarsız.!.? Yok yok, böyle değil, yok yok! olacağı. Yok yok bildiğim, cidden yok. Öyle olsa ne bu bö.. Kah kah,, sıranı ne zaman alacaksın? Onu rahat bırak, bak buradayım işte ben. Yo ben değil. Gel işte ben. Tutunarak olmayacak bu MİK Serisi - 26 Mart 2022, 22.31
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
6.4MM~UZİ, Da Poet
Ye El Chavo mikrofonda bela Uzun zaman oldu yapmadım yeni acapella Kapattım beni eve oldum kendime deva Ya da hastalıktım tokatlı'cam keli bi' gün fena Bi' gün çok mutluyum havuzdayım dinliyorum kafa Bi' gün bi' telefon kusuyorum havuza da bra Bra evet bra dedim takıldın mı buna Burada kardeşime böyle derim bizi tanısana Semte uğramadım diye düşman olanların hayali bu semte uğramamak keyfi açıdan 20 sene piştim 20 sene bıktım acıdan Travmalar kapısıydı sosyeteye açılan Hiçbi' zaman parayla dost olmadım bi' *r*spuydu benim için ve sıcaktı kolları inanmadım Benim sokaklarda ismi her gün duyulan Taşı sıkmam suyu çıkarırım kuyudan Yatıp uyu lan olmadı seni buyuran Kucak açı'cam sana ve içe kaçı'cak bu yılan Bi' de bize dayılanın neden her bi' konuda ben haklıyım yasaklıyım Ve gelmiyorum oyuna Her birini harcarım görünce derim bu mu star? Bize karşı bir olmuşlar da bi' adam olmamışlar Yakamdan çekiyo' günahlar ve suçlar Üstümü boş gördüğünde üzülüyo' yunuslar DP beatte size iyi uçuşlar Yanıyo' varoşlar giren harbi yavaşlar Pişman peşinize takılan arkadaşlar
Müzik
"Hayatımız yok olduktan sonra nasıl yaşarız biz? Geçmişimiz olmadı mı, kendimizi nasıl tanırız? Yo, bırak. Yak gitsin..." "Tek isteğim kimseye yük olmadan yaşayıp gitmek..." "Umutlarının öyle fazla coşmasına izin vermezsen, hayal kırıklığına uğramazsın." Gazap Üzümleri John Steinbeck
Alıntı
Yo ağlamıyorum gözüme yaşamak kaçtı
ÇARESİZLİĞİN AĞIR YÜKÜ!
Bir çaresizlik var içimin en kuytu köşesinde. Nasıl da gelip yerleşti bağrımın tam ortasına... Yüz kiloluk bir yük gibi hissettiriyor; nasıl başa çıkacağımı bilemediğim türden. Boşa geçen zamanın, ihanete uğrayan arkadaşlığın, geri gelmeyecek olan güzelliklerin ve bir de ne yapacağıma dair belirsizliğin çaresizliği benimkisi. Beklentiler, inançlar, güvenler ve ulaşılması gereken hayaller, hedefler... Hepsi çaresizliğimi körüklüyor. Sadece bir yaşam istiyorum; telaşsız, sakin, attığım adımı hissederek... Bir şeylere yetişmek istemiyorum çünkü yetişeceğim derken güzel şeyleri kaçırıyorum. Çaresizliğim tam da burada başlıyor aslında: Hep koşmak zorunda olmanın verdiği yorgunluk ile sakin bir yaşam özlemi arasında gitgel yapmakta. Zihin dünyamda her şey karışık, orada herkes birbiriyle kavgalı. Susmak bilmeyen bir gürültü yumağına dönüştü düşüncelerim; kendi sesimi unutur oldum. Artık sadece geceleri değil, gündüzleri insanlarla iç içeyken de düşünceler yakamı bırakmıyor. Çaresizliğime çare bulma derdiyle ne gündüzüm kaldı ne gecem. Çare mi? Henüz bulamadım. Tek başıma aradığım için mi bulamıyorum, orasını bilmiyorum işte. Yapmacık önerilerdense tek başınalık işime geliyor sanırım. Yo, henüz bu yalnızlıktan sıkılmadım, kafayı da sıyırmadım. Her şey içimdeki alemde seyrediyor, kapalı kapılar ardında... Gözlerim bu kapıların penceresi; ancak içerinin manzarasını merak edenler bu hengameyi görebilir. Tabii kimse içi yün yumağına dönmüş bir çaresizlikle uğraşmak istemediği için gözlerimi sadece kendilerine birer ayna olarak kullanıyorlar. Yo, yo, ümitsiz değilim; elbet ben de çaresizliğime çare olacak bir yol bulacağım. Ama o zamana kadar yangına odun olmak gerekiyorsa, kendimi bundan esirgemeyeceğim. Yanmaya ve yandıkça "olmaya" çalışacağım bir serüven bu. Elbette yolu
İnsan ve Duygular