ÇOCUK, GENÇ VE ÖRNEK BİR İNSAN OLARAK NURULLAHI TANIMAK ..
Puan vermedi·336 syf.··
2026 76. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:25
"Ömrümü bu milletin insanları birbirini helak etmesinler diye harcayacağım.Bu milletin evlatları birbirlerine böyle bir muameleyi reva göremezler. Buna hakları yok. Çünkü dışarıda bize düşman kocaman bir dünya var zaten. Biz kime düşmanız bu ülkede? Biz birbirimize nasıl düşman olabiliriz? Bir ömür bunu anlatmaya adaycağım kendime." Sibirya gazisi, bilge ve lider bir adam olan Bekir’in erdem ve iyilik timsali oğlu Seyfullah… Yolu ve okulu olmayan uzak bir dağ köyünde bir rüyası, bir hayali var Seyfullah’ın: Oğlu Nurullah’ı okutmak… ..."Alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru... at vuruldu; içim paramparça Rüveyda..." Belki bir çoğumuz şiirleriyle tanıyoruz aslında ama aynı zamanda yazar da olan, Türkiye’nin, yönetim sanatı ve liderlik alanındaki önemli bilim insanlarından, Prof. Dr. Nurullah Genç Omuzlarımda Dünya adlı eserini yazarı tanımak adına çok güzel bir başlangıç olacağını düşünüyorum. Çünkü bu kitap yazarın yokluk içindeki zorlu çocukluk yıllarını, eğitim mücadelesini ve hayallerini anlattığı Timaş Yayınlarından 336 sayfalık dokunaklı bir otobiyografik anı kitabı. Hâtıraları okurken bazen gülümseyecek, bazen hüzünlenecek, çokça düşünecek ve hayata dair yol işaretleri bulacaksınız satırlarda... Engeller, sorunlar ve imkânsızlıklar baba ve oğulun hayallerinden daha büyük. Başarmak için çok çalışmalı, asla yılmamalı ve sabretmeli. Bir kış günü başlayan uzun, meşakkatli yolculuk ve dünyayı omuzlarında taşıyan bir umut. Onlara destek olan ise güzel insanlar ve duanın gücü. Omuzlarımda Dünya’nın sayfalarında, yaşanılması çok daha zor hale gelen yeryüzünün ve çölleşen insanlığın, medeniyetimizdeki ilim ve irfan iklimini aradığını iliklerimize kadar hissediyor olacağız. Dünya öylesine bir girdabın içinde ki sevgiyi kanatlandıran yeni bir ses, önce başkaları
1000Kitap
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,014 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 10:03
Son Kızılbaş Şah İsmail kitabı, Safevi Devleti'nin kurucusu Şah İsmail'in hayatını, siyasi mücadelesini ve dönemin güç savaşlarını ele almaktadır. Kitap, yalnızca bir hükümdarın yükselişini değil, aynı zamanda 15. ve 16. yüzyıllarda Anadolu, İran ve çevresindeki siyasi çekişmeleri de anlatmaktadır. Eserde dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri, dönemin sert ve acımasız yönetim anlayışının ayrıntılı şekilde anlatılması oldu. İktidar mücadeleleri sırasında uygulanan işkenceler, infazlar ve düşmanlara verilen ağır cezalar dönemin ne kadar kanlı geçtiğini göstermektedir. Özellikle siyasi rakiplerin ortadan kaldırılmasında kullanılan yöntemler, günümüz değerleri açısından oldukça sarsıcı ve üzücüdür. Beni en çok etkileyen olay ise Safevilerin Akkoyunlu hükümdarının başını ve bir parmağını keserek karşı tarafa göndermesi oldu. Bu olay, dönemin savaş kültüründe korku salma ve güç gösterisi yapma amacının ne kadar ileri boyutlara ulaştığını açıkça göstermektedir. Tarihi bir olay olmasına rağmen, bu sahne kitabın en çarpıcı ve unutulmaz bölümlerinden biri olarak hafızamda yer etti. Okurken bir ara verme ihtiyacı duydum ve yanlış okuma ihtimalime karşı tekrar tekrar okudum. Genel olarak eser, Şah İsmail'in kişiliğini, siyasi dehasını ve yaşadığı dönemin sert gerçeklerini anlamak isteyenler için düşündürücü bir tarih kitabıdır.
Son Kızılbaş Şah İsmailTufan Gündüz · Yeditepe Yayınevi · 2015429 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gerçek liderlik zorbalık değil, meşruiyet üretme yeteneğidir.
10/10
·549 syf.··
2026 8. kitabı
Malevil: Dünyanın Sonundan Çok İnsanlığın Yeniden Başlangıcı Bazı kitaplar vardır; onları bitirdiğinizde hikâyeyi değil, fikirleri düşünmeye devam edersiniz. Robert Merle’nin Malevil romanı benim için tam olarak böyle bir kitap . İlk bakışta sıradan bir kıyamet sonrası romanı gibi anlaşılıyor. Nükleer bir felaket yaşanır, dünya yıkılır ve hayatta kalan insanlar yaşam mücadelesi verir. Ancak kitabı okudukça anlıyorsunuz ki Merle’nin asıl derdi dünyanın nasıl yok olduğu değil, insanlığın sıfırdan nasıl yeniden ayağa kalkacağı. Romanın en etkileyici yanı, medeniyet dediğimiz şeyin aslında ne kadar kırılgan olduğunu göstermesi. Bugün hayatımızın vazgeçilmez parçaları olan devlet, hukuk, elektrik, iletişim ve ulaşım ağları birkaç dakika içinde ortadan kalkıyor. Geriye ise yalnızca insan kalıyor. İşte asıl soru burada başlıyor: İnsan, elindeki tüm teknolojik ve kurumsal araçlar yok olduğunda nasıl bir toplum kurar? Malevil’de hayatta kalan insanlar yalnızca yiyecek bulmaya çalışmıyor. Aynı zamanda yeni bir düzen kurmaya çalışıyorlar. Bu nedenle roman bana bir macera hikâyesinden çok bir siyaset ve toplum felsefesi denemesi gibi geldi. Robert Merle, karakterleri üzerinden farklı yönetim biçimlerini, liderliği ve iktidarın kaynaklarını sorguluyor. Romanın merkezindeki Emmanuel Comte karakteri özellikle dikkat çekici. Günümüz popüler kültüründeki kıyamet sonrası kahramanlar gibi kaba kuvvetle öne çıkan biri değil. İnsanları ikna edebilen, güven veren ve ortak amaç etrafında toplayabilen bir lider. Onun karşısında ise dini kullanarak korku üzerinden otorite kuran Fulbert bulunuyor. Aslında romanın gerçek çatışması da burada yatıyor. Bir tarafta iş birliği ve rıza üzerine kurulu bir toplum modeli, diğer tarafta korku ve dogma üzerine inşa edilmiş bir düzen. Malevil’i benim
Edebiyat
KıyametRobert Merle · Doğan Kitap · 200438 okunma
Çin’in Karanlık Tarihi
Puan vermedi·224 syf.··
2026 38. kitabı
Antik Çağlar’dan günümüze kadar Çin sınırları üzerindeki hükümdarlıkların ve hükümdarların başa geçmek için yürüttüğü entrikalar ve yönetim mücadelelerini örneklerle ele alan genel bir kitap.
Çin'in Karanlık TarihiMichael Kerrigan · Vadi Yayınları · 20242 okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 07:02
Bazı kitaplar yalnızca geçmişi anlatır, bazıları ise bugünü sorgulatır. Aristoteles’in Atinalıların Devleti tam olarak ikinci gruba giriyor. Kitabı okurken sadece Atina’nın yönetim biçimini öğrenmedim; insanların yüzyıllar önce de adalet, iktidar ve yönetim sorunlarıyla mücadele ettiğini gördüm. Aristoteles, Atina’nın siyasi yapısını kuru bir tarih anlatımıyla değil, adeta bir gözlemci titizliğiyle aktarıyor. Kanunların nasıl ortaya çıktığını, yöneticilerin nasıl seçildiğini ve devlet düzeninin zaman içinde nasıl değiştiğini okurken, bugünkü yönetim anlayışlarının köklerini de fark etmek mümkün oluyor. En çok dikkatimi çeken nokta ise, devletlerin ve toplumların aslında insan doğasından bağımsız olmadığını hissettirmesiydi. Yüzyıllar geçse de güç, adalet ve yönetim tartışmalarının pek değişmediğini görmek düşündürücüydü. Siyaset, tarih ve felsefeye ilgi duyanlar için kısa ama etkisi uzun süren bir eser. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda sadece Atina kalmıyor; kendi çağınızı da sorgulamaya başlıyorsunuz. Aristoteles Atinalıların Devleti Arvas
Atinalıların DevletiAristoteles · İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,430 okunma
Yalnızca Bir Salgın Hikayesi Değil
Puan vermedi
Orhan Pamuk’un Veba Geceleri adlı eseri, bana bir yazar olarak yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir vicdan muhasebesi gibi görünüyor. Pamuk’un kaleminde tarihsel olayların kurguyla birleşmesi, bana adaletin ve hakikatin nasıl bir edebi zeminde yeniden üretilebileceğini düşündürüyor. Kitabın künyesi, Osmanlı’nın son dönemlerinde kurgusal bir ada olan Minger’de veba salgınıyla birlikte yaşanan toplumsal ve siyasal dönüşümleri anlatıyor. Bu bağlamda eser, yalnızca bir salgın romanı değil; aynı zamanda devlet, otorite, halk ve birey arasındaki ilişkilerin derin bir çözümlemesi. İşte bu noktada, benim için en çarpıcı olan Pamuk’un şu satırlarıdır: “Veba yalnızca insanları öldürmüyor, devletleri de çökertiyor.” Bu cümle, adaletin ve yönetim anlayışının kriz anlarında nasıl sınandığını gösteriyor ve benim için Hz. Ali’nin adalet anlayışını hatırlatan bir uyarı niteliği taşıyor. Pamuk’un olay örgüsü, salgının yayılışıyla birlikte halkın korkularını, yöneticilerin çaresizliğini ve bürokratik düzenin çöküşünü gözler önüne seriyor. Ancak bu anlatı, kuru bir tarihsel aktarım değil; sosyolojiyi, dili ve kültürel mirası bir bütün halinde ele alan bir bakış açısına sahip. Bu yönüyle bana kendi yazın disiplinimi hatırlatıyor: olayları yalnızca kronolojik bir sırayla değil, toplumsal bağlamlarıyla birlikte değerlendirmek. Pamuk’un romanında halkın eğitime, liyakate ve kültüre olan ihtiyaçlarının altını çizmesi, benim yıllardır savunduğum entelektüel standartların önemini bir kez daha doğruluyor. Çünkü salgın yalnızca bir hastalık değil, aynı zamanda cehaletin ve liyakatsizliğin de bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Eserin güçlü yönlerinden biri, Pamuk’un aristokratik bir mesafeyle değil, halkın içinden bir gözlemci gibi yazmasıdır. Bu tavır, benim Safranbolu’da halkla iç
1000Kitap
Veba GeceleriOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20218,7bin okunma