İNCELEME HAKKINDA UYARI:
1- Spoiler içerir.
2- Oldukça uzun ve ayrıntılıdır.
Abartıldığı kadar iyiyse övmek, abartıldığının birazı kadar bile iyi değilse gömmek için okuduğum kitaplardan bugün Quicksilver ile beraberiz. İncelemenin başlığından da anlaşıldığı üzere kitabın tam bir “zort” olduğunu söyleyebilirim.
Gömülecek o kadar çok şey var ki (kitabın tamamı desem???) birbirine karıştırmadan nasıl yazacağım bilmiyorum. Ana karakterden başlayarak bodoslama dalacağız artık, napalım?
Ana karakterimiz, aynı zamanda hem mavi gözleri ve kuzguni saçlarıyla çok güzel hem de davranışlarıyla tam bir baddie olan Saeris; Zilvaren’in en usta hilebazı, aynı zamanda harika dövüşüyor ve oldukça agresif (+ yatakta bir harika). Öyle ki hana girdiği anda herkesin gözleri ona döner ve etrafta dedikoduları dönmeye başlar. Adını bilmeyen yoktur. Şehirdeki en kötü şöhretli kumarbaz, dolandırıcı ve kaçakçı olan kötü kalpli ama bir o kadar da yakışıklı Carrion Swift’le yatar. Konuşurlarken adamı sürekli olarak tersliyor ve ondan nefret ediyor gibi davranıyor olabilir ama aynı zamanda ne kadar etkileyici biri olduğundan da bahsetmesi de bu işin tuzu biberi elbette. Bakır saçlı, mavi gözlü, güzel yüzlü, geniş omuzlu, özgüvenli ve elbette o kadar uzun ki her zaman ortamdaki en uzun kişiden bile EN AZ OTUZ SANTİM uzun.
Ama bu erkeğimiz hikayemizin ana erkek karakteri değil. Bunu anlamak için saç rengine bakmanız bile yeterli. Dikkat ederseniz siyah değil, bakır. Karanlık bir aurası yok, daha çok etrafına ışık saçıyor gibi görünüyor. Kendisi kitapta bayağı gördüğümüz bir karakter ama bunu ayrıntılı olarak sırası geldiğinde konuşacağız, o yüzden ismini aklınızda tutun. Şimdi kendisine küçük bir ara verip tekrardan ana karakterimize odaklanmamız gerekiyor. Kendisi anlat anlat bitmiyor