Puan vermedi·143 syf.··
2026 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 14:42
90'ların başında biri komünist, diğeri ehl-i tarîk olan iki dayım vardı, benden 6-7 yaş büyükler.Beraber büyüdük sayılır...İkisi de taban tabana zıt fikirleriyle beni etkilemeye çalışırlardı, ben de çocuk halimle rüzgar nereden eserse öyle takılırdım:) Ahmet Kaya ve Edip Akbayram dinlerdik küçük olanla, büyük bir ciddiyetle defalarca çevirirdik kasetleri... Şimdi o şarkıların sözlerini şiir halinde okumak çok kiymetli bir deneyim oldu benim için. Memlekette de , şahsi hayatlarımıza da o köprülerin altından çok sular geçti ama ben hiç kopamadım Ahmet Kaya'dan ve şarkı sözlerinin yazarı Yusuf Hayaloğlu'ndan... Hey koca Yusuf! Yusuf'cuk, ah yusufçuk! Rüzgarlara savurdun hep, şarkını. Herkesten saklandın, Her şeye gücendin durdun. Yoruldun, İflah etmezsin sen. Ömrün gitti bir yana Hüznün gitti bir yana, Şiirin kaldı ortada... Yusuf Hayaloğlu Gözleri İntihar Mavi
Gözleri İntihar MaviYusuf Hayaloğlu · Ağaç Kitabevi Yayınları · 20091,213 okunma
Kendinle konuşmayı öğrendiğinde dünya değişir.
10/10
·288 syf.··
2026 23. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 13:28
Kitabın en güçlü yanı, bağırmadan konuşması… Sana büyük hayat dersleri vermeye çalışmıyor. Küçük cümlelerle insanın kalbine dokunuyor. Özellikle sürekli yetişmeye çalışan, zihni yorulan, içi sessizce tükenen insanlar için adeta bir durak gibi. Yazarın dili çok sakin. Bir öğretmen gibi değil, seni anlayan biri gibi yazıyor. Yargılamıyor. “Neden böyle hissediyorsun?” demek yerine, “Yoruldun biliyorum.” hissi veriyor. Bu yüzden kitap birçok okuyucuda huzur ve hüzün duygusunu aynı anda bırakıyor. En etkileyici taraflarından biri de yalnızlık, kaygı, ilişkiler ve başarı baskısı hakkında söyledikleri. Özellikle şu düşünce kitabın ruhunu taşıyor: “Dinlenmek tembellik değildir. Bazen ruhun da nefese ihtiyacı vardır.” Kitap aslında yavaşlamayı değil, fark etmeyi öğretiyor. Çünkü insan bazen çok hızlı yaşarken: sevildiğini, kırıldığını, yorulduğunu, hatta mutlu olduğunu bile fark edemiyor. Eleştirisel açıdan bakarsam; bazı okuyucular kitabı fazla “basit” bulabilir. Çünkü edebi olarak çok ağır bir anlatımı yok. Ama bence gücü tam da burada. Karmaşık hayatlara sade cümlelerle dokunabiliyor. Her cümle altı çizilecek kadar derin değil belki ama bazı cümleler tam doğru zamanda insanın içine işliyor. Kitabı okurken insanın içinde şu his oluşuyor: “Birileri beni uzun zamandır ilk kez sakinleştirdi.” Ve sanırım kitabın asıl başarısı da bu. Kitaplarınızın bol olması dileğiyle keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.
Yalnızca Yavaşladığında Görebileceğin ŞeylerHaemin Sunim · Pegasus Yayınları · 20171,403 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Açık denizde tansiyonu düşer de fenalaşır diye korktuğum ihtiyar!
10/10
·136 syf.··
2025 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2025 00:00
Selamlar, karanlığa sinenler ve ışığın onu bulmasını dileyenler... Saat 05.54 umarım keyifler yerindedir! Herkes uyurken yine biz bizeyiz, ay ışığında bir satır arasında daha buluştuk. Öyleyse hemen incelemeye geçiyorum. Hemingway, bu kitapta insanın kendiyle iletişim kurma biçiminin aslında ne kadar da elzem olduğunu anlatmış bana kalırsa. Sanki, "Yalnızlığınız, doğru kullanmayı bilirseniz en yakın dostunuz olabilir." diye bas bas bağırmış adam. Yaşlı Adam ve Deniz'in basit ama derin bir hikayesi var. Anlatımı yalın ve net -kaldı ki belki de bu yüzden bu kadar etkileyicidir- bitirdiğimde benim üzerimde tokat etkisi yapmıştır. Aynı zamanda sakin ama akıcı bir kitap olduğu için okurken zorlanmazsınız. Bir tık ağır ilerlediği için herkese hitap etmeyebilir ama okuduğunuzda "İyi ki okudum bu kitabı" dedirtebiliyor size. Derin düşünenlerin, içinde kendinden parçalar bulabileceği bir balıkçı hikayesi. Kısaca konusundan bahsetmem gerekirse ihtiyar bir balıkçının tek başına denize açıldığı günleri okuyoruz. Tuzlu suyun kokusundan tutun, teni yakan güneşin sıcaklığına kadar oradaymışım gibi hissettim. Santiago eski gücünde değildi, talihsizdi ve yalnızdı ama tüm bunlara rağmen azmini hiç kaybetmiyordu. Düşünsenize sonuçta insan tek başınayken karamsarlaşmaya ne kadar da meyillidir ancak deniz, Santiago'yu yıldıramadı. Bu noktada ben denizi, fırtınayı ve köpek balıklarını kader gibi görüyorum veya kadere inanmıyorsanız hayatımızdaki engeller de diyebiliriz buna. Bazen her şey çok kötü gider ve insanın umudu körelir, savaşında yaş aldıkça bitkin düşer. Ama Yaşlı Adam bunun gerçekten zıttıydı ve onun umudunu iliklerinizde hissedebiliyorsunuz. Belki de yüzünüzü tebessüm ettirecek ne mi var? Evet ilginç gelecek ama, Santiago, tutacağı balığa karşı bile şefkat
Edebiyat
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541,1bin okunma
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 102. kitabı
Bazı kitaplar vardır; size bir hikâye anlatmaktan çok, ruhunuzun sessizce yanına oturup “yoruldun biliyorum” der… Ruhum Mutlu Kal tam olarak böyle bir kitap oldu benim için. Ahi Aratoğlu’nun kaleminde insan, kendi iç dünyasına doğru sakin ama derin bir yolculuğa çıkıyor. Kitap boyunca mutluluğun dış dünyada değil; insanın kendisiyle kurduğu bağda saklı olduğunu hissediyorsunuz. Özellikle “İnsan insanı en çok inandığı yerden kırıyor.” cümlesi kitabın ruhunu en iyi anlatan satırlardan biriydi benim için. Bu eser; kırılmanın, yorulmanın ve bazen sadece durup nefes almak istemenin ne kadar insani olduğunu hatırlatıyor. Yargılamadan, acele etmeden, insanın kendi ruhuna şefkat göstermesi gerektiğini fısıldıyor. Farah’a yazılan kısa deyişler ise kitaba ayrı bir samimiyet katmış. Okurken sanki biriyle dertleşiyormuş hissi oluşuyor. Benim için bu kitap, karmaşık hayatın içinde küçük bir iç huzur molası gibiydi. Altını çizdiğim o kadar çok cümle oldu ki… Bazı satırlarda durup uzun uzun düşündüm. Eğer siz de son zamanlarda ruhen yorulduğunuzu hissediyorsanız, kendinize biraz sakinlik ve anlayış hediye etmek istiyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz. “Dünya ne kadar karmaşık olursa olsun, insan ruhunu iyileştirmeyi seçebilir.” Peki sizin ruhunuza en iyi gelen kitap hangisi?
Ruhum Mutlu KalAhi Aratoğlu · Flora Yayıncılık · 202521 okunma
İnsanın En Büyük İhtiyacı: Anlaşılmak
Puan vermedi·248 syf.··
2026 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 23:49
Bazı insanlar kalabalıklar içinde kaybolur; en acısı da bunun kimsenin fark etmemesidir. Kimisi bu duyguyu çok daha yoğun yaşar. Davranışlarıyla “Ben yalnızım.” diye haykırır ya da bazen hüzünlü bakışlarla anlatmaya çalışır yalnızlığını. Altı Harfli Bir Tatlı romanı da bu yalnızlığı anlatıyor. Kitabın baş karakterleri Meltem ile Selime Teyze. İki farklı yaşam, yaşanılan benzer hüzünler… Bir tarafta kimsesiz yalnızlık, diğer tarafta terk edilmiş yalnızlık. Meltem kimsesiz kalmış. Anne sevgisini, baba şefkatini hissedememiş; bu eksikliği bir türlü tamamlayamamış. Geçmişe saplanıp kalmış. Diğer karakterimiz Selime Teyze ise şimdinin yalnızlığı içinde hapsolmuş; fark edilmeyi, anlaşılmayı bekliyor. Çocukluk ve yaşlılık dönemleri aslında birbirine benzer. İki dönemde de insanlar ilgiye, sevgiye ve şefkate ihtiyaç duyar. Özellikle yaşlılar, hayatın içinde kendilerini daha yalnız hisseder. Herkes bir yerlere koşuştururken, onlar hayatın verdiği yorgunlukla bir köşeye çekilmiş, kendi başlarına yaşamaya çalışır. Çoğu zaman kimse onları gerçekten görmez. Konuşurlar ama duyulmazlar, görülürler ama fark edilmezler. İşte bu durum onları derinden üzer. Çünkü düşünsenize; bir zamanlar hayatın içindeyken, bir şeyler üretirken, fikirlerine danışılırken… Bir anda “yoruldun”, “hasta oldun”, “evinde dinlen” denilerek sessizce hayatın dışına itilirler. Adeta ölümü beklemeleri istenir. Oysa insan, dinlenilmediği ve anlaşılmadığı zaman hayatta gerçekten mutlu olamaz. Roman da Selime Teyze karakteriyle bize tam olarak bu duyguları hissettiriyor. Gerçekten birbirimizi anlıyor veya anlamak için çaba sarf ediyor muyuz? Karşı tarafı dinlemeden nasıl anlayabiliriz ki? Çoğu zaman kendimizi bile duymuyor ve dinlemiyoruz. Haz ve hız çağında yaşıyoruz. Kendimizi fark edecek vaktimiz bile kalmıyor.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 00:00
Beni başka bir bene eviren, bu yolu kalbime ve ruhuma üfleyen güzel kitap. İyi ki yolumuz kesişti Yolu sevgiden geçen herkesin ışığı bol olsun. Kendine şefkati öğrenmeye çalışan ruhum, biliyorum yoruldun ama unutma ki bugün yanan bu ışık hiç sönmeyecek, aksine güçlenip yolunu aydınlatacak
Elbet Açacak İçimdeki NilüferDidem Ergin · Nemesis Kitap · 202443 okunma