Eveet, uzun süredir buraya gelmemiştim çünkü uzun süredir bir kitabın sonunu görmeyi başaramadım. Kitabı az önce bitirdim ve buna yorum yapmaya başlamadan önce ilk kitabına yazdığım şeylere baktım. İçimden bir hisin ikinci kitabı daha çok seveceğine dair bir şey söylemişim ve tamda dediğim gibi oldu. İlk kitaptan daha çok sevdim, daha çok aktı. İlk kitapta 100 sayfa akmadığından ve alinle olan kısımların beni bunalttığından dolayı yakınmışım. Bence ikinci kitapta bunların azalması ve Aral'la Lina'nın artık yakınlaşma evresine geçmesini okumak daha çok beğenmemi sağladı. İlk kitap gizemlerin önümüze koyulması, travmaların kaosun eksik olmamasıyla geçerken bu kitapta da yine arka planda gizemler kaoslar devam ederken bu sefer ikilinin hisleri yakınlaşmaları tam olarak süslemiş kitabı. Aral'ın çevresinin dahil olduğu kısımlar gerçekten kitapta okumayı en sevdiğim ve en eğlendiğim kısımlar oluyor. Yazar öyle bir yazmış ki o arkadaşlık bağları, samimiyeti, sıcaklığı hissediyorsunuz. Çok keyifli okudum, normalde slowburn sevmem, çok hızlı giden işleri de sevmem yazar bu kitapta ortayı bayağı iyi ayarlamış. Kesinlikle üçüncü kitaba geçeceğim lakin araya başka okumak istediğim şeyleri sıkıştırmayı planlıyorum önce. Şimdilik bazı insanlar böyle yaşar evrenine ufak bir mola verip, okumanızı da tavsiye ederekten yorumumu burada sonlandırıyorum. Gitmeden de değinmek istediğim bir nokta var, o da yazarın yazım tarzını çok beğenmem. Lina'nın özellike "yapmasındı" "üzülmesindi" gibi gibi 'dı' 'di' diye bahsetmesi, düşünmesi çok hoşuma gidiyor. Yazarın kendine has bir yazım tarzı var ve ben beğendim. Bu da küçük bir detaydı işte:)