Puan vermedi·363 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:33
pekâlâ, zamanında potterhead olmayı seçtiğim için kendimden utanıyorum. pjo evrenine girmek için geç kaldım mı? sanmıyorum. gerçi, Percy'den yedi yaş büyük biri olarak okumak delicesine moruk hissettirdi. uzun lafın kısası, cidden beni içine çeken, çocuk kitabı olarak adlandırılmasından çok mitoloji kitabı olmaya layık ve zekice kurgulanmış bir kitap. mitoloji sevenler zorlanmazlar, ki zorlanılacak bir şey yok çünkü kitabın dili açıklayıcı ve basit. ters köşeler hoşuma gitti, tanrıların iyi yansıtılması da gayet iyiydi. serinin devamını bu yaz okuyup bitirmeyi düşünüyorum, annabeth gibi harika bir karakterle tanıştığım için bu kitaba minnettarım. teşekkürler percy aka yosun kafa
Şimşek HırsızıRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20159,8bin okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2026 448. kitabı
Ölüme Fısıldayan Adam, Büşra Yılmaz’ın gençlik edebiyatında geniş bir kitleye ulaşan, acı, kayıp ve sevgi temalarını merkezine alan oldukça popüler bir dram romanıdır. Geçmişin ağır yükleri ve travmaları nedeniyle hayatına son vermek isteyen Yosun ile gizemli, karanlık ve ölüme meydan okuyan Özgür’ün yollarının kesişmesini konu alır. Yazar, iki yaralı ve sınırda yaşayan karakterin birbirlerinin dünyasında buldukları teselliyi, aidiyeti ve yıkıcı aşkı melankolik, yoğun ve şiirsel bir dille okuyucuya aktarıyor.
Ölüme Fısıldayan AdamBüşra Yılmaz · Epsilon Yayınları · 202014,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
KEŞKE OKUMAK İÇİN BİR YIL BEKLEMEMESEYMİŞİM
Puan vermedi·552 syf.··
2026 44. kitabı
Bu kitabı okuyalı aslında gerçekten bayağı bir zaman oldu. Ama dönüp profilime baktığımda, hayatımda bu kadar özel bir yeri olan, en sevdiğim serinin ikinci kısmının ilk kitabı hakkında hiçbir şey yazmadığımı fark ettim. Burası benim kitap günlüğüm gibiyse, bu başlangıcın incelemesi burada kesinlikle durmalıydı. Yazmasam eksik kalacaktı, o yüzden biraz nostalji yapıp o dönem hissettiklerimi buraya aktarmak istedim. Ben bu kitabı Şimşek Hırsızı serisinden bayağı bir sonra okudum, 1 yıl falan sonra olabilir. NİYE BÖYLE Bİ MALLIK YAPTIM BİLMİYOM keşke okumak için o kadar zaman beklemeseymişimmm☆ Kitabın başında Percy’yi göremeyince, hatta adını bile duyamayınca açıkçası biraz modum düşmüştü. Büyük Kanyon'daki o fırtına ruhları (Anemoi Thuellai) saldırısıyla başlayan kaosta, Jason'ın elindeki madeni paranın birden kılıca dönüşmesini ve havayı kontrol etmesini izlerken bile aklım hala Percy'deydi. Yalan yok, ilk birkaç bölüm boyunca hep bir önyargı vardı içimde; sürekli " yosun kafa nerede?" diye söyleniyordum qwqwqwwq. Ama Rick Riordan ’ın anlatımı öyle bir şey ki, insanı bir şekilde o hikayenin içine çekmeyi her zaman başarıyor. Hikaye ilerledikçe, karşımıza çıkan o yeni üçlüye (Jason, Piper ve Leo) yavaş yavaş, hiç fark etmeden çok ısındım. Bu kitapta Rick Riordan anlatım tarzını da değiştirmişti; tek bir karakterin ağzından okumak yerine, her bölümde farklı bir karakterin kafasının içine giriyorduk. Bu teknik, karakterleri çok daha yakından tanımamı ve onlarla bağ kurmamı inanılmaz kolaylaştırdı. Karakterlerin ve o tehlikeli görevlerin bendeki yeri hala çok ayrıdır: Jason: Çocuk hiçbir şey hatırlamadan, geçmişi silinmiş bir şekilde bir okul otobüsünde uyanıyor ama o kadar güçlü ki... Rüzgarları yönlendirmesi, yıldırım çağırması ve o meşhur altın parası (Ivlivs) ile dövüşürken
Alıntı
Kayıp KahramanRick Riordan · Doğan Kitap · 20183,197 okunma
10/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2026 137. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:04
YOSUN Aişenur Halidi Tek bir günah, iki farklı hayat… Merhaba sevgili kitap dostlarım, bugün sizlere sadece bir hikâye okumadığım, aynı zamanda karakterlerin yaşadığı acıyı, çaresizliği ve yeniden ayağa kalkma mücadelesini derinden hissettiğim bir kitapla geldim. İşlediği konuyla gerçek hayatın sert yüzünü gözler önüne seren, her cümlesinde insanı düşündüren ve son sayfasına kadar merak duygusunu canlı tutan etkileyici bir roman. Her şey aslında tek bir gece işlenen günahla başlıyor. Melda, yaşadığı travmaların, Şenol’un acımasızlığının ve İnci halasının yıllarca ona hissettirdiği yetersizlik duygusunun altında ezilmiş bir kadın. Şenol ise o gecenin pişmanlığıyla yaşayan, mükemmel bir evlat olmak için yetiştirilmiş ancak yaptığı tek bir hatayla kendi benliğini kaybetmiş bir adam. Bu iki insanı birbirine bağlayan tek şey ise kızları Aslı. Fakat Aslı bile onların özgürce sahip olabildiği bir mutluluk olamıyor. Çünkü karşılarında, gücü ve kontrolü hayatının merkezine koymuş olan İnci var. Ancak İnci’nin kusursuz görünen dünyası, yosun yeşili gözlere sahip küçük Nil’in hayatlarına girmesiyle sarsılmaya başlıyor. Henüz on yaşında olmasına rağmen görünmeyeni gören, duyulmayanı duyan Nil, İnci’nin yıllardır sakladığı gerçekleri sezerek onun yenilmez görünen zırhında ilk çatlağı oluşturuyor. Yazar; travma, suçluluk, aile bağları, güç savaşları ve iyileşme temalarını başarılı bir şekilde işlerken karakterlerin iç dünyalarını da etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Kitabın merkezinde ağır ve sarsıcı olaylar yer alsa da hikâye yalnızca acıya değil, yeniden güç bulmaya, umut etmeye ve hayata tutunmaya da odaklanıyor. Duygusal yoğunluğu yüksek, karakterlerin yaşadıklarını uzun süre aklınızdan çıkaramayacağınız ve okurken birçok farklı duygu yaşayacağınız bir kitap
YosunAişenur Halidi · Verno Kitap · 20261 okunma
Hepimiz, her şeyde aşağı yukarıyız!
9/10
·104 syf.··
2026 83. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:16
Eser efsane bir düşüşü, karakterin bir dosta anlatması söylevinde, size anlatıyor insanlar.. Yüksekte, en yüksekte ki insanoğlunun, kendini çözümlemesi ârı bir dille, yakarak anlatılıyor bir ceza yargıcı tarafından.. Bayıldım.. Okurken, herkes kendinden bir parça bulacaktır eminim.. Özellikle önemsemek ve duyumsamak zincirleri altında.. Baptiste, bir kızın ölümüne seyirci ve sessiz kalarak başlıyor düşüşe.. Ben, kendini iyilik ve vicdan timsali sanan ben, bıraktım, aktı gitti o kız diyor.. Çözülme buradan itibaren başlıyor.. Eserde ki ana tema : Yargılanmamak adına iyi oluyoruz, yargılanmamak adına suç işlemiyoruz. Aslında hepsi içimizde ama biz bir kesim tarafından yargılanmamak için iyiyiz'di bence.. Baktığım da ; Camus'un yargıları keskin ama gerçek.. Biz insanlar, buyuz.. Böyle olunca, mademki hepimiz yargıcız, o halde hepimiz birbirimize karşı suçluyuz, hepimiz kendi berbat tarzımıza göre İsa’yız, bir bir haça gerilmişiz, ama yine bilmeden. Düşüş İnsan önce, çıkar. Yükseğe en yükseğe, sonra bir şey olur ve anlar ki yükseklerde uçuşan güvercinler kadar bile bir değeri yoktur yaşamın... Güvercinler özgürdür. İnsan hep tutsak ve sarsak.. Bu sarsaklığı anımsamak güzeldi benim için.. Bir Düşüş'e düştüm arkadaşlar.. Yerinde saymakta zaten bize ters. Düşmelere, kalkmalara ama hep yaşamalara.. Camus hayranlığım git gide artıyorken, naçizane okumalısınız diyorum eseri.. İnsan yalnızlıkta, yorgunluk da eklenince buna, kendini seve isteye peygamber yerine koyuyor. Ne de olsa, halim ortada benim, çürümüş taşlar, sisler ve sularla kaplı bir çöle sığınmış biri, basbayağı zamanlara özgü içi boş peygamber, sırtı bu yosun tutmuş kapıya yapışmış, parmağı alçak bir gökyüzüne doğru kalkmış, hiçbir yargıya tahammül edemeyen, yasasız insanlara ilenip duran, kafası
Edebiyat
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 26. kitabı
“Kostantiniyye elbet fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur” hadisi şerifi, asırlarca İslam dünyasının en büyük ideallerinden biri olmuştur.O övgüye mazhar olabilmek için bir çok komutan defalarca İstanbul’u kuşatmıştır ama Fatih Sultan Mehmet’e nasip olmuştur.(Nasıl harikasın sen) Tabiki atalarımız fethettikleri şehirlere sahip çıkıp onarmışlar ve ellerinden geldiğince değişiklik yapmamışlar.Konstantini Theodoru Sofiayı ve Fatih Sultan Mehmet’imizi selamlayan ve o günlere şahitlik eden o tarihi kapılara dokunabilmeyi, hissedebilmeyi etimle kemiğimle çok istedim sayfaları bir bir çevirirken. Uzun uzun incelemeyi, o manevi atmosferi teneffüs edip ciğerlerimi o yosun kokan oksijenle doldurabilmeyi ne çok istedim.İstanbul yaşanması zor ama bir o kadar da güzelliğiyle büyüleyici bir şehir benim için. Hem korkmuşumdur ondan ama hem de çok sevmişimdir İstanbul’u.O kapıları tahayyül etmeye çalıştım acaba birbirlerine yakın mı yoksa uzak mı bilemiyorum.Savaşı savunması o yılları gözümde canlandırmaya çalıştım ama kafamda oturmayan şeyler oldu.Görsem belki daha iyi olurdu. Neyse nasip. İnşallah bir gün
Payitahtın KapılarıTalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 202553 okunma