Yusuf Kaan

Yusuf Kaan
dum spiro, spero
Mart Tavşanı ciddi ciddi, Alice'e, ''Biraz daha çay alın'' dedi. Alice gücenik bir sesle, ''Zaten bir şey almadım ki daha alayım!'' dedi. Şapkacı söze karıştı ''Nasıl daha az alayım demek istiyorsunuz galiba. Çünkü 'hiçten' daha fazla alınabilir pekâlâ.''
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Alice "Benim deliler arasında ne işim var?" dedi. Kedi yanıtladı: "Başka ne yapacaksın? Burada herkes, hepimiz deliyiz. Ben de. Sen de." Alice "Benim deli olduğumu ne biliyorsun?" diye sordu. Kedi "Herhalde delisin" dedi "Yoksa buraya gelir miydin?"
Sayfa 49
Hz. Ömer (r.a), Ebû Ubeyde b. Cerrâh'a (r.a), "Haydi evine gidelim" dedi. "Evimde ne yapacaksın? Üzerime göz yaşlarını mi akıtacaksın?" Birlikte Ebů Ubeyde'nin (r.a) evine vardılar, orada dünyalık bir şey bulamadı halife. "Senin erzakın nerede? Bir eyer, bir su kırbası ve bir tastan başka bir şey göremiyorum! Sen komutansın, senin yiyeceğin yok mu?" Ebú Ubeyde, kalktı bir küp getirdi, elini içine soktu, ekmek kırıntılarını çıkardı. Hz. Ömer (r.a) o an, göz yaşlarını tutamadı, Ebů Ubeyde, "Ben sana, üzerime göz yaşlarımi mı dökmek istiyorsun, diye sormamış mıydım? Ey müminlerin emîri insana az miktarda geçimlik yeter ..." dedi. Onlar ancak birbirlerinin hallerinden anlarlardı. Bu ruh birlikteliği onları hem güçlü kalıyordu, hem de başarıdan başarıya götürüyordu. Ehi Ubeyde, bulunduğu görevde önemli fetihlerde yer almış, büyük ganimetler elde edilmiş, dünyalık hiçbir şeye tamah etmemiş, bir varlık sahibi olmamıştı. Kendi hakkını fakirlere dağıtıyordu. Sevgili'nin has bakışından gelen bir bakıştı bu. Halife böyle bir durumda ağlamayıp da ne yapacaktı.
Sayfa 452
Din
Doğuştan donanım ile edinilmiş donanımın veya kalıtım ve çevrenin belli davranışları tayin etmedeki göreli katkısı yıllarca heyecanlı tartışmalara yol açmıştır. Sorun çoğu zaman doğuştan donanıma karşı edinilmiş donanım veya kalıtıma karşı çevre şeklinde ifade edilmiştir. Bunların birbirine “karşı”lığı tartışma konusu olmuştur, çünkü kişiler yalnız birinin davranışı tayin ettiğini ileri sürmüşlerdir. Bazı kişiler, bireye özgü kalıtımsal yapının kişiliği tayin ettiğini iddia ederken, diğerleri, bunun karşıtı olan görüşü savunarak, kişilerin kalıtım yönünden aşağı yukarı eşit olduğunu, kişiliğin çevre tarafından tayin edildiğini iddia etmişlerdir. Fakat böyle tartışmalar verimsizdir, çünkü gerçekte kalıtım ve çevre veya doğuştan donanım ve edinilmiş donanım kişinin yetenek, beceri ve psikolojik özelliklerini birlikte biçimlendirmektedir. Sorun bunlardan birini seçmek değil, davranışları tayin etmede her birinin katkısını görebilmektir.
Eğitim
Kalıtımsal açıdan ayrıntılı biçimde araştırılan ilk psikolojik treyt zeka olmuştur. Zeka, zihinsel (intellectual) becerilerin tümü olarak tanımlanabilir. Başka bir deyişle kişinin öğrenmiş olduğu her şey ve şimdiki öğrenme yeteneği bu tanıma girmektedir (Humphreys, 1971). Zeka testleri, bu beceri ve yeteneklerin bir örneklemini ölçen maddeleri içerir. Bireyin böyle bir testten aldığı puan, onun tüm repertuarının bir tahmini olmaktadır. Bu nedenle, zeka puanının, kişinin tüm zihinsel yeteneğinin bir ölçümü olduğu ileri sürülmektedir. Sözü edilen test puanı, zeka bölümü (ZB) (intelligence quotient : IQ) olarak belirtildiğinde, kişinin yeteneği, aynı yaştaki diğer kişilerle karşılaştırabilmektedir.
Eğitim