Ercan Kesal’ın Peri Gazozu, bir yandan çocukluğumuzu, masumiyetimizi ve geçmişe dair pişmanlıklarımızı anlatırken, bir yandan da yaşadığımız dönemin toplumsal ve siyasi çalkantılarına, insanın içsel dünyasında bıraktığı izlere ışık tutuyor. Kesal, sadece bir yazar değil, bir doktor olarak da toplumun derin yaralarına tanıklık etmiş bir isim. Bu kitabında, hem bir bireyin içsel yolculuğunu hem de toplumsal dönüşümün etkilerini ele alıyor.
Kesal’ın memleketi Avanos, kitabın bir parçası haline geliyor. Avanos’un küçük ama derin sokaklarında büyüyen bir çocuk olarak, Kesal hayatın tüm karmaşasını, insan ilişkilerinin uç noktasına kadar yaşadığı bir yerden bakıyor. Avanos, bir anlamda kitabın ruhunu taşırken, yazarın bu kasaba üzerinden yaşadığı toplumsal değişimlerin, köy hayatının ve bölgesel farklılıkların ne kadar etkili olduğunu da vurguluyor. Bu kasaba, sadece bir yer değil; Kesal’ın kişisel gelişimi ve ruhsal dönüşümünün şekillendiği bir alan. Buradaki yaşam, bir yandan köyün geleneksel yapılarıyla, bir yandan ise modernleşme sürecinin yarattığı çatışmalarla karşı karşıya kalıyor.
Kitapta, Kesal’ın doktorluk yıllarına dair izler de var. Kesal, bir doktor olarak yaşamın acımasız yanlarına tanıklık etmiş biri. Sadece hastalarını değil, toplumun yaşadığı travmaları, kayıpları ve çöküşleri de gözlemlemiş. Doktorluk, Kesal’ın anlatımını bir anlamda derinleştiriyor, çünkü bir doktorun her gün karşılaştığı ölüm ve yaşam, insanın içindeki korkuları ve pişmanlıkları daha derinden hissetmesine yol açar. Peri Gazozu, sadece bireysel bir hesaplaşma değil, aynı zamanda bir doktorun yaşam ve ölümle olan derin ilişkisini, vicdanını sorgulamasını anlatan bir öyküye dönüşüyor.
Bir yandan da Kesal’ın yaşadığı toplumsal olaylar ve siyasi çalkantılar, kitabın ruhunu etkiliyor.