Hepsi geçici bir heves. Kısa bir süre sonra sebepsiz yere nefret edeceklerini ölçüsüzce seviyorlar.
-Thomas Sydenham, günümüzün SKB hastalığının muadili “ histeri” konusunda uzman bir 17. yy İngiliz doktoru.
“Bütün bunlara rağmen, totaliterizm en muhteşem tecrübelerini 20. Yüzyıl'da yaşadı. O kadar ki, 20. Yüzyıl'ı “totaliterizm yüzyılı” olarak adlandırırsak, yanlış yapmış olmayız. 20. Yüzyılda büyük totaliter tecrübeler, tarihsel doğuş sırasına göre, sosyalist Sovyetler Birliği (1917-1991), faşist İtalya (1922-1945) ve nasyonal sosyalist Almanya'da yaşandı (1933-1945). Eskiden totaliter sistemler arasında sol-sağ ayrımı yapılırdı. Bazı yazarların çalışmaları bunun anlamsız olduğunu gösterdi. Bütün totaliter sistemler, solcu veya sağcı olduklarının söylenmesine izin vermeyecek veya bu nitelemeyi anlamsız kılacak ölçüde ve derecede, ortak özellikler sergiliyor.”
Birinci parti bittikten sonra Prens Voronsof,keyifli zamanlarda olduğu gibi,altın tabakasını açarak uçları sararmış parmakları ile biraz enfiye alıp burnuna çekti.
Seni küstah ben senin gibi alt tabaka insanı mıyım? tütün kullanayım :) havaya bak.
17.18.yy da tütünden daha statüsü yüksek olan,enfiye denilen " zatı zıkkım" bı kaç farklı otlardan yapılan ve ellerle tutularak burun delikleri ile içeri çekilen güya rahatlatan zıkkımın dibi :)) imiş...
Bolca ironi
“Günümüzde cumhuriyeti öven ve yücelten retorikle fazla haşır neşir olmuş insanlara, monarşinin iyi bir yönetim biçimi olarak kabül edilmesi şaşırtıcı görünür. Ancak, Aristo bunda yalnız değil. Birçok filozof böyle düşündü. Bazı yazarlara göre (meselâ Eric von Kehnelt-Leddihn'e göre) monarşinin 20.yy. despotik rejimleriyle karşılaştırılması vahim bir hatadır.
Monarşi her halükârda mutlakiyetçi değildir. Mutlak monarşi monarşideki çizgilerden biridir ve XIV. Louis'nin 'devlet benim' sözünde sembolleştiği gibi her zaman değil bazen ortaya çıkar. Klâsik 'monarchy' ye mutlak yöneticilik fikri yabancıdır. Monarşi, daha ziyâde, gevşek ve sınırlı bir liderlik anlamına gelir. Böyle bir monark ülke sâkinlerinin hayatının her yönüne karışmak, her şeye burnunu sokmak arzusunda ve iddiasında değildir. Nitekim, monark mutlak iktidar såhibi olmaktan ziyâde eşitler arasında birincidir. Bu olay, aristokratların İspanya kralına aralarındaki sözleşmeyle ilgili şu hitabında gayet güzel ortaya çıkar: “Sen, ki bizlerden birisin, biz, ki senden daha aşağı değiliz..”