dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir.
Aksın içimde siyah bir nehir gibi
dolanan keder.
Unuttuğum, unutmaya çalıştığım ne varsa
bende durmasın.
İçimde öyle çok ki her gidenden
biriktirdiğim melekler
Zaman insafsızlık etmese,
kederin oyduğu tarafımı sana getirsem,
kalem beni tutmasa, anlatsam sana
siyah, simsiyah bir engerektir zaman
ve kış neler eder insana,
nasıl yarım bırakır, ayırır parçalara
sense kışı yaşamadın daha
Reddettim bütün kesinlikleri, kalbim
bu hayale bir daha inansın diye
siyah... değişmiyor
siyah hala bir nehir içimde
ve kalbim anlamıyor
adalet yok, niye?
Yıktığım, atladığım, söndürdüğüm
bir yangın yerindeyim.
İçimde sadece, dediğim gibi
her gidenden biriktirdiğim melekler
Kalbimin üstünde bir daha hançer.
ne yazık. dünyada sadece tek bir varlığı sevmek, onu bütün kalbiyle sevmek... sizi tanımadığını fark etmek. sadece onun tesellisine ihtiyaç duymak ve bunu yapması gerektiğinden habersiz olan tek kişi olduğunu anlamak.