Mevsimler, geceleri, insanların haberi olmadan değişir, biz şimdi onunla oluşan sessizliğe denk bir yüceliğe tanık oluyorduk. Olmayacak hiçbir şeyin olmadığı bir geceydi bu.
Davranışlarından öyle bir bağımsızlık akıyordu ki sanki bu dünyaya herkes gibi kan içinde ve sancılar arasında değil de kelebekler gibi kendi kendine gelmiş gibi bir hali vardı.
Bir insana bir insan herhalde yeterdi fakat o da olmayınca?
Her şeyin bir hayal, aldatıcı bir rüya tam bir vehim olduğu meydana çıkınca ne yapılabilirdi?
Bu sefer inanmak ve ümit etmek kabiliyetini ben kaybetmiştim.
İçimde insanlara karşı öyle bir itimatsızlık, öyle bir acılık payda olmuştu ki bundan zaman zaman kendim de korkuyordum.
Kim olursa olsun, temasa geldim herkesi düşman, hiç değilse mızır bir mahluk telakki ediyordum.
Her sağanağın onu mis gibi kokulara boğduğunu unutan ve şaşıran kente ilkbahar yağmurları iniyordu.Bu öykünün başladığı gün olduğu kadar kokulara doymuş bir başka gün olmadı yaşamımda.