N

N
@zamangemisi
7/10
·631 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 01:19
Falih Rıfkı Atay , bu eseriyle birlikte Atatürk’e, o dönemin Türk halkına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine farklı pencerelerden bakmamızı sağlıyor. Şu bir gerçek ki Türkiye Cumhuriyeti, yalnızca dış güçlere karşı değil; içteki düşmanlara karşı da verilen çok çetin mücadelelerin ardından kurulmuştur. Yıllarca ezilmiş, kimliği unutturulmaya çalışılmış bir milleti bir araya getirerek yepyeni bir devlet ortaya çıkarmak… Hem de neredeyse tüm dünyaya karşı bunu başarmak… Mustafa Kemal’in yüz yılda bir gelen dehalar arasında anılmasının en büyük nedeni bu olsa gerek. Falih Rıfkı da Hitler’in şu sözünü aktararak bunu destekliyor: “Mustafa Kemal, bir millet bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.” (s.332) Kitapta o dönem anlatılmamış, adeta yaşatılmış. Mustafa Kemal’in kendini geliştirme süreci, yaşadığı zorluklar ve karşılaştığı engeller oldukça çarpıcı. Özellikle beni şaşırtan bazı noktaları vurgulamak istiyorum. İlki, Atatürk’ün aslında hanedanlığa bir şans vermiş olmasıydı. Yani şartlar farklı gelişseydi hanedanlık sistemi devam edebilirdi. Falih Rıfkı bunu şu sözlerle anlatıyor: “Hanedanın son talihi, Tevfik Paşa sadrazam iken, Mustafa Kemal tarafından Vahdettin’e Büyük Millet Meclisi’ni tanıtmak teklifi yürütülemediği zaman kaybolmuştur. Eğer Vahdettin bu teklifi kabul etseydi, Büyük Millet Meclisi hükümetini tanımış olacaktı. İşgal kıtaları hiç şüphesiz sarayı kuşatacaklardı. Padişah, zindan haline gelen bu saray içinde, ordunun ve milletin gözlerini ve gönlünü ayırmadığı bir mazlum ve kahraman halini alacaktı.”(s.347) İkinci olarak Falih Rıfkı’nın, Atatürk’ün Turancı ya da siyasi anlamda ırkçı bir Türkçü olmadığını söylediği bölüm dikkatimi çekti. Ona göre Mustafa Kemal, “Türkiyeci, Türkiye
Tarih
ÇankayaFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 20215bin okunma
Reklam
Soğuğun Değil Kararın Öldürdükleri
Kuva-yı Milliye devrinde Ali Fuat Cebesoy Moskova’da büyükelçi iken yanında ataşemiliterlik eden Arıkan (Saffet), bir ara Moskova’ya gelen Enver Paşa’ya: -Paşa Hazretleri, biz Sarıkamış meselesini bir türlü kavrayamamıştık, demesi üzerine kısaca: -Zaten açlıktan öleceklerdi. Cephede düşman öldürerek öldüler, cevabını vermiş. Bu bozgun Orta Anadolu’ya doğru bütün vatan kapılarını Rus ordularına açmıştı.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Tarih
Sarıkamış bozgunu
Sarıkamış, Birinci Dünya Harbi’nde Türkiye’nin uğradığı en kanlı bozgunlardan biridir. Alay, tümen, kolordu ve ordu kumandanlıklarından hiçbirini yapmadan başkumandanlığa çıkan Enver, Şark ordumuzu kar kış içinde Kafkas toprakları içine atmış ve “eritmiştir”. Ben bu kitapta asker tenkitçilerin işleri ile ilgilenecek değilim. Fakat Sarıkamış bozgununun o vakit ordu içinde nasıl kötü tepkiler uyandırdığını hatırlarım. İleri sürülen tek özür şu idi: “Harp bir bütündür. Hindenburg, Rus ordusu ile çarpışırken, Asya Rusya’sında o cepheye giden kuvvetlerden bir kısmını üstümüze çekmek de bizim görevimizdi.” Sonraları Sarıkamış savaşına katılan bir hekimin günü gününe tuttuğu notları okumuştum. Bir Rus albayını esir almışız. Esir albay cepheye doğru giden üstsüz başsız zavallı askerlerimizi görünce: -Yahu bunları soğuktan ölmeye götürüyorsunuz, diye acımış.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Tarih
O devirde yaşama ve onun zevklerini yaratan şeyler, kadın, içki, açık eğlence, dans, flört, hepsi ayrı ayrı günahtır. Hiç olmazsa “gizli” olmalıdır. Kimse görmemeli ve duymamalıdır. Mustafa Kemal’in huyu da gizliliği gurur ezici bulması idi. Ahlakın softaca da halkça da anlaşılma ve zorlama sıkı ve baskısına karşı idi.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Tarih
Hırs ve kıskançlık
Doktor Nazım ve bir nüfuzlu İttihatçı aralarında konuşmaktaymışlar. Enver Paşa birden bire içeri girince susmuşlar. Başkumandan merakla: -Herhalde bana dair bir şeyden bahsediyorsunuz. Söyleyin bana! demiş. -Mustafa Kemal’in niçin terfi ettirilmediğini konuşuyorduk, cevabını vermişler. Enver: -İşte! demiş ve cebinden Çanakkale kahramanını generallik rütbesine çıkaran tezkeresini göstermiş. Sonra şunu ilave etmiş: -Ama biliniz ki onu paşa yapsanız padişah, padişah yapsanız Allah olmak ister.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Tarih
Reklam