Sarıkamış, Birinci Dünya Harbi’nde Türkiye’nin uğradığı en kanlı bozgunlardan biridir. Alay, tümen, kolordu ve ordu kumandanlıklarından hiçbirini yapmadan başkumandanlığa çıkan Enver, Şark ordumuzu kar kış içinde Kafkas toprakları içine atmış ve “eritmiştir”. Ben bu kitapta asker tenkitçilerin işleri ile ilgilenecek değilim. Fakat Sarıkamış bozgununun o vakit ordu içinde nasıl kötü tepkiler uyandırdığını hatırlarım. İleri sürülen tek özür şu idi: “Harp bir bütündür. Hindenburg, Rus ordusu ile çarpışırken, Asya Rusya’sında o cepheye giden kuvvetlerden bir kısmını üstümüze çekmek de bizim görevimizdi.” Sonraları Sarıkamış savaşına katılan bir hekimin günü gününe tuttuğu notları okumuştum. Bir Rus albayını esir almışız. Esir albay cepheye doğru giden üstsüz başsız zavallı askerlerimizi görünce:
-Yahu bunları soğuktan ölmeye götürüyorsunuz, diye acımış.