Doktor Nazım ve bir nüfuzlu İttihatçı aralarında konuşmaktaymışlar. Enver Paşa birden bire içeri girince susmuşlar. Başkumandan merakla:
-Herhalde bana dair bir şeyden bahsediyorsunuz. Söyleyin bana! demiş.
-Mustafa Kemal’in niçin terfi ettirilmediğini konuşuyorduk, cevabını vermişler. Enver:
-İşte! demiş ve cebinden Çanakkale kahramanını generallik rütbesine çıkaran tezkeresini göstermiş. Sonra şunu ilave etmiş:
-Ama biliniz ki onu paşa yapsanız padişah, padişah yapsanız Allah olmak ister.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
(Rauf Orbay) Atatürk öldükten yıllarca sonra Kuva-yı Milliye devrinin Kazım Karabekir, Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy gibi “büyük” tanınmışları ile bir toplantıda:
-Hiçbirimiz olmasaydık, Kurtuluş Savaşı’nı Atatürk gene başarırdı. Ama o olmasaydı hiçbirimiz onun yaptığını yapamazdık, deme dürüstlüğünü göstermiştir.
Bir gece tatbikatından sonra Selanik’in doğusunda bulunan Karaburun’a doğru yürüyüş yapıyorlardı. Mustafa Kemal, alayın başındaydı. Ufuk ağarmış, güneş doğmak üzere… Birden:
-Çocuklar, dedi, nerede ise şafak sökecek. Yıllarca bu vatanın ufuklarında parlak bir güneşin doğmasını bekledim. Bakalım bu sabaha…
Güneş doğdu. Fakat geceden kalma bulutlar pırıltısını gölgeliyordu. Mustafa Kemal:
-Hayır, hayır! Beklediğim bu kara bulutlarla örtülü güneş değildir. Ben bulutsuz, gölgesiz bir güneşin doğmasını bekliyorum ve bekleyeceğim.
Bir akşam sofrasındaki arkadaşlarına makam dağıtırken Nuri (Conker)e:
-Seni de başvekil yapacağım, der.
-O birader, beni başvekil yapmak için sen ne olacaksın?
-Bir adamı başvekil yapabilecek adam!