N

N
@zamangemisi
Sancaktan kafese
Kanuni döneminin sonlarında oğulları arasında taht mücadeleleri başlayınca, oğlu Bayezid, Anadolu’da ücretli askerler tutmuştu. Kime karşı? Kardeşi ve babasının adayı Şehzade Selim’e karşı… Kroniklerde ‘Yevmlü’ denilen yani ücretle tutulan bu silahlı kişiler daha sonra Anadolu’daki dirlik ve düzenin bozulmasına sebep olmuşlardır. O yüzden, Kanuni’den sonra, sadece en büyük şehzadenin sancağa çıkma uygulaması başladı, ama o da çok kısa sürdü. Ardından tamamen kalktı. Peşinden şehzadeler için şimşirlik dönemi başlatıldı. Yani dünyadan kopuk bir vaziyette bir odaya kapatılma…
Sayfa 168·Kitabı okudu
Tarih
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Anadolu’ya Osmanlı mührü
Kanuni Sultan Süleyman’a kadar sancağa çıkmak bütün şehzadelere açıktı. Sancak şehirleri belliydi ve bu yerler sadece Anadolu’da idi. Kütahya, Konya/Karaman, Manisa, Amasya, Antalya, Kastamonu gibi… Dikkat ederseniz bu yerler, eski Anadolu beyliklerinin merkezidir. Bundan amaç, o beyliklerin yeniden ortaya çıkmasını engellemek olabilir. Böyle bir iddia ile biri çıkarsa, karşısında Osmanoğullarından birini bulacaktır.
Sayfa 167·Kitabı okudu
Tarih
Şeyhülislam klasik dönemde Divan-ı Hümayun üyesi değildir. Yavuz Sultan Selim’in ünlü bir şeyhülislamı vardı, Zembilli Ali Cemali Efendi. Önemli bir şahsiyettir. Bir ara divana girmek istiyor, ancak Yavuz, ‘senin yerin burası değil, divana giremezsin’ diyor. Direniyor Ali Efendi, ‘Ben senin, hem dünya hem ahiret işlerinden sorumluyum’ diyor. Ama Yavuz almıyor onu divan toplantısına… Bu da şunu gösteriyor ki, şeyhülislamlar daha çok dini meselelerde merci konumundalar. Yoksa divanda, dini konuda yetkisi olan Rumeli ve Anadolu Kazaskerleri zaten vardı. Şeyhülislamların konumu biraz daha farklıydı. II. Mahmud döneminde kabine sistemine geçilince, onlar da toplantışara katılıyorlar ama artık orası divan değil kabinedir.
Sayfa 167·Kitabı okudu
Tarih
Devşirme sistemi, hanedanın sigortasıdır
Osmanlı imparatorluk çadırının direği, hanedandır. Güçlü bir Türk ailesi bu hanedana rakip olabilir; lakin bir devşirmenin çıkıp da böyle bir şey yapması mümkün değildir. Zira onun varlığı, sultanın iki dudağı arasındadır. Nitekim Fatih Sultan Mehmed, Çandarlı Halil Paşa’yı ortadan kaldırmada ne kadar zorlandıysa, Kanuni Sultan Süleyman, Pargalı İbrahim Paşa’yı öldürtürken hiç zorluk çekmemiştir. İlki güçlü bir Türk hanedanı olan Çandarlılardan, diğeri ise Kanuni’nin şehzadelik arkadaşı bir köle…
Sayfa 165·Kitabı okudu
Tarih
Padişah mutlak hakim, yetkileri sınırsız değildi
Osmanlı padişahları devleti keyiflerine göre yönetemezler, her istediklerini yapamazlardı. Gerçi ilk on karizmatik padişahlar döneminde, padişahların ağırlığı şüphesiz fazlasıyla vardı. Ancak XVI. asır sonlarından itibaren durum farklılaşmaya başlıyor. Bir örnek vereyim. 17. yüzyılın sonlarında, II. Mustafa sefere çıkmak istiyor. Orduların başkomutanı olarak… Bu arada 16. yüzyıldan sonra sefere çıkan padişahın çok az olduğunu hemen belirtelim. Sonuçta Divan’dan olumsuz karar çıkıyor. ‘Hayır, sizin gitmeniz makul değil, çok masraflı olur’ deniliyor. Çünkü padişahın sefere gitmesi demek, adeta haremin de sefere gitmesi demek, mutfağın da sefere gitmesi demektir… Padişah bunun üzerine ‘askerin yediği kuru ekmekten yerim, illa gideceğim’ diyor ve o şartlarda peş peşe üç sefere çıkıyor. Yani Divan-ı Hümayun, bir padişaha izin vermeyebiliyor. Ebussuud Efendi’nin meşhur bir fetvası var mesela… Günümüz Türkçesiyle söylersek, ‘hukuka aykırı olan şey, padişahın emri olamaz!’ der. Düşünün, Kanuni dönemidir bu…
Sayfa 161·Kitabı okudu
Tarih