Nizamülmülk Alp Arslan’ın da veziri olması hasebiyle bir anlamda Selçuklu idaresinin temel taşlarından birisi gibi görüyor kendisini. Bu bir bakıma doğrudur da. Ama bu gücünü, zamanla akrabalarını devlet kademelerine yerleştirerek, gelirlerini çok fazla artırarak daha da genişletmek istiyor. İşte vezir ile Sultan Melikşah arasındaki çekişmenin temel nedeni bu. Hatta, kaynaklarda bu konunun geldiği noktayı göstermesi bakımından önemli bir olaydan söz edilir. Rivayete göre, Melikşah vezire: ‘Sendeki vezirlik mührünü alırım’ demiş, Nizamülmülk de Sultan’ın bu tehdidine mukabil ‘Benim elimdeki mühür ile sizin başınızdaki sultanlık tacı birbirine o kadar bağlıdır ki, birisi giderse, diğeri de peşinden gider’ cevabını vermiş. Gerçekten de öyle oluyor bir bakıma. Nizamülmülk öldürüldüğü zaman ilk bakışta Sultan Melikşah’ı bu durum pek sarsmıyor, hatta Sultan, siyasi bir rakipten kurtulmuş oluyor. Ancak diğer yandan şehzadeliğinden beri en büyük destekçisi olan tecrübeli bir devlet adamını kaybetmiş oluyor. Onun ölümünden çok kısa bir süre sonra Sultan Melikşah da zehirlenip öldürülüyor.