Hülâsa o zamanın Japonya’sı çok garip bir memleket:
Bir tarafta çalışkanlık, medeniyete intibak, zarafet, şiir, bir tarafta bu korkunç körlük.. Bir tarafta nezaket, misafirperverlik, tevazu, yine bir tarafta ecnebî düşmanlığı, kin ve müsamahasızlık... Bütün bu kontrastlar arasında bir muvazene bulmak çok güçleşiyor.
"Sen gerçekten böyle sonlanacağına mı inanıyorsun? Elbette -gülüyordu- ama biliyorsun çenem kuvvetlidir ve tez-antitez gücüyle sana tam tersini de kanıtlayabilirim."
"Hayatta öyle dersler var ki,
Asla inanamazsın bir gün seni yerden kaldırıp,
Var gücüyle, kemiklerini un ufak etmek istercesine
Bir değil, rastgele, yüzlerce kez arka arkaya yere vurabileceğine.
“Hâlâ güçlüyüm,” dersin, tanırım seni, vız gelir!
İçin, ciğerin lime lime olmuş da gururundan sözlerin kursağından geri gelir…"