Yer değiştiren taşlar mıydı, yoksa bir toplumun kendisi miydi?
7/10
·184 syf.··
2026 417. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:19
Başta sadece bir japon oyunu çekişmesini okuduğumu sanıp "Sıkılacağım galiba" demiştim. Sonuç olarak gerçek bile olsa sadece bir go oyunu maçını anlatıyordu. Ancak okudukça anladım ki aslında yazar bu satırların arasına çok daha başka bir şey saklamıştı. Maçtaki hamleler ve yaşananlar arasında kaybedilen şeyin yalnızca bir maç değil; bir yaşam biçimi, bir estetik anlayışı ve bir çağ olduğunu go oyunu üzerinden ince ince işlemişti. 1938 yılında oynanan gerçek bir go oyunu müsabakasını anlatıyor yazar kitapta. Yaşlı ve şampiyon bir go ustasının genç ve yetenkli rakibine karşı uzun yıllar süren maçını anlatıyor kitap. Başlarda "Kim kazanacak acaba?" diye okuduğum kitapta fark ettim ki yaşlı usta, yalnızca bir insan değil, aynı zamanda eski Japonya'nın sembolü olarak anlatılıyordu. Gelenek, zarafet,ritüeller, ustaların sahip olduğu kişisel otorite ve saygınlık. Genç rakip ise modern dünyanın temsilcisiydi. Nesnel kurallar, bilimsel analiz, rekabetçilik, eşit şartlar altında mücadelede her şeyin mübah olduğu düşüncesi. Bu sebeple sanırım sonlara doğru kitabın bende uyandırdığı merak "Acaba hangi dünya ayakta kalacak?" sorusuna dönüşmüştü. Yani sadece bir maç değildi anlatılmak istenen. Büyük tarihsel ve kültürel dönüşümleri çok küçük, sessiz ve insani olaylar üzerinden anlatıyordu yazar. Go tahtasındaki taşlar yer değiştirirken, arka planda bütün bir toplum değişmekteydi. Yaşlı usta aslında sadece rakibiyle değil, zamanın kendisiyle mücadele etmekteydi. Kaybetti... Biterken hissettiğim hüzünlü bir saygıydı. Sanki bir ustanın değil de bir dönemin cenazesine tanıklık ediyormuşum gibiydi... Keyifle okundu...
1000Kitap
Go UstasıYasunari Kawabata · Can Yayınları · 2022116 okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 12:53
Herkese merhaba Kitap; edep, nezaket, zarafet, mahremiyet, aile ilişkileri, iletişim ve insanın kendine duyduğu saygı gibi pek çok konuya değiniyor. Günlük hayatta aslında bildiğimizi düşündüğümüz ama zaman zaman unuttuğumuz birçok şeyi yeniden hatırlatıyor. Okurken en çok hoşuma giden şey, kitapta anlatılanların büyük bir kısmına katılıyor olmamdı. Doğru yaptığım davranışların fazla olduğunu görmek beni mutlu etti. Bazı bölümlerde karşıma çıkan cümlelerin o gün yaşadıklarımla tevafuk etmesi de kitabı benim için daha anlamlı hale getirdi. Açık ara en çok altını çizdiğim kitaplardan biri oldu. Neredeyse her bölümde not almak istediğim satırlar vardı. Nilhan Osmanoğlu'nun kendi zarafetini ve üslubunu kitabına da yansıttığını düşündüm.Nilhan Sultan'ı çok severek takip ediyorum. Kitap boyunca sık sık edep, saygı, tevazu ve ölçülü olmanın önemine vurgu yapılıyor. Özellikle zarafetin sadece görünüşle değil, insanın tavrı, konuşması ve davranışlarıyla ilgili olduğunu anlatan bölümler ilgimi çekti. Genel olarak çok beğendim. Ara ara dönüp bazı bölümlerini tekrar okumak isteyeceğim, altı çizili satırlarla dolu güzel bir kitaptı.
Pür İhtimamNilhan Osmanoğlu · Aile Yayınları · 202676 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·830 syf.··
2026 89. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 06:46
Tarih hep bir ilerleme hikayesi olarak anlatıldığı için insanlığın eski yaralarının yeni yüzlerle geri döndüğünü görmek zorlaşır. Zulüm her defasında kendisini yeniden meşrulaştıracak bir dil bulur.Adria tam bu karanlığın ortasından el sallamaktadır bizlere. Adria’nın yalnızlığıyla başlayan kitap -ki cidden sarsıcı bir girizgahtır- zamanla Avrupa’nın karanlık hafızasına açılır ve elindeki keman, yalnızca bir müzik aleti olmaktan çıkıp yüzyıllar boyunca taşınmış suçların, sırların, yağmaların ve sessizliklerin tanığına dönüşür. Böylece kişisel hafıza ile insanlık hafızası aynı nehrin sularına karışır… Roman boyunca kötülük tek bir döneme, tek bir ideolojiye ya da tek bir inanca ait değildir, çağlar boyunca dolaşan büyük bir gölge gibi hareket eder. Bir keman, bir madalyon, eski bir kitap ya da paha biçilmez bir sanat eseri; hepsi görünmez hikayelerle yüklüdür. Yüzeylerinde zarafet, derinlerinde savaşların dumanı, sürgünlerin sessizliği ve yağmalanmış hayatların tortusu vardır.İlerledikçe Avrupa’nın büyük kültür hikayesiyle büyük barbarlık hikayesinin birbirinden ayrılmadığı ortaya çıkar. Aynı eller bir yandan müzik üretir, sanat korur, kitap biriktirir; öte yandan işkence düzenekleri kurar ve zulmü meşrulaştıran cümleler yazar. Güzellik ile vahşet yan yana yürür hatta bazen aynı insanın içinde. Adria’nın peşine düştüğü şey yalnızca hakikat değil; çocukluğunda eksik kalan sevgiyi, açıklanmayan sessizlikleri ve kendisine bırakılan yükleri anlamlandırma çabasıdır. Babasının bilgiyi sevginin yerine koyduğu, annesinin sevgiyi kontrole dönüştürdüğü yerde şunu fark ederiz: Tahakküm yalnızca devletlerin değil, ailelerin de dili olabilir. İnsan bazen anne babasından yalnızca biyolojisini değil; korkularını, eksikliklerini ve yarım kalmış hikayelerini de miras
İtiraf EdiyorumJaume Cabre · Alef Yayınevi · 2015319 okunma
Zerafet
Puan vermedi·
Günümüz dünyasında bu kitaba göre yaşamak aşırı zor bir şey. Kitapta bahsedilen davranışlar günümüz dünyasında aptallık veya saflık gibi görülüyor ve ona göre muamele görülüyor. Yalnız daha ilk dakikada bile kendimde ne kadar çok eksiklik varmış bunu fark ettim ve bundan sonra daha dikkatli olmaya ve davranmaya çalışacağım. Gayet anlaşılır ve akıcı, her kesimden kişilerin anlayabileceği bir kitap olmuş. Çoğu insanın okuması gerektiğini düşünüyorum
Kitap Alıntısı
Zarafet Görgü ve ProtokolSuna Okur · Çalıkuşu Kitap · 201823 okunma
9/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:00
Woolf'un en doğrusal eseri, bilinç akışı yok, sadece zarafet. Safkan, kızıl tüylü bir İngiliz Spaniel olan Flush'un olağanüstü yaşamı dokunaklı ve maceralı; ama aynı zamanda, zamanının etiketlerini ve kurallarını reddederek kendi zevklerine göre yaşamaya cesaret eden ünlü İngiliz şair Barrett Browning'i anlatmak için de bir bahane. O konuştu. O sessizdi. O bir kadındı; o bir köpekti. Böylece, yakın bir şekilde birleşmiş, böylece, sonsuza dek ayrılmış halde, uzun süre birbirlerine baktılar. Sonra, tek bir sıçrayışla Flush kanepeye atladı ve sonsuza dek yatacağı yere, Bayan Barrett'ın ayaklarının dibindeki battaniyenin üzerine uzandı.
FlushVirginia Woolf · Can Yayınları · 1993517 okunma
Mai ve Siyah
7/10
·352 syf.··
2026 14. kitabı
Mai ve Siyah, edebiyat tarihimizde "tutunamayan" aydın tipinin ilk ve en asil örneğidir. Hayatın gerçekleri karşısında yenilen ama yine de trajik bir zarafet barındıran Ahmet Cemil'in hikayesi, insan kalbinin umut etme ve kırılma kapasitesini anlatan zamansız bir klasiktir. Roman, her okunuşunda insana şu evrensel soruyu sordurur: Hayat mı hayallerimizi kirletir, yoksa hayallerimiz mi hayat için fazla saftır?
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Yakamoz Yayınları · 201634,7bin okunma