Kübra Özcan

" Ne kadar yavaş, o kadar çabuk.. "
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2023 46. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2023 00:00
Çok uzun zaman önce varlığından haberdar olup ancak şu günlerde okuyup bitirebildiğim canım " Momo". Asla geç kalmış hissetmedim bitirdiğimde. Bence " tam zamanıydı". Belki çok yaşlı olmasam da artık " zaman " üzerine geçmiş üzerine uzun uzun düşündüğüm zamanlarımdayım. Bu sebeple bu kitap bana tarifi olmaz bir şekilde çok iyi geldi. Zamanımızı daha iyi nasıl kullanıp, daha iyi nasıl tasarruf edebiliriz diye çok fazla kafa patlattığımız şu yüzyılda " çalınmış zaman"larımızın biraz olsun kıymetini anlamamız gerektigini kafamıza belki de vura vura gösteriyor bu eser. İnsana iyi gelen şeylere de zaman ayırabilmek , insana kendini insan gibi hissettirecek şeylerin yokluğu meğer büyük bir felaketmiş. Aslında şu hengamenin içinde ansızın durup biraz olsun yavaşladığımı hissettim. Meğer zamanı hızlandıran da yavaşlatan da benmişim. Bana ait duygular, istekler ve hırslar. Geçmişe dönüp baktığımda özellikle çok fazla yalnız vakit geçirmek zorunda kaldığım zamanları düşündüğümde o zamanlar bana üzücü gelen yalnızlık duygusunun meğer çok değerli olduğunu tekrar hatırladım. Çünkü artık çevremde insan sayısı çoğaldıkça ve bir işte calışıyor olmakla kendimle başbaşa kalabildiğim, kendimle zaman gecirebildigim çok az zamanım var. Bu kitap beni o zamanlardaki ben ile tekrar buluşturmuş gibi hissettirdi. Oldukça fazla boş zamana sahip olabildigim ve tümünü kendimle doldurabildiğim ve yüreğimin en derininde varlığımı hissedebildiğim o değerli ben ile. Bazen bazı eksikliklerimize fazlaca takılıp o eksiğe rağmen sahip olduklarımıza çok az dikkat ederiz. Benim eksikliğim o zamanlar belki bir arkadaştı. Ama meğer en iyi arkadaşım kendimmişim. Çok sayıda arkadaş sahibi olunca artık bunu kavradım. Kimse sizi sizin kendinizi anlayabildiği kadar anlayamaz ve duygularınızı hissedemez. İşte o
Edebiyat-Düşünce
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İçerik spoiler içerebilir :)
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2023 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2023 16:33
William Shakespeare'in Hamlet'ini kendi bakış açımla yorumlamadan evvel eserin çevirmeni olan değerli çevirmen Sabahattin Eyüboğlu hakkında biraz konuşmak isterim. Her ne kadar başka bir dilden bir başka dile çevirilerde asl olan anlam tam manasıyla aktarılamasa da ben bu eseri okurken ve anlarken açıkçası zerre kadar zorlanmadım. Tabiri caizse kelimeler manalarıyla bir akarsu gibi geçip gittiler zihnimin en tenha köşelerine. Zorlanmak şöyle dursun, altını çizmek istediğim çok fazla manası derin alıntılar oldu. Eserin sonunda '' çevirmenin sözü '' adlı bir yazı da bırakmış bizlere Eyüboğlu. İçeriği hakkında fazla bir şey söylemek istemiyorum sadece mutlaka okumadan geçmeyin isterim bu kısmı zira eseri yazan kadar çeviren de okunma açısından aynı değeri hak eder diye düşünüyorum. Eser hakkındaki yorumuma gelince, eserin konusu ilgimi hayli çekti. Sonu nasıl bitecek şeklinde merakla okuduğum nadir eserlerden biri olmayı başardı. Oldukça hareketli bir saray entrikası olduğunu söyleyebilirim. Kurulan sinsi ve kurnaz tuzaklar ile mücadelede eserin kahramanı Prens Hamlet'in parıldayan zekası görülmeyecek gibi değildi. Eserdeki öldürülen eski Danimarka kralının ( Prens Hamlet'in babası) hayaleti imgesi de oldukça dikkat çekiciydi. Gizemli ve merak uyandıran bir başlangıç için yazar tarafından ustaca kullanılmış. Ancak eserin sonunda konuşmasını beklediğim bu hayalet imgesi maalesef tekrar ortaya çıkmadı. O yüzden o kısmı kendim kurgulayıp hayal etmek zorunda kaldım diyebilirim. En beğendiğim kısımlardan birisi de Hamlet'in, -hali hazırda kendisinin amcası olan mevcut kral tarafından haince öldürülen- babasının intikamını almak için ilk başta şiddete başvurmayıp bir tiyatro oyunu ile annesi ve amcasının vicdanlarına seslenmeye çalışmasıydı. Kendi ayıplarınızın olduğu gibi
Edebiyat
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,5bin okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 15:08
Bazı kitapların yeri apayrıdır. Onlardan biri hangisi derse bir okur cevabım bu kitaptır. Sevgili İbrahim Tenekeci hakikaten sözü yormamıştır. Peki.. Ya gönlümü? Belki de insan için en tehlikeli yolculuk yüreğinin karanlık ve tenha sokaklarında bir başına gezinmesidir. İşte bu kitabın meltemi beni o sokaklara itmiş, elimi korkmayayım diye de şiir ile sımsıkı tutmuştur. Yoksa.. Ne mümkündü o sokaklarda kaybolmamak..
Şiir
Sözü Yormadanİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap · 2020964 okunma
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2021 01:07
Sanırım bu eser hakkında çok da uzun birşeyler yazamayacağım. Ama gerçek şu ki yazmadan da geçemeyeceğim. Bir delinin hatıra defteri olduğundan kesinlikle şüphe duymayacağınız bir eser kendisi. Kitabın sonunda afalladım diyebilirim. Tepkim de şu oldu: " Ne oldu yani şimdi? Ne oldu bitti mi?" Bir sessizlik.. Sonra bir aydınlanma geldi tabi: Tabiiii yaaa bu bir delinin sözleriydi.. ahsjsjak "
Edebiyat
Bir Delinin Hatıra DefteriNikolay Gogol · Mahzen Yayıncılık · 201918,1bin okunma
"Osmanlı Barışı" Üzerine
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
72 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2020 20:57
İnceleme yazısına başlamadan önce elimde hali hazırda bulunan eserin paylaşım yaptığım baskı olmadığını ifade etmek isterim. Elimdeki eser Timaş Yayınları'nın 2007 yılına ait ikinci baskısı. Tarama yaparken elimdeki esere sistem üzerinden ulaşamadığım için pembe kapaklı olan baskısı üzerinden alıntılar paylaştım. Bu sebeple bildireceğim görüş ve eleştiriler bu konuya dikkat edilerek ele alınmalıdır. Zira elimdeki baskıda yapılmış hatalar ve güncellemeler yeni baskıda söz konusu olmayabilir. Eserin incelemesine döner isek burada değerli tarihçimiz Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın tarih bilgisini eleştirecek değilim ki zaten buna bilgi birikimimin yeteceğini sanmam. Kendisinin bizzat söyleşisinde de yer alarak ne denli derin ve usta tarih bilgisine sahip olduğunun canlı şahitliğine de hali hazırda sahibim. Bu baskıda İlber Hoca kitabın da başlığı olan Osmanlı Barışını özellikle millet sistemi üzerinden Osmanlı coğrafyasında nasıl gerçekleştirildiğini ayrıntılı bir şekilde ele almış. Yani ilk bölümler konuyla ilintili. Daha sonra Osmanlı'da millet sisteminin Roma İmparatorluğu'ndan miras kalmış kısımlarını da aktarmak üzere Üçüncü Roma başlığı altında Osmanlı'nın Roma'nın hangi açılardan devamı olarak teşkil ettiğini dayanakları ile açıklamış. Özellikle Romalı olmanın üniversal bir kavram olduğu üzerinde özellikle durmuştur. Bir kavme ait bir kavram olmaktan hayli uzaklaştığını bizlere göstermeye çalışmıştır. Sanırım bu kısımlara kadar kitap başlığı ile içerik uyumu yerindeydi. Lakin bir noktadan sonra bölüm başlıklarının ana konudan uzaklaştığı görülüyor. Sanki bir yerden sonra tekrar İlber Hoca ile söyleşide gibiydim. Sanki kendisine merak edilen sorular soruluyor ve kendisi de bunları açıklıyor gibiydi. Birbirinden kopuk konuları bu şekilde algıladım. Çok fazla şey bilmek
Tarih
Osmanlı Barışıİlber Ortaylı · Timaş Yayınları · 2018342 okunma