Çok uzun zaman önce varlığından haberdar olup ancak şu günlerde okuyup bitirebildiğim canım " Momo". Asla geç kalmış hissetmedim bitirdiğimde. Bence " tam zamanıydı". Belki çok yaşlı olmasam da artık " zaman " üzerine geçmiş üzerine uzun uzun düşündüğüm zamanlarımdayım. Bu sebeple bu kitap bana tarifi olmaz bir şekilde çok iyi geldi. Zamanımızı daha iyi nasıl kullanıp, daha iyi nasıl tasarruf edebiliriz diye çok fazla kafa patlattığımız şu yüzyılda " çalınmış zaman"larımızın biraz olsun kıymetini anlamamız gerektigini kafamıza belki de vura vura gösteriyor bu eser. İnsana iyi gelen şeylere de zaman ayırabilmek , insana kendini insan gibi hissettirecek şeylerin yokluğu meğer büyük bir felaketmiş. Aslında şu hengamenin içinde ansızın durup biraz olsun yavaşladığımı hissettim. Meğer zamanı hızlandıran da yavaşlatan da benmişim. Bana ait duygular, istekler ve hırslar. Geçmişe dönüp baktığımda özellikle çok fazla yalnız vakit geçirmek zorunda kaldığım zamanları düşündüğümde o zamanlar bana üzücü gelen yalnızlık duygusunun meğer çok değerli olduğunu tekrar hatırladım. Çünkü artık çevremde insan sayısı çoğaldıkça ve bir işte calışıyor olmakla kendimle başbaşa kalabildiğim, kendimle zaman gecirebildigim çok az zamanım var. Bu kitap beni o zamanlardaki ben ile tekrar buluşturmuş gibi hissettirdi. Oldukça fazla boş zamana sahip olabildigim ve tümünü kendimle doldurabildiğim ve yüreğimin en derininde varlığımı hissedebildiğim o değerli ben ile. Bazen bazı eksikliklerimize fazlaca takılıp o eksiğe rağmen sahip olduklarımıza çok az dikkat ederiz. Benim eksikliğim o zamanlar belki bir arkadaştı. Ama meğer en iyi arkadaşım kendimmişim. Çok sayıda arkadaş sahibi olunca artık bunu kavradım. Kimse sizi sizin kendinizi anlayabildiği kadar anlayamaz ve duygularınızı hissedemez. İşte o