Ses, saklı olan veyahut uyuyan, hem su, hem hava, hem ateş, hem toprak meşrepli edilgen tabiatlı müthiş bir yankıdır. Kimine renk, kimine ahenk, kimine hay, kimine ay etkisi yapar. Bu sesin açığa çıkması, uyandırılması için etken olan, dokunan bir ikinci şeye veya kişiye ihtiyaç vardır.. Bazen bir rüzgar, bazen bir aşk, bazen bir nefes, bazen bir acı, bir ateştir o sesi kanatlandıran, canlandıran. Mesela..,
Mûsîra rüzgarı..
"Cennet'te bir ağaç vardır, ana dalları (gövdeleri) altından, ufak dalları zeberced ve incidendir; onun için bir rüzgâr eser ve ağaçlar ses vermeye başlarlar, işitenler ondan daha lezzetli bir ses asla işitmemişlerdir."
Rüzgarın o cennet ağacının dallarına dokunma etkisiyle ağacın tabiatındaki o maddeler çûşa gelip müşterek müthiş bir ses oluşturarak cezbeye geliyorlar.
Bu misal,
İnsanın iç alemine dokunabilen bir başka etken de insanın o uyuyan güzelliklerini uyandırıp içinin ses çesitliğini enstrûmantal seslere, kaabileyetlere dönüştürebilir.
Öyle renkler, öyle kokular, öyle sesler vardır ki kendi hâl dilleriyle bambaşka alemlerin anahtarlarını saklarlar öz bünyelerinde.
Bul anahtarını çevir ve aç has kapını.
✍🏻 F. T