Veronika Ölmek İstiyor “Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Şizof­renler, psikopatlar, manyaklar. Yani, başkalarından farklı olanlar.” “Yani, senin gibiler mi?” Zedka soruyu duymazdan gelerek devam etti: “Öte yandan bir Einstein var, zaman ile uzamın ayrı şey­ler değil bir karışım olduğunu söylüyor. Ya da bir Kristof Kolomb, dünyanın öte ucunda bir uçurum değil başka bir kıta olduğunu ileri sürmüş. Ya da, insanoğlu­nun Everest’in zirvesine ulaşabileceğine inanan bir Edmond Hillary var. Sonra Beatles, bambaşka bir mü­zik yarattılar, eski çağlardaki insanlar gibi giyindiler. Bütün bu kişiler ve daha binlercesi, hep kendi dünya­larında yaşadılar.” “Bu deli kadın bayağı akıllıca konuşuyor,” diye dü­şündü Veronika. Annesinin anlattığı kimi öykülerde azizlerin İsa Peygamber ile, Bakire Meryem’le konuş­tuklarına yemin ettiklerini hatırladı. Onlar da mı ken­di dünyalarında yaşıyorlardı? “Bir seferinde bir kadın görmüştüm, yakası iyice açık bir entari giymişti, gözleri donuk donuk bakıyor­du, hava eksi beşken Lyubliyana sokaklarında dolaşı­yordu. Sarhoş olduğunu sandım, ona yardım etmeye davrandım, ama ona ceketimi verme önerimi reddetti. Belki de onun dünyasında mevsim yazdı, bedeni onu bekleyen kişinin tutkusuyla ısınmıştı. O kişi yalnızca onun deli hayallerinde yaşıyorduysa bile, istediği gibi yaşamaya ve ölmeye hakkı vardı, ne dersin?"
Kitap Alıntısı
Veronika, ah Veronika...
"Sana bir öykü anlatacağım," dedi Zedka. "Çok güç lü bir büyücü, bütün bir ülkeyi yok etmek ister, o ülke halkından herkesin su çektiği bir kuyuya sihirli bir madde atar. Kuyunun suyunu kim içerse delirecektir. Ertesi sabah, herkes kuyudan su çekip içer, hepsi de delirir. Yalnızca kraliyet ailesi, kendilerine ait özel bir kuyudan su çektiklerinden, sihirbaz da o kuyuyu zehirlemeyi beceremediğinden, delirmezler. Tabii kral çok kaygılanır, halkının sağlığını ve güvenliğini sağlamak için bir dizi emir verir. Ancak polisler ve müfettişler de halkın içtiği sudan içmiş olduklarından, kralın emirlerini saçma bulur, uygulamazlar. Ülkede yaşayanlar kralın emirlerini duyduklarında onun çıldırdığına inanırlar, hep birlikte şatosunun önün de toplanıp tacını ve tahtını bırakması için gösteriler yaparlar. Umutsuzluk içindeki kral tahtından inmeye hazırlanırken kraliçe ona engel olarak der ki: 'Gel, biz de o kuyunun suyundan içelim, o zaman biz de onlar gibi oluruz.' Ve öyle yaparlar: Kral ile kraliçe de cinnet suyunu içip ânında saçma sapan konuşmaya başlarlar. Bu durumda halk taşkınlığından dolayı pişman olur; öyle ya madem kral bu kadar bilgece konuşuyor, onu alaşağı etmenin bir anlamı yoktur. Ülkede barış ve huzur yeniden hüküm sürer, bu halk komşularından epeyce farklı bir hayat tarzı benimsemiştir, ama kral ölümüne dek ülkesini yönetebilmiştir." Veronika Ölmek İstiyor Paulo Coelho
Reklam
Veronika Ölmek İstiyor - Paulo Coelho
kadınların intiharlarında yazgısına boyun eğmişliğin sakinliği vardı. Öteki dünyadan çok hala bu dünyayı merak ediyor oluşları var derinlerinde. Tanrı var mı? Ölüm nasıl bir his? diye düşünürken cesedimi kim bulacak? Ne zaman bulacak?Arkamdan ne için öldüğümü düşünecekler? Kim daha çok üzülür? Kurtarılma şansım nedir? gibi sorularla ölen kalplerinin inadına yaşamaya öleyise meraklı açtır ruhları. Çünkü asıl amaç görülmektir. Kanlı canlı dolanırken o kadar görülmemişlerdir ki işte o sakinlik bu görünmezliğin hüznüdür aslında. Oysa ölümüne tartışılabilir; yaşamak mı zor? Ölmek mi? Delilik nedir? Yaşamımı başkalarına uygun değilde kendi istediğim gibi sürdürmek olabilir mi? Veya bunu yapabilme cesaretimidir delilik?Ömründe hiç delilik yapmamış birinin akıl hastenesinde kendini bulması ve her şeyin gayet normal göründüğü bu ortamda bizi de sorgulatması… Akıl hastanelerinin özgürce istediğimiz gibi her deliliği yapabileceğimiz davranışlarımızı özgürce sergileyebileceğimiz bir yer olması. Peki buna rağmen en akıllı halimizi var etmeminin baskısı? Bu kitap beni hayli şaşırttı. İnanılmaz. Yaşama isteği,mutluluk,neşe,zevk alma bunun gibi pek çok bize iyi hissettiren hissin ana maddelerinden biri vücudumuzda bulunan seratonindir. Bu az olduğu zaman endişe,umutsuzluk bir karabasan gibi olabilir. Yani düşünün aslında depresyonda degilsiniz. Sadece vücudunuzda seratonin eksik.Tıpkı demir eksikliği gibi. Hallederiz. Karanlığı bu kadar gözümüzde büyütmeyelim çünkü karanlık yoktur ışıksızlık vardır. Ve inanırmısınız kışın depresyona girenlerin oranı yaza göre katbekat fazla sebebi ise gayet basit ve açık: ışık. “Deli olmak düşünceleri iletmekten aciz olmak demekmiş” diyor Zedka. Hepimiz sevmek,kabullenmek,çatışmadan kaçmak üzere yetiştiriliriz. Mutluluğu başkalarına bağlayarak
1K
Veronika Ölmek İstiyor
zedka’nın sorunu yalnızca depresyon değildi. aynı zamanda obsesyon derecesine gelecek olan belli düşüncelere tutunmasıydı. kadınlarda bir erkek hiçbir zaman sadece bir erkek olarak kalmaz. o kişide içinde taşıdığı hayaller olduğu için yaşanmamışlıklara üzülür o kişiyle hikayesi olur olmadık bitince. zedka ona takıntılı değildi. o imkansız aşk dediği kişide bir takım idealler taşımıştı. onu gündelik hayatın sıkıntılarından kurtaracak hayal dünyasına daldığı için huzurluydu. bu yüzden bir ideal diyorum. ama eminim ki onu sonsuza kadar elde edecek olsa büyü bozulacaktı. zedka’nın istediği bir ütopya yalnızca.
Düşünce
Delilik
Veronika Ölmek İstiyor Bir gün bir tımarhaneye gidip bir köşeye oturup sadece izlemek istiyorum etrafı. Düşünsenize bunca zamandır kısa yolunu arayıp uyanmak istediğimiz bu yapay hayatın sırrı ya deli olmaktan geçiyorsa. Ya ölümü kurtuluş görüp yanılıyorsak. Zedka çok güzel açıklamış. Böyle bir uyanıştan sonra nasıl bir daha bu sahiciliği bırakıp tekrar kendime rol biçip topluma katılayım ki. Eski maskeme sınırlarıma edindiğim normlara nasıl tekrardan kucak gereyim. Zira burda boş bir kadığın üstünde saatlerce anlamsız çizgiler çizerek geçireceğim zamanın doluluğunu nasıl tekrar boş şeylerle geçireyim.
1000Kitap
Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. Yani, başkalarından farklı olanlar." " Yani, senin gibiler mi?" Zedka soruyu duymazdan gelerek devam etti: "Öte yandan bir Einstein var, zaman ile uzamın ayrı şeyler değil bir karışım olduğunu söylüyor. Ya da, İnsanoğlunun Everest'in zirvesine ulaşabileceğine inanan bir Edmond Hillary var. Sonra Beatles, bambaşka bir müzik yarattılar, eski çağlardaki insanlar gibi giyindiler. Bütün bu kişiler ve daha binlercesi, hep kendi dünyalarında yaşadılar".
Roman
Reklam