Las Vegas’a hukuk konferansı için giden Grace Hamilton, aynı otele yetişkin içerikli film sektörü etkinliği için gelmiş olan aktörlerden Carson Stinger’la tanıştığında, kendisinden çok etkilenmişti. Çünkü, uzun boyu, kaslı vücudu, çekici yüz hatları ve flörtöz tavırlarıyla oldukça göze çarpan biriydi Carson. Bu etkilenme, Grace, Carson’un işini öğrenene dek, yani birkaç dakika sürmüş, sonrasında büyü bozulmuştu. İlk karşılaşmalarından itibaren karşılıklı bir çekim hisseden ikilimiz arasındaki atışmalı flört de, böyle başlamıştı işte. Kaderin cilvesine bakın ki, birbirlerinden ne kadar uzak durmaya çalışsalar da, bozuk bir asansörde kaldıkları birkaç saat, o hafta sonunu birlikte geçirmeye karar vermeleriyle sonuçlanmıştı. Birlikte geçirdikleri o birkaç gün, tutkulu geceler yaşamış, hoş sohbetler etmiş ve çok eğlenmişlerdi. Ama, sorunlarından ve şüphelerinden uzak yaşadıkları bu güzel anlarda bile, Carson’un işi hep diken üstünde olmalarına neden olmuş ve ne kadar isteseler de geleceğe yönelik planlar yapmalarına izin vermemişti. Sonunda ise, nahoş bir şekilde ayrılmış ve ayaklarını sürüyerek de olsa, hayatlarına geri dönmüşlerdi. Grace, hukuk fakültesine devam etmiş, Carson’sa kendi yolunu çizmişti. Ama, ikisi de birbirlerini ve yaşadıkları o kısa macerayı hiçbir zaman unutmamışlardı. Hiçbir şekilde iletişim kurmadan geçen onca yılın ardından, artık birbirlerini görmemeyi kabullendikleri aşamaya geldiklerindeyse, kader oyununu oynamış ve bir araya getirmişti onları. Bu durum dengelerini oldukça bozsa da, memnun olmadıklarını söyleyemezlerdi. İkisi de hassas, ikisi de şaşkındı. Çekinceleri vardı çünkü, aralarında görünmez bir duvar var gibiydi. Karşılarındakinin ilk tanıştıkları kişiden farklı olduğunu biliyorlardı. Duruşları, hayata bakışları, hatta fiziki görünüşleri