Ah Nastyenka Ahh...
9/10
·208 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 19:22
Bu bir uzun öykü kitabı ve içerisinde 5 tane öykü var, 5'i de birbirinden güzel. O yüzden kendime mi şaşırayım öykü seviyormuşum meğer diye yoksa ilk kez Dostoyevsky okuyorum ondan mıdır? Bilmem... Kitabın tabi ki en dikkat çeken öyküsü Beyaz Geceler öyküsü. Anlatayım. İsmi verilmeyen yalnız ve hayalperest bir adam, Petersburg sokaklarında dolaşırken ağlayan bir kadınla(Nastyenka) tanışırlar ve 4 beyaz gece de hikayeleri sona erer. Hayalperest yalnız adamımız, hayallerde yaşayan 1 dakika da kafasında senaryolar yazan yani şimdiye göre overthink leyen bir adamdır, Petersburg da dolaşırkan ağlayan bir kadına denk gelir ve aralarında samimi bir bağ oluşur. İkinci gecede buluşmaya karar verirler ve Nastyenka kendi hikayesini anlatır. Büyükannesiyle yaşayan genç körpe bir kız, öyle bağlı ki babannesine yanından ayrılmamak için etekleri bile birbirlerine dikili. Nastyenka zamanında üst evlerine taşınan bir adama aşık olur ve adamın kendine olan hoş ve yardımsever tavırlarından etkilenir ve Nastyenka adama aşık olur fakat adam gelince evleneceklerini söyleyerek şehirden gider. Garibim Nastyenka onu bekler. Bu bekleyiş ve gelmeyişin sebebiyle ağlayarak evine giderken hayalperest adamımızla tanışır (hikayede adı yok). Adam kıza aşık olur fakat Nastyenka hala o kiracı adamı sevmekte. Fakat hayalperest adamında sevgi şeklini çok sever. Hikayesini hayalperest adamımıza anlatır. Adamın içi yanar ama yine de sevmeye hatta bir aile kurmaya heveslidir. Nastyenka'ya o kadar çok yardımı dokunur ki kadın bu minnettarlıktan ve artık eski sevdiğinin gelmeyeceğinin umudunu kaybederek Hayalperest adamımızla evlenmeyi onaylar fakat tam bu kararı alırken eski sevdiceği Nastyenka için gelir. Nastyenka, hayalperestimizin yanına gelir ve yanaklarına kocaman bir öpücük kondurur ve yıllardır
Araştırma-İnceleme
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,3bin okunma
10/10
·144 syf.··
2025 6. kitabı
#pandadiyorki İntihar Dükkanı//Kitap yorumu . İnsanoğlunun depresifliğin, umutsuzluğun ve yaşama isteksizliğinin pençesinde olduğu bir evrende, nesillerdir Tuvache ailesi tarafından işletilen "İntihar Dükkanı" na konuk oluyoruz. 5 kişilik bir ailenin işlettiği bu dükkanda işler tıkırında. Ölmeye karar veren müşteriler buradan klasik yöntemler için gerekli tüm malzemeleri edinebiliyorlar. Ayrıca farklı yollar arayanlar için yaratıcı gereçleri, buda sizi ikna etmezse bizzat Lucréce Tuvache'ın evin mahzeninde sizin için hazırlayacağı özel zehir karışımlarını yine bu dükkanda bulabilirsiniz. Buraya gelmeye karar verirseniz işiniz garanti. Tuvache ailesine göre bu köklü dükkanda tek bir sorun var. Oda en küçük çocukları Alan. Ben çok net bu sene okuduğum en iyi kitap diyebilirim "İntihar Dükkanı" için. İtiraf etmek gerekirse bir iki sayfa okuyayım diye başına oturduğum incecik kitabın beni bu kadar etkilemesini bende beklemiyordum. Daha ilk bölümünü okuyup bitirdiğimde bile öyle etkilenmiştim ki yazarın kaleminden. Okuyucuyu her bölümde bir öncekinden daha çok şaşırtıyor böylece siz ne olduğunu anlamadan ardı ardına sayfaları çevirirken buluyorsunuz kendinizi. Bir kere her detay o kadar zekice düşünülmüş ki hayran olmamak elde değil. Mesela intihar dükkanının bazı geceler nöbetçi eczane gibi nöbetçi intihar dükkanı olarak çalışması fikri benim inanılmaz hoşuma giden detaylardan biri. (Deli değilim fikir çok orijinal geldi ) Aynı zamanda karakterler de çok orijinal değişik tipler. Lucréce Tuvache, kızını kleopatra'nın intiharının hikayesini okuyarak uyutan, Alan'ın abisinin migrenini yemek yemeyi keseceği kadar tetikleyen, depresyonun dibi bir kadın. Lucréce'e göre dükkanda herkes cenaze evinden çıkmış gibi görünmeli ki gelen müşteriler ufacık bir umuda kapılıp intihardan
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
Reklam
“Küstüm, küskünlüğüm ademoğluna”
10/10
·158 syf.··
2025 5. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2025 02:31
Kitabı bitirdim ve bitirdiğimden beri neden diye soruyorum kendime: Neden? Neden bu kitaptan daha erken haberim olmadı? Neden okumak için bu kadar geç kalmışım? Neden bu en iyi şiir kitapları arasında değil? Neden kimse böylesine gizli bir cevheri bilmiyor? Neden ben her bir mısrada tamamen kendimi buldum? Şu dört aydır hayatımda bir çok yolunda gitmeyen şeyler var. Yapmam gereken köklü değişimler… Beni değiştirecek hüzünler… Bilmiyorum bundan mıdır bu kadar bu kitapla özdeşleşmem, ara ara farklı şiirlerde gözlerimin dolması, kendimi kitaba bütünen ait hissetmem? Olabilir de… Ama kitapta, içindeki her bir şiirde insanı bağlayıcı bir şey var, bu net bir şekilde ortada. Her bir şiirde farklı şairlerimizin tadını aldım, ünlü çok ünlü şairlerimizin. Ve şiirler doyumsuz bir tat bıraktı kalbimde, sanki çok heyecanlı bir kurguya sahip roman okuyormuşum gibi büyük hevesle ve merakla çevirdim sayfaları. Sadece alıntı ile olacak iş değil bu paylaşımlar. Buraya da bir kaç bir şeyler eklemek istiyorum. “Anlarsın” şiirinden iki kıta var ki, gider gelir okurum: *Anlayacaksın hürmetini duruşun Belki bir sevda kurbanı olduk, Belki ilk ve belki de sonduk. Lakin hesap vaktinin acı sarhoşlugu… Faturası ellerinde sallanacak, anlarsın. Belki bir gece olur da sen de yenilirsin olmayışıma Zehir zıkkım olur kimsesizliğin Uykuların sabah etmez Simsiyah düşlerde kalırsın hiç sebepsiz Bir çökük dam gibi çöküp yastığına yağmurlar bırakırsın. Seni ne asil sevdiğimi işte o gece anlarsın!* Bakar mısınız şu içlenişe? Kalbiniz mi kırıldı? Onun içinde çok güzel bir şey yazmış Dedicahan *Demet demet topladığım papatyalarım yolunda soldu şimdi. Sevgisizliğinden gayrı şu elgin kalbim kırıldı.* En çok gözlerimi dolduran şiir “yurt üşüyor” oldu. “132 saattir enkaz altındayım.” Diye başlayıp
Bir Tutam ÇiğdemDedicahan · Kil Yayınları · 09 okunma
7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2025 19:47
Las Vegas’a hukuk konferansı için giden Grace Hamilton, aynı otele yetişkin içerikli film sektörü etkinliği için gelmiş olan aktörlerden Carson Stinger’la tanıştığında, kendisinden çok etkilenmişti. Çünkü, uzun boyu, kaslı vücudu, çekici yüz hatları ve flörtöz tavırlarıyla oldukça göze çarpan biriydi Carson. Bu etkilenme, Grace, Carson’un işini öğrenene dek, yani birkaç dakika sürmüş, sonrasında büyü bozulmuştu. İlk karşılaşmalarından itibaren karşılıklı bir çekim hisseden ikilimiz arasındaki atışmalı flört de, böyle başlamıştı işte. Kaderin cilvesine bakın ki, birbirlerinden ne kadar uzak durmaya çalışsalar da, bozuk bir asansörde kaldıkları birkaç saat, o hafta sonunu birlikte geçirmeye karar vermeleriyle sonuçlanmıştı. Birlikte geçirdikleri o birkaç gün, tutkulu geceler yaşamış, hoş sohbetler etmiş ve çok eğlenmişlerdi. Ama, sorunlarından ve şüphelerinden uzak yaşadıkları bu güzel anlarda bile, Carson’un işi hep diken üstünde olmalarına neden olmuş ve ne kadar isteseler de geleceğe yönelik planlar yapmalarına izin vermemişti. Sonunda ise, nahoş bir şekilde ayrılmış ve ayaklarını sürüyerek de olsa, hayatlarına geri dönmüşlerdi. Grace, hukuk fakültesine devam etmiş, Carson’sa kendi yolunu çizmişti. Ama, ikisi de birbirlerini ve yaşadıkları o kısa macerayı hiçbir zaman unutmamışlardı. Hiçbir şekilde iletişim kurmadan geçen onca yılın ardından, artık birbirlerini görmemeyi kabullendikleri aşamaya geldiklerindeyse, kader oyununu oynamış ve bir araya getirmişti onları. Bu durum dengelerini oldukça bozsa da, memnun olmadıklarını söyleyemezlerdi. İkisi de hassas, ikisi de şaşkındı. Çekinceleri vardı çünkü, aralarında görünmez bir duvar var gibiydi. Karşılarındakinin ilk tanıştıkları kişiden farklı olduğunu biliyorlardı. Duruşları, hayata bakışları, hatta fiziki görünüşleri
StingerMia Sheridan · Pukka Yayınları · 2024265 okunma
10/10
·275 syf.··
2024 113. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2024 16:39
Güneşi Uyandıralım " ama " Büyükler güneşi uyandırmayı bilmez." demişti Zeze kitabın sonunda. Haklı da aslında; biz büyükler çocukların güneşini çaldık, karanlıklara çağ açıp onları fenersiz bıraktık. Şimdi güneş nasıl uyandırılır nerden bilelim?... Şeker Portakalı kitabının devamı olan kitabımız Zeze ' nin son çocukluk ve ilk ergenlik maceralarını yine Zeze' nin o kendine has hüznüyle, yüreğinize dokunarak anlatıyor. Zeze yine yaramaz ve yine hayalperest... Hayatın kazdığı karanlık çukurlardan hayalleriyle çıkmaya çalışırken gerçeklerin acımasız soğuğunda üşüyen bir çocuk. Gerçek hayatta bulamadığı sevgiyi, yine bu kitapta da hayali arkadaşlarında- Cururu kurbağası ve bir şarkıcı olan Maurice- arıyor. Özellikle hayallerinde baba karakteri yerine koyduğu Maurice ile ilgili olan bölümler bir babanın insan hayatına neler katacağı yada hayatından neleri çalacağının kanıtı gibi. Bir çocuğun başını okşayıp, yanağına sıcak bir öpücük kondurup iyi geceler dileyen bir babası varsa dünya hazineleri onun önünde demektir. Aslında kitap hakkında uzun uzun anlatacaklarım yok; çocuk olan, çocuk kalan tüm yürekler severek okuyacak, kendilerine dersler çıkarıp yavrularına en güzel miras olarak sevgi bırakacaklarına bir kez daha iknâ olacaklardır. Benim asıl yazacaklarım, asıl cümlelerim Zeze' ye ve yeryüzündeki tüm Zezelere.... Ah benim küçük Zezem hani birgün " Çok mutsuz bir çocuğum ben" demiştin ya; Şimdi sana bir sır vereyim Zeze artık büyükler de çok mutsuz. Mutluluğa giden yollarımızı kaybettik galiba. Uyandıramadık içimizde karanlıkta boğulan umut güneşini, veremedik can suyunu, yeşertemedik yeniden... Azıcık gözünü açacak olsa "kapat" diyerek karanlığımıza itti bilmediğimiz kanlı eller. Şimdi gel desem sana, kırılan kanatlarımızı saralım, yaralarımıza güneşin umut ışıklarından
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,9bin okunma
Puan vermedi·275 syf.··
2024 3. kitabı
Bu da benden Zeze' ye.... Kitabın adı " Güneşi Uyandıralım " ama " Büyükler güneşi uyandırmayı bilmez." demişti Zeze kitabın sonunda. Haklı da aslında; biz büyükler çocukların güneşini çaldık, karanlıklara çağ açıp onları fenersiz bıraktık. Şimdi güneş nasıl uyandırılır nerden bilelim?... Şeker Portakalı kitabının devamı olan kitabımız Zeze ' nin son çocukluk ve ilk ergenlik maceralarını yine Zeze' nin o kendine has hüznüyle, yüreğinize dokunarak anlatıyor. Zeze yine yaramaz ve yine hayalperest... Hayatın kazdığı karanlık çukurlardan hayalleriyle çıkmaya çalışırken gerçeklerin acımasız soğuğunda üşüyen bir çocuk. Gerçek hayatta bulamadığı sevgiyi, yine bu kitapta da hayali arkadaşlarında- Cururu kurbağası ve bir şarkıcı olan Maurice- arıyor. Özellikle hayallerinde baba karakteri yerine koyduğu Maurice ile ilgili olan bölümler bir babanın insan hayatına neler katacağı yada hayatından neleri çalacağının kanıtı gibi. Bir çocuğun başını okşayıp, yanağına sıcak bir öpücük kondurup iyi geceler dileyen bir babası varsa dünya hazineleri onun önünde demektir. Aslında kitap hakkında uzun uzun anlatacaklarım yok; çocuk olan, çocuk kalan tüm yürekler severek okuyacak, kendilerine dersler çıkarıp yavrularına en güzel miras olarak sevgi bırakacaklarına bir kez daha iknâ olacaklardır. Benim asıl yazacaklarım, asıl cümlelerim Zeze' ye ve yeryüzündeki tüm Zezelere.... Ah benim küçük Zezem hani birgün " Çok mutsuz bir çocuğum ben" demiştin ya; Şimdi sana bir sır vereyim Zeze artık büyükler de çok mutsuz. Mutluluğa giden yollarımızı kaybettik galiba. Uyandıramadık içimizde karanlıkta boğulan umut güneşini, veremedik can suyunu, yeşertemedik yeniden... Azıcık gözünü açacak olsa "kapat" diyerek karanlığımıza itti bilmediğimiz kanlı eller. Şimdi gel desem sana, kırılan
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,9bin okunma
Reklam
Reklam