Dostoyevski ile küçük yaşlarda Suç Ve Ceza’nın radyo tiyatrosunu dinleyerek tanıştım ilk. Ortaokulda Suç ve Ceza’yı çok severek okumuştum. Sonra Budala’yı okumaya çalıştım, zor geldi (bi’ttabi) bıraktım. Ötekiyle de o zaman tanıştım ilk. Benim okuduğum basımı “Öteki Ben” diye tercüme edilmişti. Okurken çok bunaldığımı hatırlıyorum. Hani bazen rüyada bir şeyler yapmaya çalışırsınız ama yapamazsınız ya, kitap öyle bunaltıcı ve anlaşılmazdı benim için. Sağ olsun Türkçe öğretmenim Dostoyevski için yaşımın biraz küçük olduğunu söyledi de büyümeyi bekledim biraz. Öteki’yi yıllar sonra yeniden elime aldım bu hafta, bugün bitirdim. Şimdi her şey daha anlaşılır benim için. Öncelikle; Öteki, Dostoyevski’nin şizofreni ve doppalganger üzere yazdığı bir kitap. Az önce bahsettiğim kitaptaki bunaltıcı havanın okuduğum yaşla bağlantılı olduğunu düşünüyordum ama öyle değilmiş. Yine kahramanımız Bay Golyadkin ile beraber bir kuyudaymışız da sesimizi duyuramıyormuşız gibi bir hisle okudum kitabı. Kahramanın anlaşılmak için sarf ettiği çaba hem kendini hem de okuru öyle bir yoruyor ki.
Kitapta Dostoyevski’nin insan davranışlarına dair yer verdiği psikanalizlerini hayranlıkla okudum ben ama herkesin sevebileceği bir kitap olmadığının da farkındayım. Hatta Dostoyevski’nin en fazla eleştiri alan ve diğer kitaplarına oranla pek beğenilmeyen bir kitabıymış. Okuyan kişi kitabı güzel bulmasa da mutlaka kendinden bir şeyler bulacaktır diye düşünüyorum ben.
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
Şaşkınlığımız kadar büyüktü umutlarımız da. Yarınlar ne kadar karanlıksa, yarından ötesi o kadar aydınlıktı.” Osmanlı’nın son dönemini, 1. ve 2. Dünya Savaşı, İsrail’in kuruluşu sonrası yaşanan savaşları da içine alan dramatik bir öykü. İsyan Kitapdar’ın bir otel odasında bizzat kendi ağzından dinlediğimiz hikayesini, akıcı ve güzel bir roman arayanlara tavsiye ederim.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
“Hayatta kalmak için verdiğim korkunç mücadele bir şekilde rutine dönüştü. Sabah kalk, kahvaltı yap, mahsullerinle ilgilen, bozulan şeyleri tamir et, öğle yemeği ye, e-postalara cevap ver, televizyon izle, akşam yemeği ye, uyumaya git. Modern bir çiftçinin hayatı. Ardından bir kamyoncu oldum ve gezegen boyunca uzun bir yolculuğa çıktım.”
Bilim kurgu seven biri olarak bu kitaba bayıldım! Mars’ta bir kazaca sonucu tek başına mahsur kalan Mark Watney’in yaşam mücadelesini okuduğumuz bu kitapta yazar zekice bir kurguyu, eğlenceli bir dille okuyucusuyla buluşturmuş. Kitabı sanki gerçek bir astronot yazmış gibiydi. Kitap Goodreads okurları tarafından 2014 yılının en iyi bilim kurgu romanı seçilmiş ki bence hakediyor. (2014 yılında yazılmış başka bir bilim kurgu okumadı:)
“Laptop anında öldü. Ben daha hava kilidinden adımımı atmadan ekranı karardı. Görünüşe göre LCD'deki "L" "Liquid'in" (Sıvı) kısaltmasıymış. Sanırım ya dondu ya da buharlaştı. Belki bir tüketici yorumu yazarım. "Ürünü Mars yüzeyine çıkardım. Çalışmamaya başladı. 0/10”