Bir Zhang Ailing romanında kısılıp kalmışız gibi hissetmiştim: alıcısına ulaşamayan mektuplar, cevapsız kalan aramalar ve ufak yanlış anlaşılmalarla mahvolan tutkulu bir aşk. Birbirimizi seviyor, incitiyor, sonra ya affediyor ya da yolumuza bakıyorduk.
İyi ki kalbimiz içimizde, demişti güneşin doğmasına yakın. Dışarıda olsaymış onca yarasıyla insan içine çıkmaya utanırmışız çünkü. Bizden tarafa bakmak istemezmiş kimse ve iğrendiklerini güçlükle gizlemeye çalışırlarmış kibarlıktan.
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.
Kıyıya çarpıp duran dalgaların sesini duydu, damarlarındaki ateşli kan çağlıyordu sanki. Günlük yaşamında, Şinji’ye müzik sesi gerekmezdi hiç, bu özlemini doğa yerine getiriyordu zaten.