Puan vermedi
Yuval Noah Harari kendi alanında gayet güzel yazıp çizmiş lâkin iş davranış genetiği, suç, siyah-beyaz farkına gelince hiçbir şey bilmediği cherry picking yaptığı bayağı açık bir şekilde görülüyor. Adam siyahilerin suça yatkınlığını sadece ve sadece çevresel etkenlere bağlıyor, halbuki arkada bir sürü parametre var. "Siyahlarla beyazlar arasında ten rengi ve saç tipi gibi birtakım biyolojik farklılıklar vardır, ama bu farkların zeka ve ahlakla ilgisi olduğuna dair kanıt yoktur" Harariye göre siyahiler ve beyazlar arasında zeka farkı yokmuş. Fakat gerçekte IQ skorları arasında uçurum vardır (1) Uçurumun tek olduğu nokta IQ değildir, suça yatkınlık konusunda da siyahiler beyazlara kıyasla daha fazla suç işleme eğilimindedirler. (2) 1 The nature of the black–white difference on various psychometric tests: Spearman's hypothesis 2 doi.org/10.1353/sof.200...
Hayvanlardan Tanrılara: SapiensYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 202342,6bin okunma
Gen Bencildir - Richard Dawkins
9/10
·329 syf.··
2026 227. kitabı
Richard Dawkins’in Gen Bencildir eseri, popüler algının iddia ettiği gibi sadece biyolojik bir mekanizmayı tasvir eden kuru bir bilim kitabı değildir; insan eylemlerinin en derin, en karanlık ve en rasyonel kökenlerine inen deterministik bir başyapıttır. Kitabın ortaya koyduğu çıplak gerçeklik nettir: Bizler, genlerin kendilerini kopyalamak ve korumak adına inşa ettikleri birer "hayatta kalım makinesiyiz." Ancak bu mekanizmanın dış dünyaya yansıması, bireyin ve toplumun bilinç filtresine göre sarsıcı kırılmalara uğrar. Kitap boyunca evrimsel kararlı stratejiler ve rasyonel detaylar üzerinden anlatılan bu sistem, insan zihninin ve kültürün devreye girdiği noktada devasa bir deterministik kumar alanına dönüşür. Gen, istisnasız her insana aynı temel ve ilkel donanımı yükler: Açlık, cinsellik, kabileye ait olma arzusu, ödül (dopamin) mekanizması ve her şeyin ötesinde bir "sonsuz olma/hayatta kalma" dürtüsü. Sistem, bu ham kodların çevreyle etkileşimi üzerinden yürür. İşte tam bu noktada, bireyin algı, zeka ve sorgulama kalitesi, genin nihai kaderini belirleyen en büyük filtre haline gelir. Bu deterministik ağın en radikal ve uç örneği, kör inancın pençesindeki bir intihar bombacısının eylemidir. Nesnel ve biyolojik gerçeklik açısından bakıldığında, kendini patlatan bir birey kendi genlerini saniyeler içinde küle çevirerek mutlak bir evrimsel başarısızlığa imza atar. O, Dawkins’in tabiriyle "Mem" adı verilen zihinsel bir inanç virüsü tarafından hacklenmiş, sistemi çökertilmiş bir robottur. Ancak olaya eylemi gerçekleştiren öznenin içsel ve algısal gerçekliği açısından bakıldığında, mekanizmanın motoru yine genin yüklediği o ham "sonsuz yaşama ve üreme" kodudur. Düşük bilinç ve dogmatik algı filtresine sahip bir zihin; cennet, ebediyet ve huriler gibi soyut vaatlerle
Biyoloji
Gen BencildirRichard Dawkins · Tübitak Yayınları · 02,072 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·104 syf.··
2026 51. kitabı
Byung-Chul Han’ın Psikopolitika eserinde Foucault’nun 19. ve 20. yüzyılı açıklamak için kullandığı "Biyopolitika" (bedenleri terbiye eden, nüfusu kontrol altında tutan iktidar) kavramının artık miyadını doldurduğunu ilan eder. İçinde bulunduğumuz dijital ve neoliberal çağda iktidar artık bedenimizle değil, doğrudan psişemizle (ruhumuzla, zihnimizle) ilgilenmektedir. İşte bu, Psikopolitikadır. ​ ​Han, kitabın merkezine muazzam bir paradoks yerleştirir: Özgürlüğün kendisi, bir sömürü aracına nasıl dönüştü? ​Eski disiplin toplumlarında köle ve efendi, işçi ve patron belirgindi. Baskı dışarıdan geliyordu, dolayısıyla işçinin isyan edebileceği somut bir düşman vardı. Neoliberalizm ise bu dışsal baskıyı tamamen ortadan kaldırdı ve yerine "kendinin girişimcisi" (bireysel proje) kavramını koydu. ​Modern insan, kendi isteğiyle çalıştığını, kendini gerçekleştirdiğini ve özgür olduğunu düşünür. Oysa Han’a göre bu özgürlük, sömürünün en tepe noktasıdır. ​Artık bizi kırbaçlayan bir patrona gerek yoktur; çünkü kendi içimize yerleştirdiğimiz o acımasız patron, bizi 7/24 çalışmaya zorlar. Başarısız olduğumuzda suçu sisteme değil, tamamen kendi yetersizliğimize (öz-güvensizliğimize, motivasyon eksikliğimize) atarız. Bu da toplumsal bir devrimi ya da protestoyu imkansız hale getirir; çünkü insan artık sisteme değil, kendine kızgındır. ​ ​Klasik iktidar teknikleri yasaklardı, engellerdi, cezalandırırdı ve "Hayır" derdi. Han, neoliberal iktidarın ise tam aksine son derece sevimli, davetkar ve "Evet" diyen bir yapıda olduğunu söyler. Buna "Akıllı İktidar" der. ​Neoliberal iktidar, insanları boyunduruk altına almak için onları bastırmaz, aksine onları tüketmeye, paylaşmaya, iletişim kurmaya ve kendilerini sergilemeye teşvik eder. ​Bu iktidar biçimi bizi acıtmaz, aksine hoşumuza gider. Bizi
PsikopolitikaByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20191,048 okunma
Fiyasko
2/10
·400 syf.··
2026 221. kitabı
SPOİLER İÇERİR SPOİLER SPOİLER sadem'in babası üvey annesi Vilma ile evli ve sadem'i hiçbir şekilde umursamıyor sademin annesi o küçükken onları terk etmiş abisi de evi terk etmiş kitabın sonlarında abisinin öz annesinin yanına gittiğini öğreniyoruz evla sademin en yakın arkadaşlarından biri annesi takıntı derecesinde evlayı takip ediyor günlük alması gereken kaloriyi aştığında veya abur cubur vb yediğinde çok kızıyor ayrıca bunlar çok zengin evla kitabın başlarında hassas bir kız gibi duruyor ama sonradan içinde derin ve korkutucu bir öfke olduğunu görüyoruz ayrıca güngör diye biri tarafından defalarca reddedildiğini zannediyoruz ancak kitabın sonlarında meğersem başka bir sevgilisi olduğunu güngör'ü arkadaşlarına söylediği yalanların bir parçası olarak kullandığını öğreniyoruz kavin dobra bir kız ama sürekli sınavlarda başarısız oluyor annesi de başarısız olduğu için kıza baskı yapıyor zaten kitap da sadem rüya'nın kavin sınıfta kalmasın diye sınav kağıtlarını beton'dan(kimya öğretmenlerinin lakabı) çalmasıyla başlıyor buğra han sadem'e aşık ama sadem onu tanımıyor bile sademin onu tanıması beton'dan sınav kağıtlarını çalma amacıyla buğra han'ın bisikletini çalmaya çalışması ve buğra'nın ona sınav kağıtlarını çalmasında yardım etmesiyle başlıyor ardından buğra sadem'in tiyatro metni yazmasına yardım ediyor sadem evden kaçtığında yanında kalmasına izin veriyor falan şimdi sadem niye tiyatro metni yazıyor diyeceksin yazıyor çünkü sınav kağıtları çalınınca bunu telafi etmeleri için müdür yardımcısı böyle bir görev verdi sadem yıllarca platonik bir şekilde okul birincisi yakışıklı erdinç'e aşıktı ama sonra buğrayı tanıdıkça ona aşık oluyor zaten kitabın sonlarında erdinç'in gerçek yüzünü görüyor ilya kızların baş düşmanı sevgilisi de tarık ilya pembe saçlı diye
Alabora LimanlarıK. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 2025128 okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 46. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 17:49
"Nasıl başladıysa öyle biter." sözünün somut örneği... Charlie'nin sırf çevresi tarafından sevilmek, arkadaşları tarafından dışlanmamak için her şeyini feda etmeye hazır oluşunu okumak canımı çok yaktı. Bir insanın zekasının düşük olması, onu bir laboratuvar deneği olarak kullanma hakkını kimseye vermemeliydi. Okurken bu durumu sindirmek benim için gerçekten zordu. Charlie'nin yalnızlığı ne kadar sarsıcıysa, o zihinsel zirveden aşağıya, başladığı yere doğru kayması da bir o kadar garipti. Kitabın o başladığı noktaya geri dönen döngüsel yapısı içimde bir burukluk bıraktı. Sadece sevilmek ve 'normal' sayılmak için ne kadar ileri gidebiliriz? Ve daha da önemlisi, yüksek bir zeka mı bizi daha insan yapar, yoksa saf bir kalp mi? Bize bunu tümüyle sorgulatacak bir kitaptı. Kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum. "İnsanın arkadaşı olmassı güzel bişey..." (323) Ah.. Charlie.
1000Kitap
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
9/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 109. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 14:22
“Bir kimsenin kırıklarını ve zayıflıklarını gören insanoğlu, bu kişinin acılarına taş atmaktan ve onu daha çok kırmaktan asla çekinmezdi.” Herkese Merhaba Mater serisinin son kitabı olan Dura Mater kitabı da bitti ama beynim yandı resmen. Çünkü o kadar çok bilgi içeriyordu ki özellikle bu bilgilerin bize kurgular yoluyla anlatılmış olması anlamamızı kolaylaştırıyordu. Kurgunun sonunu sevemedim çünkü sonunda bir yapay zeka insanı alt etti. Yapay zekada insanların ve teknolojinin ne kadar ileri gidebileceğini okurken tüyleriniz diken diken olacak. Her ne olursa olsun bir program bir kodlama desekte vallahi korkmadım desem yalan olur. Beynimizin karmaşık yapısını ve yapay zekanın birbiri arasındaki bağlantılarla anlatılan bu kitabı okumanızı daha doğrusu bu seriyi okumanızı öneririm.
Dura MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20217,7bin okunma