Bu memlekette değerli ve başarılı yaşamak için Türk'ten başkabir şey olmak gerekiyor. Memleketimizde Alman, İngiliz, Fransız, Rus nüfuzu her gün bizi biraz daha kaplayarak boğuyor
- Burası deniz kıyısı... Bu iğrenç şeyleri buralara saçan aldırışsız eller, biraz daha öteye fırlatsa acaba bileklerinden kopar mı? Bu duvarların her bir taşı bizim için birer bilgelik cümlesi, etkileyici birer tarihi yadigârdır. Gönül ister ki şu burç ve surların etrafını, mazimizin azametini düşünmeye buraya gelecek ziyaretçilerin düşünenlerine zihin açıcı hatıralar verecek, şiir havası hissettirecek, gönlü süsleyen birer bahçe halinde görsün... İşte Avrupalı gelir, Türk'ün ruhunu bu çöplükte arar ve hakkımızdaki korkunç hükmünü verir. Çünkü Avrupa'da bir demiryolu makasçısının bahçesi, Fatih'in heybetli maneviyatının uyuduğu bu yerlerden daha temiz ve hoştur.
İnsanın hayatı, gerçekleşme anı şüpheli bir tehlikenin tehdidi altında kalırsa bu hal gerçekleşeceği kesin bir beladan daha korkunçtur. Çünkü insan ne zaman, neye uğrayacağını bilemediğinden bu bilinmezlik içindeki rahatsızlığı daha dayanılmaz olur.
Yine tandırname edebiyatından bazı akval vardır. Bir kız için on beşinde gonca güldür açılır; yirmisinde letafeti saçılır; otuzunda tan yerine atılır; kırkında, ellisinde son merhaleye kadar birtakım şeyler söylerler