9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 127. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Júlia Peró kaleminden Karınca Kokusu kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 177 sayfalık bir kitap🩷 Eğer hazırsanız, sizi bir apartman dairesinin dört duvarı arasına, o tekinsiz dünyaya götürmek istiyorum. •Romanın merkezinde demans hastası, yaşlı bir kadın olan Olvido var. İspanyolca’da Olvido ne anlama geliyor biliyor musunuz? Unutuş ya da unutulma. •​Olvido için yaşlılık süslü bir emeklilik dönemi değil; bedenin taşımakta zorlandığı ağır bir hastalık. Annesinin ölümünden sonra dış dünyaya kapılarını tamamen kapatmış. Tüm dünyası; çocuk gibi boyama kitaplarıyla uğraşmak, huysuz kedisiyle didişmek ve temizliğe gelen genç kızın yolunu gözlemekten ibaret... •​Eskiden her şeyi bilen o entelektüel kadının, şimdi bir çiçeği boyarken çizgileri taşırmamak için debelenişini izlemek içimi sızlattı. Üstelik zihninde sürekli dönüp duran, geçmişten bir kızın hayali var. Belleği döküldükçe gerçekle sanrı birbirine karışıyor. ​"Annesinin bedeninde yaşayan görünmez karıncaları avuçlayıp yüzüme, göğsüme, kollarıma yaymıştım." •​Evi basan, komşuların fısıldaşmalarına sebep olan o çürük ve rutubet kokusu aslında fiziksel değil. O koku; yalnızlığın, terk edilmişliğin ve annesinden devrolan o kaçınılmaz yaşlılık mirasının kokusu... Karıncalar evi ve hafızasını kemirirken, Olvido aslında annesinin kaderini sırtlanıyor. ​"Doğdun ve artık yaşamak için çok geç." •​Zamanın, derisini sürte sürte onu nasıl bitap düşürdüğünü anlattığı o bölümden bu sarsıcı cümle hafızama kazındı. •​İspanyol şair Júlia Peró’nun bu ilk romanına, duru anlatımına ve muhteşem çevirisine tek kelimeyle bayıldım. Kitap akıp gidiyor ama bıraktığı tortu çok ağır. Yazarımızın kalemine sağlık🩷 Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Karınca KokusuJúlia Peró · Ayabakan Yayınları · 202614 okunma
Zaman
Puan vermedi·296 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:50
Yazarı Hüznün Fiziği romanı ile tanıdım. Spotify'dan takip ettiğim "Ben okurum" programında Zaman Sığınağı kitabının incelenecegini ve bunu da yine çok sevdiğim yazar Hakan Bıçakçı ile yapılacağını öğrendim. Sabrisizlanıp hızlıca okumaya çalıştım ama ne yazık ki kitap pek öyle hızlı okunan bir kitap değil. Bazen ithaf yaptığı konuyu araştırmak için, bazen temas ettiği bir noktayı düşünmek için, bazen devrik cümlelerini düz cümleye çevirmek için, ya da sondan başa doğru ve ya sırasını karıştırarak anlattığı bir bölümü toparlak için yavaşlıyorsunuz. Yine de yorucu sıkıcı didaktik birnkitap degil. Tam tersine bir yaz ikindisinin sakinligini barindiriyor diyebilirim. Bu incelemeyi de halen yayını dinlemeden yaziyorum. Kitabın konusu oldukça orijinal. İnsanın sadece kendisini değil koca bir kıtayı peşine takıp geçmişe kaçmaya çalışmasını anlatıyor. Psikoloji, nöroloji, tarih, siyaset, teoloji, mitoloji, gibi farklı dallardan onlarca alıntı, ilham, referans ile hem insanın kendi kişisel tarihini hem de 1900 lerden başlayarak Avrupa tarihini büyüteç altına tutuyor. Kitabın başlangıç ve gelişme bölümü hareketli ve merak uyandırıcı şekilde ilerlese de sonuç bölümünde artık tamamen hafıza kaybı, demans, Alzheimer hastalarına saygı duruşu yaparcasina konudan uzaklaşarak bitiriyor. Kendisi de sonları sevmediğini ve bu yüzden kitabın konusuna bağlı bir son yazmadığını itiraf ediyor. Klasik roman akışı isteyen, bir anadüşünce etrafında şekillenen ve sonlanan kitap arayışında olanların uzak durmasi gereken bir kitap hatta yazar. Kendi kişisel geçmişini, dünya tarihini, insanlığın yapısını seven, felsefe ve psikoloji ile ilgilenen okurlara tavsiye ederim. Ben kişisel olarak hem kendi yaşlılığımı hem çevremdeki yaşlıları hem de yaşlılık kavramı üzerinden çokça tefekkür yaptım bu
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,709 okunma
Reklam
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 21:10
Rüyalar, sanrılar, anılar, varoluşsal kaygılar ve demans ilginç bir bağlam ile romanlaştırılmış. Yoğun iç monologlarla ilerleyen, zihinsel düzeyi yüksek bir metin.
Ve Ateş Bizi TüketiyorMurat Gülsoy · Can Yayınları · 2019547 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
Sally Page / Başlangıçlar Kitabı Merhaba sevgili dostlarım. Konusu arkadaşlık olan bir kitapla geldim. Yardımlaşmanın, dostluğun ve birbirine tutunan 3 arkadaşın hikayesini okudum. Jo Sorsby dayısının kırtasiye dükkanına bakmak için Londra’ya taşınır. Dayısının sağlık durumu daha da ciddileşmiş ve artık dükkana bakamaz olmuştur. Demans dayısının hayatını artık altüst etmiştir. Annesi dayısına bakarken Jo’ya da dükkana sahip çıkmak düşer. Rengarenk defterler, dolma kalemler ve sıcacık müşterilerin olduğu bu dükkanda hayatını devam ettirmeyi çalışır. Fakat evinden uzaktayken bile onu rahat bırakmayan geçmişinden kurtulamaz. Aldatılmış ve yaralanmış olarak dönmüştür dükkana .Yarım kalmış duyguları ve annelik hevesi onu acıtmaya, üzmeye devam eder.Jo bu karanlık duygulardan iki dostu sayesinde kurtulur. Kilisesinden kaçan rahibe Ruth ve ilk kitabını yazmakla uğraşan emekli bir ihtiyar Malcolm sayesinde. Jo ve Ruth dostluğu ilk günden başlayarak daha derin ilerler. Kendi gibi esnaf komşusu Eric ile birlikte tüm sevdiklerine bir sürprizleri vardır. Jo,Ruth ve Malcolm dostluğunu ben çok sevdim. @thekitapyayınları #i̇şbirliği #hediye
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202690 okunma
Puan vermedi·784 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:49
Bu bir yol romanı, bir edebiyat romanı, bir kayboluş hikâyesi ve belki biraz da bir erkeklik romanı. Sürekli poz kesen, hem kendi yaşamlarının hem etraflarındaki insanların sorumluluğunu almaktan kaçan, erkekliği ve cinselliği bir performansa dönüştüren ağzı bozuk erkekler… İş bu ki, her sayfada “siz ne yorucu adamlarsınız” diye söylendiğim 780 sayfalık bir kitabı ancak Bolaño gibi bir büyücü okutabilirdi bana. Öyle güçlü bir karikatürist gözü var ki Bolaño’da; yarattığı karakterlerin yürüyüş biçimini, konuşurken verdikleri pozu, şiir okurkenki kibirlerini, cinsel övünmelerini, sefalet içindeki teatral tavırlarını öyle muazzam çiziyor ki… Bir anda kaldırıyor üstlerindeki kabuğu ve altından kırılgan, beceriksiz, yalnız, korkak çocuklar çıkıyor. Koltuklarının altında kitaplarla dolaşan, şiir okuyan, şiir yazan, şiire inanan, şiirin ardında yürüyen romantik çocuklar. Bolaño ‘kendi kuşağıma yazdığım bir aşk mektubu’ demiş bu kitap için. Bir sahnede devrimci sanatçılar gibi duran, sonraki sahnede çocuklaşan bu insanlar birer karakter olmanın dışında, birer arkadaş, birer anı onun için. Hepsi bir yandan bir mite, bir ideolojiye, bir hayata adanmışçasına yaşamış bu insanlar. Aradıklarını bulmuşlar, bir şeye ait hissetmişler. Ama öte yandan öyle kaybolmuşlar ki; insan bazen serçe parmağını uzatıp onları evlerine götürmek istiyor. Nasıl da büyük adamlar, ah nasıl da çocuk içleri. Romanın merkezinde damardan gerçekçilik akımının iki genç şairi var: Arturo Belano ve Ulises Lima. Ve onların peşine düştüğü gizemli bir kadın şair: Cesárea Tinajero. Ama tuhaf olan şu ki, roman boyunca neredeyse hiç doğrudan karşılaşmıyoruz bu insanlarla. Onları başkalarının anılarından topluyoruz. Bu yüzden Vahşi Hafiyeler bazen bir romandan çok bir tanıklıklar korosu gibi geliyor insana.
Edebiyat
Vahşi HafiyelerRoberto Bolano · Can Yayınları · 2019217 okunma
Hani kitap okuyanlar aklını yitirmezdi?
10/10
·144 syf.·
2026 104. kitabı
Uzak doğu kültürünü seven, hatta Kore kültürüne aşina olan biri olarak ,şu ana kadar okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Kitaba başlar başlamaz anlattığı olaylar sizi içine çekiyor, düşündürüyor ve aklınızı karıştırıyor. Yazar bunu yaparken de sizi hiç yormuyor, merak duygunuz tavanda okuyorsunuz, ama öyle hafifsiniz ki tadını çıkarıyorsunuz. Küçük bir serzeniş de bırakıyorum buraya inceleme ile ilgisi yok ama 2002 dünya kupasında Güney Kore ile olan samimi anlar geldi aklıma... O sene ki tadı bir daha alırmıyız bilmem? Aslında Koreliler bizim hep sempatik gördüğümüz film ve dizilerindeki gibi insan canlısı değiller. Ciddi, otoriter ve mesafeli yapıları var. Bunu da yazar bize hissettirmiş. Savaşın oluşturduğu psikoloji kahramanın ve ailesinin hayatında ve bir çok alanda boşluklar oluşturmuş.Kahramanın yaşadığı dünya hayal ile gerçek arasında, anlatımı kusursuz , normalde okurken üzüleceğimiz, kızacağımız her şeyi yazar size o kadar soft bir şekilde anlatıyor ki, kitabı bir solukta okuyorsunuz.Sanırım çevirmenlerin de başarısı üst düzey, çünkü kitap bize harika aktarılmış. Okurken hiç zorlanmadım. Kitaptaki kahramanın Nitczheden, Konfüçyüstan alıntıladığı sözler nokta atışı olmuş. Kahramanın demans hastası olması, ruh durumunun değişkenlik göstermesi, kendini çok farklı yansıtması Sguıd Game filmindeki amca figürüyle biraz bağlantı kurduysa bile, hikaye beni içine çekti, aldı yürüdü. Kitaptaki kafam denizhıyarı gibi oldu alıntısı da kalbime kazındı. Son olarak Kör Baykuş kitabında nokta atışı yapan arkadaşım Sinem Çelik arka arkaya çok iyi iki tahlil kitabı okuduk. İyiki varsın, seçimlerine sağlık. Bu iki kitabı da tavsiye listeme ekledim. Karamsar bir kitabı hafifleterek yazabilmek olağanüstü bir başarıdır. Teşekkürler sevgili yazarım.
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,2bin okunma
Reklam
Reklam