Zeynep

Zeynep
Martin Eden
Puan vermedi·517 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
76 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2024 23:08
Genç bir insanın aşkla tanışıp aşktan aldığı güçle tüm imkânsızlıklara cesurca göğüs geren güçlü bir karaktere dönüşmesini anlatmaktadır.(kanımca) Martin; eğitimsiz, yetim, fakir... Hiçbir toplumda hiçbir zaman bir araya gelmemesi gereken tüm eksiler onda mevcuttur. Fakat o insanüstü bir çabayla çalışır. Çalışmak derken ağır işçi gücü isteyen işleri ve yazarlık olma yolunda yaptıkları kastedilmekte. Bu genç adam uykusundan feragat edip âşık olduğu kadınla bir hayat kurmaya çalışır. Ardından içindeki yeteneği fark eder. Yazarlığın onun asıl varlık sebebi olduğunu keşfeder.Hayallerine doğru ilerlemeye çalışırken sevdiği kadın dahil kimsenin desteğini görmemesi vicdanlara dokunacak cinstendir. Başarılı olduktan sonra kendisiyle alay edenlerin ikiyüzlülükleri karşısında "Beni kimselerin istemediği zaman kişilik olarak ne ölçüde bir değere sahipsem şimdi de aynı değerde bir insanım." diyerek tepkisini dile getirmiştir. Başarısızlığı yüzünden onu terk eden ancak başarılı olduğunda kapısına gelen Ruth'a " Sen beni şekillendirip kalıplar içine sokacaktın. Beni, hayatın bütün değerlerinin gerçek dışı, sahte ve bayağı olduğu güvercin yuvası kadar bir yaşamın içine sıkıştıracaktın." der ancak bunu derken bile nezaketi elden bırakmamaya çalışır. "Ruth'u gerçek manada sevmediğini şimdi anlıyordu Martin. Onun sevdiği idealize edilmiş, dünyevi olmayan, kendi kafasında yarattığı bir varlık, aşk şiirlerine konu ettiği ışıklar saçan bir ruhtu. " cümleleri Martin'in her şeyi fark ettiğini gösterir niteliktedir.( Aşk denilen şey bizim kafamızda kurduğumuz uydurma karakterlerin bir maskesi midir yoksa? Öyle olduğunu gösteren örneği okumuş bulunduk en azından.) Kitabın sonu olması gerektiği gibi esasen. Gerçekçi düşünecek olunursa tabii. Bu kadar gerçek olması her ne kadar hüzün ve
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2021 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2021 15:40
Halil Cibran(1883-1931) diyince akla ilk gelen yapıt Ermiş'tir. Ermişin Bahçesi de onun devamı olarak yazılmış ve yazarın ölümünden sonra yayımlanmış.(1933) Her güzel eserde olduğu gibi kitabı okumayı bitirdiğimde neden daha önce okumadığımı sordum kendime. Ne yaparsak yapalım, okuyacak o kadar güzel kitap var ki... Tüm güzel ve okunası kitaplara yetişemeyeceğiz maalesef. Kitapta bendeki baskıda 10. sayfanın tamamını alıntılamak istedim aslında fakat daha sonra inceleme yaparım ve orada paylaşırım diye düşündüm. İşte o sayfadan cümleler: Yazık o millete ki, dokunmadığı şeyi giyer, ekip bilmediğini yer, hasat etmediği tohumun ekmeğiyle beslenir, kendi cenderesinden çekmediği bir şaraptan içer. Yazık o millete ki, zorbayı bir kahraman gibi alkışlar ve gösterişli fatihi hayırsever sanır. Yazık o millete ki, rüyasında küçümsediği tutkuya uyanıkken boyun eğer. Yazık o millete ki, sesini sadece cenaze törenlerinde yükseltir, sadece yıkıntılar arasında kibirlenir ve sadece boynu kılıçla kütük arasındayken başkaldırır. Yazık o millete ki, devlet adamı bit tilki, filozofu bir hokkabaz, sanatı yamama ve taklit sanatıdır. Yazık o millete ki, yeni hükümdarını borazan sesleriyle karşılar ve bir sonraki hükümdarını da borazanlarla karşılamak için, onu yuhalayarak uğurlar. Güçlü adamları henüz beşikteyken, bilgeleri yıllarca susturulan o millete yazık! Ve her parçası kendini bir millet sanan, o bölünmüş millete yazık! Ben yazarı ve yazarın (okumuş olduğum) her iki eserini de çok sevdim. Umarım sizler de seversiniz hatta belki yazarla benden önce tanışmışsınızdır ve zaten seviyorsunuzdur.
Edebiyat
Ermişin BahçesiHalil Cibran · İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2021 20:14
Cengiz Aytmatov yalnız Türk edebiyatının değil dünya edebiyatının en önemli, en çok okunan yazarlarındandır. Eserlerinde Kırgız Türklerinin geleneklerini, masallarını, efsanelerini bolca kullanır bilindiği üzere. Bunun dışında savaşı, savaşa gidenleri, savaşa gidenlerin ailelerini de yine eserlerinde anlatmıştır. (Aytmatov'un babası da savaşa giden ve geri dönemeyenlerdendir. Gün Olur Asra Bedel'deki tren sahnesi babasıyla ilgili son anısıdır hattâ.) Bu hikâye kitabında ise 5 hikâye bulunuyor. Her birini zevkle okudum. O kadar sade ve akıcı bir dili var ki elinizden bırakamıyorsunuz, bir an evvel sonuna ulaşmak istiyorsunuz. Bu özellik Aytmatov'un tüm eserlerinde olduğu için çok şanslıyız. Okuyabileceğimiz onlarca eseri var çünkü.
1000Kitap
Kızıl Elma - Oğulla Buluşma - Beyaz Yağmur - Asker Çocuğu - Deve GözüCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20234,381 okunma
8/10
·187 syf.··
2021 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2021 00:43
Füruzan'ın en bilinen ve en önemli hikâye kitabı Parasız Yatılı'yı sonunda okuyabildim(!) Füruzan bu hikâye kitabıyla 1972'de Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanan ilk kadın yazar olmuş. Bu da kitabı sadece yazarımız için değil edebiyatımız için de önemli kılıyor. Kitapta 12 hikâye bulunuyor. İlk iki hikâyeyi okurken biraz zorlandım çünkü bir bütünlük yoktu ve bu sebeple onları okuyabilmek, konuya dahil olabilmek mümkün değildi. (En azından benim için) Hikâyeler arasında en çok İskele Parklarında, Parasız Yatılı ve Haraç'ı beğendim. Özellikle Haraç beni çok etkiledi. Servet'in kimsesizliği, yalnızlığı, sadakati ve sadakatine karşılık sömürülmesi, istismar edilmesi ve istismara karşı koyamaması, bunu kimseye anlatamaması, masumiyeti, yüzünü bile hatırlamadığı annesine özlemi, gurbetteki oğlunu bekleyişi... İnsanın içine dert oluyor onun hayatı. Bu kitapla pek çok duyguyu yüreğinizde hissedeceğinize inanıyorum. Keyifli okumalar:)
Edebiyat
Parasız YatılıFüruzan · Bilgi Yayınevi · 19715,2bin okunma
8/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2021 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2021 23:00
Cahit Sıtkı, 1910'da Diyarbakır'da doğan 1956 yılında da aramızdan ayrılan edebiyatımızın önemli bir şairidir. Onu "Ölüm şairi", "Otuz Beş Yaş Şairi" diye tanıyoruz. Otuz Beş Yaş'ı duymuşsunuzdur, hani yolun yarısı olduğunu söylediği şiir. 35'in yolun yarısı ettiğini ilk söyleyen o muydu yoksa toplumda o zamanlarda böyle bir kanı var da o yüzden böyle bir şiir mi yazdı bilmiyorum. Fakat Cahit Sıtkı için yolun yarısı 35 değilmiş anlaşılan çünkü kendisi henüz 46 yaşındayken vefat etmiş. Ölüm korkusu daha genç yaşlarından itibaren şiirlerinin ana teması olmaya başlamıştır. 1942'de yazdığı Paydos şiirinden: "Gün gelince biz değil miyiz ölen? Cenazemiz yerde kalmasın dostlar!" Sevdalı şiirinden: " Nerde olsa yaşıyor insan Nerde olsa bir gün ölmek var."(1942) Ölümü bir türlü kabullenemeyen bir şairdi Cahit Sıtkı... "Kapımı çalıp durma ölüm, Açmam; Ben ölecek adam değilim." (1942) diyerek ölüme meydan okuyordu adeta. "Yalnızlık nedir göreceksin öldüğün zaman" diyecek kadar yalnızdı da anlaşılan. Benim tanıdığım ilk şairlerden birisiydi Cahit Sıtkı. (Tabii bunda şu an tekrar okuduğum şiir kitabının evde bulunması etkiliydi.) İlk kez okuduğum zaman da ona karşı şefkat duyuyordum, şimdi de duyuyorum. Yalnızlığın ve korkuların peşini bırakmadığı bir insan görüyorum ona bakınca. Anlamaya çalışıyorum, hayata bakışımız aynı olmasa dahi. Umarım sizler de onu anlamaya çalışırsınız ve gördüklerinizi hepimizle paylaşırsınız. Belki bu dünyadan gelip geçen Cahit Sıtkı'yı bir nebze daha tanıyabilmiş oluruz.
Edebiyat
Otuz Beş YaşCahit Sıtkı Tarancı · Can Yayınları · 200714,1bin okunma