Bir de Hazret-i Muhammed'in (Sallallahü aleyhi ve sellem) nübüvvetini izhâr etmeden (ortaya çıkmadan) evvelki medeniyyetlerde kadınların vaziyetini tedkik edelim:
Eskí akvâmın en medenîsi ve sahib-i irfânı olarak tanınan Atinalılarda, kadın: Zevk âleti diye ta'rif edilirdi. Zevceler çarşılarda hayvan gibi satılabilir, başkalarına ihâle olabilirdi.
Roma medeniyyetinde kadın, zevcin müştehiyyâtının esiri addolunurdu. İlk zevceden sonra sayısız alınabilen zevceler, bütün hukukdan mahrum, hattâ çocukları bile gayr-ı meşru' addedilerek babalarının mîrâsına giremezdi.
Zerdüşt hâkimiyyetinde ise bir kanûnî izdivaç dahi bulunmuyor, bir erkek, istediği kadar kadın alabiliyordu.
Arablarla, Yahudiler arasında kız evlâdı, zavallı bır mahlûk idi.
Yahudi evlerinde kız evlad, hizmetçi mevkiine geçer, îcâbında baba onu satar, baba ölür de erkek evlâdı kalırsa o erkek evlad kızkardeşini istediği muâmeleye tabi tutardı.
Kızlar ancak varis bulunmadığı zaman, babalarının mirasına girebilirlerdi.
Kendi düşmanınızı aramalısınız ve kendi
düşünceleriniz uğruna kendi savaşınızı vermelisiniz! Kendi düşünceniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlıkları atmalı!
Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de,
dostlarının azatçısıdırlar.
Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini:
Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?
Zerdüşt Böyle Diyordu*
Şark düşmanı intelijansiyamızın, Şarklı bir hakime karşı beslediği bu derin muhabbeti nasıl izah edeceğiz? Avrupa'ya olan sadakatiyle. Zira, şairlerimizin terennüm ettiği
bu Zerdüşt, Avrupalı bir Zerdüşt'tür. Ve Zerdüştpereset ulemamızın tek amacı vardır: İslamiyet'i unutturmak.