İmâm Zeyne’l-Âbidîn Hutbeden yezid (lanetullahi aleyh) sesleniyor
"Eşhedü en lâ-ilâhe" çün didi S onra "illallah" ile hatm eyledi 'Alî ibn-i Hüseyn dir ki "sadak" Kim şehadet doğrılara gele Hak "Eşhedü enne Muhammed çün didi Seyyid anda katı feryâd eyledi Aldı başından 'imâmesin revân Atdı müezzin önine ol zemân Yâ müezzin dir Muhammed hürmeti Sabır kıl bir dem okuma kâmeti Döndi eydür ey Yezîd-i nâ-safâ İşbu dem adın okursın Mustafâ Ol benim dedem midür yâhud senün Doğrısını söyle var ise canun Ger benim dedem-durur ol diyesin Halk arasında yalan söyleyesin Ger Hüseyn'ün dedesidür diyesin Niçün anı zulm-ile öldüresin Ümmetem diyü şehadet idesin Hem adına sen salavât viresin
Sayfa 458
Din
Birbirlerine kavuşamayınca destanı yazılan, kavuşup seviştikten sonra şahsiyetsizleşip fıkıh kitaplarındaki Zeyd ile Hind'e dönüşen aşıklar gibi mi olmuştu ikisi?
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ebû Süfyan,durum karşısında hayret ve takdirini gizleyemedi: "Ben, insanlar arasında ashabının Muhammed'i sevdiği kadar hiç kimsenin, hiç kimseyi sevdiğini şimdiye kadar görmüş değilim!"
Sayfa 484
Din
Zorunlu, imkansız ve Bütün Zaruri Olanlar [Kaçınılmaz Olanlar] Hakkında Zorunlu ve imkansız arasındaki fark, zaruri olma [kaçınılmaz olma] anlamında ortak olmalarına ragmen en üst düzeydedir. Biri varlıkta, öteki de yoklukta zaruridir. Zarurilik hakkında konuştuğumuzda açıklamayı o ikisinin her birine aynen aktarmamız mümkün olur. Deriz ki: Zarurilik yüklemi, hepsi de süreklilik anlamında ortak olan altı anlamdadır. Bunların ilki, yüklemin, ortadan kalkmamış ve ortadan kalkmayan, devamlı olan yüklem anlamında olmasıdır. Şu sözümüzde olduğu gibi: Yüce Allah Hayy'dır. !kincisi, mevzunun zatı devam ettigi sürece mevcut olup bozuluşa ugramamasıdır. Şu sözümüz gibi: Her insan zaruri olarak canlıdır. Yani insanların her biri zatı mevcut olduğu sürece daima canlıdır, şartsız olarak daima [canlı] degildir. Öyle ki canlılıgı oluştan önce ve bozuluşa ugradıktan sonra ortadan kalkmaz, devam eder. llki ve bu ikincisi, kullanımda olan ve kastedilen iki şeydir. Eger olumlanması veya olumsuzlanması zaruridir denirse ve o ikisi tek bir anlamda olması açısından genellenirse ve zarurilik, mevzunun zatı devam ettigi sürece var olursa, ya zat daimi olarak var olduğunda daimt olur ya da eger zat bozuluşa ugrayabiliyorsa bir müddet var olur. Üçüncüsüne gelince, bu, varolmaya devam ettigi sürece degil, mevzunun zatı, kendisiyle birlikte konulmuş bulunan sıfatla nitelenmiş olduğu sürece olur. Bu da şu sözünde olduğu gibidir: "Her ak zaruri olarak görme için ayırdedici bir renge sahiptir." Yani onun ne ortadan kalkmamış olması ve ortadan kalkınıyor olması devamlıdır, ne de bu ak olan şeyin zatı mevcut olduğu sürece bu böyledir. Öyle ki bu zat kalıp bozuluşa ugramadıgında, fakat beyaz ondan ayrıldıgında, o [beyaz] göz için zaruri olarak ayırtedici bir renge sahip olmakla nitelenebilir. Hatta bu
Alıntı
"Derken kardeşim, zaptiyeye geldik. Yaver nazırın ya­nına girdi. Dilekçemi, zannedersem, verdi ve Sadrazam Paşa'nın emirlerini bildirdi. O dışarıya çıkarken 'Nazır Paşa sizi istiyor. Yanına giriniz' dedi. Ben de odadan içe­ ri girdim. Aman Allah'ım! O gün hissettiğim fenalığı hiç unutamam. Adeta titriyordum. Her şeyden vaz geçmiştim. Hisse senetleri, elmas ... Bunların gözümde on paralık kıy­ meti kalmamıştı. Kendi kendime adeta kızıyordum. 'Bu zulüm ve istibdat kaynağından adalet dilenmeye geldin ha! Budala!' diyerek kendi kendimi kını yordum. Kapıdan girer girmez sanki babamın timsali gözümün önüne dikil­di. Titreye titreye ilerledim. Büyücek bir masanın önünde oturan bir adam, o anda biçimini ve yüzünü hiç aklımda tutamadığım bir adam 'Sen Zülfikar Efendi merhumun kızı mısın, hanım?' diye sordu. 'Evet kızıyım' dedim. Aramızda cereyan eden sözleri harfiyen söyleyeyim. 'Ne istiyorsun?' 'Efendim, ne isteyeceğim? Babamın malını istiyorum.' 'Nedir, neden ibarettir? Bunu biliyor musunuz?' 'Hayır, babamın öldüğü gece evimizi basmaya geldikleri zaman kasayı açtılar. İçindeki hisse senetlerini, mü­ cevherleri aldılar. Bunu torbalara koyarak Üzerlerini mü­ hürlediler. Zannedersem buraya getirdiler.'
Sayfa 85 - Oğlak yayınları 2021
Edebiyat & Roman