Roman karakterlerinin hepsi biraz uyumsuz kimselerdir. Bu yüzden yaşamın içinden sıradan insanları temsil ederler. Hepimiz uyumsuz olduğumuz için birbirimize çarpınca incinip incitiyoruz. Yaralayarak yaşıyoruz.
Üzüntü ve sevinç kendilerini iç içe geçiren bir oyun oynar. Uzağı yakın, yakını uzak kılarak üzüntüyle sevinci iç içe geçiren oyun acıdır. Bu nedenle doruktaki sevinç ve en derin üzüntü kendilerince acı vericidir.
Sevgi ancak iki insan birbirlerine varlıklarının özünden bağlanır, her biri kendini varlığının özünden tutarsa gerçekleşir. İnsan gerçeğinin de canlılığının da sevgisinin temeli de işte bu "özünden tanıma" deneyimidir. Böyle oluşan sevgi sürekli meydan okumadır, bir köşede dinlenme değil; çabalama, hareket etme, beraber çalışmadır.