“ Kitabı -Acılar Sürekli Olamaz- şarkısıyla okumanızı tavsiye ederim.”
Kitap günümüz kitaplarından farklı. “Nasıl hep mutlu olursunuz” “Nasıl istediklerinizi elde edersiniz” tarzında kitaplarla dolu piyasa. Ama yazar bambaşka, kimsenin duymak istemediği bir alanda gerçekliği arıyor. Acının içine bakmamızı, ondan kaçmamamızı ve kaçtıkça da huzursuz hissedeceğimizden bahsediyor.
Ben kendimizi acıdan uzak tutarsak, pozitif psikolojiye ve hayatın güzelliklerine odaklanırsak iyi oluş halimiz artar düşüncesine yakındım. Hala da uzak değilim ama kitap diğer tarafa da yaklaştırdı beni.
Bireysel olarak kendimizle uğraşırsak her problemimiz çözülür anlayışı mevcut şu an. Ama yazar bu anlayışla toplumsal sorunları görmezden geldiğimizden bahsediyor. Ve gittikçe birbirimizden uzaklaştığımızdan, ‘öteki’yi görmeyip sadece ‘ben’e odaklandığımızdan da bahsediyor. Ve ayrıca yazar, acıdan kaçtıkça başımıza hasbelkader gelen ufak bir acının bile bizi çok yaralayacağından bahsediyor.
Kitabın dili biraz ağır ama içeriği zengin. Hayatı sorguladığınız bir dönemdeyseniz akar gider diye düşünüyorum okuması.
İlk defa bir kitap hakkında bu kadar uzun ve detaylı bir inceleme yazacağım. Demek ki kitap gerçekten işe yaramış ya da ben yaradığına kendimi inandırmak için bu incelemeyi yazıyorumdur, bilemeyiz :)
Bu kitabı doğum günü hediyesi olarak kardeşime almak istemiştim çünkü dikkat süresinin çok kısaldığından yakınıyordu. Kendim kurumsal bir şirkette çalışıyorum, kardeşim ise esnaf. İyi ki hediye etmemişim kardeşime kitabı. Kitaptaki örnekler daha çok beyaz yakalılar, öğrenciler ya da yaratıcı işler yapan kişiler için uygun bence.
Kitap temel bir soruna çözüm olarak sunuluyor: Yüzeysel çalışıyoruz ve bunun verimlilik getirmesini bekliyoruz.
Kitapta sevdiğim bir nokta da şu oldu: Yoğun konsantrasyon için yani pürdikkat çalışabilmek için de pürdikkat çalışabilmek gerekiyor olduğunun vurgulanması.
Üretken meditasyon uygulaması da hoşuma gitti. Fark etmeden yaptığımı fark ettim. Yürümek, yemek yapmak, spor yapmak gibi bedensel faaliyetler sırasında dikkati belirli
bir mesele üzerinde toplamaya üretken meditasyon diyor yazar. Tabii her meditasyonda olduğu gibi bu meditasyonda da zihin çeldirici düşüncelerle bize yüklenecek ama yazar bunlarla da nasıl başa çıkacağımızı anlatıyor merak etmeyin.
Yazar sosyal medya kısmına da değinmiş o apayrı bir mevzu o yüzden hiç girmeyeceğim. Şu anki sosyal medya bombamdırmanı bu kitap yazıldığı zamankinden çok fazla. Yazarın daha güncel kitabı olan ‘Dijital Minimalizm’ kitabı da okuma listemde bu yüzden.
Genel olarak kitabı beğendim, çok ufuk açıcı mıydı? Belki, hangi işi yaptığınıza göre de değişebilir. Bir düzen oturtmak isteyen, potansiyelini ortaya çıkarmak isteyen, yaptığı işe anlam yüklemek isteyen kişilere iyi geleceğini düşünüyorum kitabın. Kitabı sıkılmadan okudum, içindeki örnekler nokta atışıydı ve kitabı akıcı yapan kısım da
Terapideki etik ihlallerle ilgili çok güzel bir kitaptı. Psikoloji öğrencisiyim ve etik dersinde hocamız bu kitabı okumamızı istedi. İyi ki istemiş. Etikteki gri alanları ve onların nasıl ihlal edildiğini anlatan bir kitap. Kural koyucuların bile kendi koydukları kurallara uymadıklarını görmek beni düşündürdü. Umarım ülkemizde de psikoloji meslek yasası çıkar ve etik ihlaller cezalandırılır.
20 dakika Twitter'da geziyormuş gibi hissettim kitabı okurken. Çok keyif aldım, bir otobüs yolculuğunun 1/3'i sürede bitirilebilecek çıtır bi kitap. Can sıkıntısına birebir.
Hayatınızın stressiz bir döneminde okuyabileceğiniz bir kitap bence. Gerçekten okurken kriz geçirdim. Kaç yaşına gelmiş insanlarsınız, o kadar olay yaşadınız ama hâlâ açık bir şekilde iletişim kurmuyorsunuz ya diye kaç kez düşündüm. Bu kitaptan sonra da Bahar Tezcan'ın 'İmkansız İlişkilerden Mümkün İlişkilere' kitabına başladım hemen. Evet abarttım biraz, biliyorum günümüzde çoğu ilişki iletişimsizlikten ölüyor. Belki de biraz kendimi de gördüğüm için çok kızdım karakterlere, bilemiyorum.