Kaç kez inanmadığımız yazıların altına imza attık sözün inanılmaz cazibesi uğruna. Sözün cazibesi, söze hakim olmanın inanılmaz hazzı uğruna ruhumuzu mu satıyoruz yoksa?
—Ben iki üç yıl öncesine dek Karstan aldığım derileri Erzuruma, Erzincana hatta Trabzona götürüp satıyordum. Oraların yollarını, havasını, dağlarını iyi bilirim. Şunu demek isterim ki, buralarda telef olup gideceğiz. Ben hapishanede daha rahattım. İçeride insanlar hürriyete dair hayal kurarlardı hep. Bazen bir yeşil soğana, bazen bir çiçeğe hasret kalırlardı.
Ancak hayal başkadır, ümit başkadır, gerçek ise bambaşkadır çavuşum...