Yine de el yordamıyla yolunu arayan o zihnin gücünü hissetmişti. Sanki bir dev kendini tutan bağlardan kurtulmak için kıvrılıp bükülüyor, kıvranıp debeleniyordu.
Türk erkeklerinin çoğu gibi ben de, delice aşık olduğum kadının aklından neler geçirdiğini, onun hayallerinin ne olduğunu anlamak yerine, onun hakkında hayaller kuruyordum yalnızca.
Başkalarının seçtiği, kabullendiği hayattan, yazgıdan bana neydi? Değil mi ki, bir tek yazgı, beni ve benimle birlikte, onun gibi bana “Kardeşim” diyen bir sürü ayrıcalıklıyı seçecekti!