Zeynep Akyavuz

9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2018 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2018 00:20
Kemal SAYAR'ın okuduğum ilk eseriydi. Mükemmel bir üslubu var en az alanı kadar edebi yönününde güçlü olduğu muhakkak. Eser, değişik zamanlarda kaleme aldığı birbirinden güzel ve ehemmiyetli konuları irdelediği yazılarından oluşmaktadır. "Bu yazılarda 'akleden kalp'e bir şeyler söylemek istedim. Bir yazı üstadı değilim, sözlerimi daha güzel söyleyebilmiş olmayı dilerdim." "Başka bir ruhtan yankı veren söz, anılmayı hak eder. Gönlüm istiyordu ki bir şey yazmayı becerebildiğim her seferinde kelimelerin bir yaraya merhem olsun, bir ağrıyı dindirsin." "Hep ruha dokunan yazılar yazmaya çalıştım. Bazen insan öyküleri anlatmaya çalıştım, bazen insana dair güzel sözler söylemeye çabaladım." "Sonunda insanların sözleri de buharlaşır gider, iyi ki de gider. Kelimelerin esinlediği duygular kalır. Hissedebildiğimiz anda, insanlığımızın eksik kalmış bir tarafını tamamlayan duygular." Herkese iyi okumalar diliyorum.
Biraz Yağmur Kimseyi İncitmezM. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 20222,505 okunma
Reklam
Puan vermedi·288 syf.··
Beğendi
·
2017 111. kitabı
"İyilikde ruhu kanatlandırır"sözü ile tanıdığım yazarın , insana dair güzellik adına; iyilik, sabır, merhamet ,empati , dinleme vb.erdemleri ruha dokunduran ruhu kanatlandıran kelimelerle anlatan , okunması tavsiye edilir terapi kitabı...
Biraz Yağmur Kimseyi İncitmezM. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 20222,505 okunma
"Resulullah (s.a.v) Efendimiz ashabından bazılarına: Dünya için orada alacağın müddet(nisbedinde) çalış. ahiret için orada kalacağın müddet(nisbedinde) çalış ve cehennem ateşi için de ona dayanabileceğin(sabredebileceğin) kadar günah işle." buyurdu.
Sayfa 62
Puan vermedi·578 syf.··
2017 27. kitabı
İnsanın var oluşuyla başlayan süreci birçok açıdan ele almış yazar. İnsanı ve zamanı, sosyoloji, felsefe, bilim ve ekonomi pencerelerinden ele alır iken, akıcı ve destansı bir dil kullanmış. Bu durumda okuyucuyu sıkmadığı gibi, sanki oradaymış hissi yaratıyor. Yazar bazı konuları yüzeysel ve politik incelemekle birlikte, Rus milliyetçiliğini daha derin ve hissedilir bir şekilde işlemiş. Özellikle 1453 İstanbul’ un fethi aşaması ve sonrasındaki sürecin anlatımında Osmanlı nefretini dile getirmiştir. Kitap adı her ne kadar ‘’ İnsan Nasıl İnsan Oldu ‘’ ise de, okuma sürecinde acaba yazar ironi mi yaptı diye düşünmeden edilemiyor. Böyle düşünmeye sebep ise; Geçmişte var olan kölelik sisteminde ne değişti ki? İnsanlar yine köle düzeni içinde çalıştırılmıyor mu? Organ için kaçırılan çocuklar, fuhuş için satılan kadınlar yok mu? İnsan, doğa hatta ruhlar bile ticarete malzeme edilmiyor mu? Geçmişte ellerindeki baharatlardan daha fazla kazanç sağlama adına o zamanın tüccarları nasıl Hindistan cevizi ormanlarını ve karanfil bahçelerini talan ederek yakılıyorduysa, günümüzde de yem yeşil alanlar, güzelim ormanlarımız arazi rantçıları tarafından talan edilip, yakılmıyor mu? Bilimde öyle mesafe kat ettik ki !!! Allah’ın bal yaratmak için yarattığı arıya bile güvenmeyip balı kendimiz yaptık. Tuğla tozundan kırmızıbiber yapmayı, süte su katmayı, tavuğun kemiğinden, kanından, tüyünden yem yaparak yine kendine yedirmeyi, günde iki kez yumurtlatmayı öğrenmişiz. Çok mesafe kat ettik çooookk !!!! Kısacası dostlar, bilimde, felsefede, ekonomide ve diğer alanlarda çok mesafe kat etmemize rağmen insan olma adına bence hiç adım atmamışız… Geçmişte bilim adına ne çileler çekmiş insanlar, ızdıraplar içinde yaşantılarını devam ettirirken, çıkarlarını ve menfaatlerini düşünmemişler. Doğru adına
Felsefe
İnsan Nasıl İnsan OlduM. İlin · Say Yayınları · 20181,064 okunma
8/10
·261 syf.··
2017 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2017 21:43
Yeni doğan her çocuk, tanrının insandan umudunu kesmediğinin kanıtıdır diyen yazarımızın bu düşüncesine paralel olarak; her çocuk insanlığın kurtuluşu için yeni bir umuttur diye düşünürüm çoğu zaman. Hal böyleyken biz yetişkinler içimizdeki çocuğu ya öldürürüz ya da ruhumuzdaki odalardan birine kilitleyerek, onu orada tutuklu bırakırız. İhtiyacımız olduğunda ise onu alelacele çıkarmaya çalışırız hapsettiğimiz odasından. Ancak kilitli kapısının anahtarını bulmak için tüm anahtarları elimize alır ve tek tek deneriz kapısının kilidinde her bir anahtarı. O an için doğru anahtar bulunamazsa verilen karar, yapılan eylem veyahut bulunulan davranış içimize sinmez ve sorarız kendi kendimize olması gereken bu muydu diye. Olan ve olması gereken arasındaki o ince çizgiyi fark edenlere ne mutlu ve bu insanların hapsettiği çocuklar için umut vardır diyebiliriz lakin fark edemeyenlerinse vay hallerine! Sineklerin Tanrısı ıssız bir adada, çocukların medeniyete giden yoldaki hikayesini konu edinen bir kitaptır. Evet, hikâyenin baş kahramanları çocuklardır ve her şey bir okurun arzu ettiği gibi başlar, yetişkinin, kötülüğün ve haksızlığın olmadığı bir kurgu. Her ne kadar bir okur, böylesine ütopik bir kurguyu arzu etse bile bu düzenin asla var olamayacağını bildiği için bu tarz toz pembe hikayeleri de okumak istemez. Hoş kitabımız da bahsettiğim gibi bir kitap olmadığı için okumak isteyeceğiniz bir hikayesi olduğunu düşünüyorum. Hikâye genel bir gidişata sahip olsa da ilerleyen olay örgüsü okuru, tanık olduklarıyla tedirgin eder. Evet, bu kitap için doğru kelime bu olsa gerek; “Tedirginlik”. Bazı çocukların kötülüğe evrilmeleri tedirgin edicidir. Yok artık bu kadarda olmaz denen yerlerdeki gerçeklik olgusu yazarın ciddi bir başarısı. Çocuk dahi olsa; onların inişli çıkışlı ruh halleri
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma