‘ Sürekli bir anlam ararsan gerçekleşmekte olan her şeyi ıskalarsın’
Yapmak istediğin hiçbir şeyi yapamıyorsan bari yapmak istemediğin hiçbir şeyi yapma
Dünyevileştiğimiz ve kısa vade odaklı olduğumuz için Cennet bizi yeni alışkanlıklar oluşturacak kadar motive etmiyor artık
’Başka bir insanın hakikati, onun sana açıkladığı şey değil, açıklayamadığı şeydedir. Bu yüzden onu anlamak istersen söylediğine değil, söylemediğine kulak ver. ‘
Söylemesi çok zor ama zannettiğiniz kadar sağlam karakterli bir insan da değilim ben. Dindarlığımda, ahlakımda, insanlığımda beni utandıran hatta kendimden soğutan eksikler var. Bunca eksikliğe rağmen yönümün şaşmamasından, yoldan ayrılmamaktan gurur duyabilirim sadece.İtiraf etmek gerekirse zannettiğiniz kadar yumuşak kalpli ve merhametli biri de değilim ben. Sanırım gülümsemeyi vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirdigimden böyle düşünüyorsunuz hakkımda. Zannettiğiniz kadar yumuşak olduğumda özüme saygınızı koruyamadığınızı, beni mutlu eden şeyleri tamamen göz ardı ederek hazır asker veya ne yapsanız alınmayacak, üzülmeyecek bir şamaroğlanı olarak gördüğününüzü anlayalı bıraktım ben,bir kertenin üstündeki yumuşaklığı ve merhameti. Zira anladım ki böylesine bir merhamet kendime zulmetmek demek. Şimdilerde anahtar kelimem; denge.
Bütün güzel ve iyi şeyleri ya geçmiş ya da gelecekte gören, şu an sahip olduklarına şükretmeyi aklına getirmeyen, bugünü sevmeyi, ondan hoşnut olmayı beceremeyen kronik mutsuzlardan olmayacağım ben.
Özgürlük dışarıdan içeriye doğru gelmez, yani verilen bir şey değildir, içeriden dışarıya doğru işler, yani yaşanılan bir şeydir. Birileriyle bir arada yaşarken özgürlüğünüzü koruyabilmenin kaçınılmaz şartı karşılıklı sevgi ve güvendir.
İçinde bulunduğu durumu normalleştirmek zihnin, dayanamayacağı hayat