Üstünde rengarenk kıyafetler, burnunda kocaman kırmızı bir top, başında gökkuşağı renginde peruk. Gözlerinin etrafı beyaza, yanakları kırmızıya boyalıydı.
Yumurtaya bakacaksın. Dokuz sekiz atmalı. Benim kuşlar yumurtadan oynamaya başlardı. Bir bakardım ki kümesten çıkmışlar, hoplaya zıplaya gidiyorlar. Yakalar, analarının altına
sokardım. Birinde Bahadır’ı aşağıki mahallede çocukların maçını izlerken buldum.
"...Ama yaşlı adam hiçbirini görmüyor. Karısının aynasını almış eline, aralıksız bakıyor. Eski günlere dönüyor, gençlik yıllarına. Sevdiğini ilk gördüğü âna.”
“Sevdiği nerede peki?”