Songül

Songül
@zikredenkalpler
"Dostlarım ve yol arkadaşlarım, inançla dolu fakat dinden mahrum olan bir halka ne acı! Üretmedikleri elbiseleri giyen, ekip biçmedikleri ekmeği yiyen ve kendi çeşmesinden akmayan şarabı içen bir halka be acı! Eşkiyayı kahraman gibi gören ve zengin bir fatihi bonkör sanan bir halka ne acı! Bir arzuyu düşünde küçük gören fakat uyandığında ona rıza gösteren bir halka ne acı! Defin merasimleri haricinde sesini çıkartmayan ve sadece boynu kılıç ile kütük arasında olduğu zaman ağzına geleni söyleyen bir halka ne acı! Halkı yönetenleri kurnazlardan, âlimleri düzenbazlardan, sanatı kopyadan oluşan bir halka ne acı! Yeni krallarını borazanlarla ve alkışlarla karşılayan, sonra onu yuhalayarak kovan ve bir sonrakini karşılayan bir halka ne acı! Âlimleri senelerdir sessiz, ve kuvvetli adamları hâlâ beşikte olan bir halka ne acı! Kendi aralarında paramparça olmuş ve her bir kendini ayrı bir halk sanan bir halka ne acı!"
Sayfa 16 - venedik
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
KONUŞLANDIĞINIZ YER, KONUŞMANIZIN İÇERİĞİNİ BELİRLER
Konuşlandığınız yer, konuşmanızın içeriğini belirler. Konuşlandığınız yer, konuşmanızın ihtivasını da, muhitini de şekillendirir. Konuşlandığınız yer, konuşmanızın dil'ini, yer'ini ve yön'ü nü tayin eder. Müslümanların konuşlandıkları yer, İslâm değil, Batı. İslâm'dan, İslâm düşüncesinden, İslâm tarihinden söz ettiklerinde de konuştukları "şey", İslâm da, İslâm düşüncesi de, İslâm tarihi de değil, sadece ve sadece Batı. Şunu bileceksiniz: Durduğunuz/konuşlandığınız yer, gör düğünüz şeyi belirler: Nerede durduklarını bilemeyenler, nereye, neyle, niçin ve nasıl gitmelerini de asla bilemezler!
Sayfa 12 - Nesil Yayınları
Plotinus'a göre kişi asla Ebedî olandan ayrı değildi, aksine daima onu arzulamaktaydı.*1 Tanrı'yla dostluk ve birlik O'nun ilmine ermekti.*2 Öte yandan bu kendine has türde bir ilimdi; arzuyla, sezgiyle ve vecd ile mümkündü.*3 Buna göre Tanrı ve insan arasında öyle bir uçurum vardır ki Plotinus gerçekliği tüm ihtilaf ve çelişkileri yok edecek ölçüde şuurun en derin yerine yerleştirerek bu uçurumun üzerine köprü kurmuştur; böylece şuurun derinliklerinde yatan bu gerçeklik kozmiktir ve insani bir şey değildir. Tam da bu nedenle Plotinus'un dini insan merkezli değil kâinat merkezlidir.*4 Tanrı ise bilinç üstüdür; tanımlanamaz, ifade edilemez, asıl varlıktır ve tüm ihtilafların ötesindedir; her şeyin üzerindedir, düşünce ve irade de dâhil olmak üzere hiçbir şey O'na atfedilemez, çünkü bunlar iki unsura işaret etmektedirler, Tannı ise birdir; O'na dair herhangi bir tanım menfi yönde olmalıdır; şayet O'nu Bir, İlk, Her Şeyin Nedeni, İyi ya da Işık olarak anıyorsak bu gerçek ve fiilî mânâda değil, O'nu ancak nisbi yönden tasvir ediyor olmamızdandır; Tanrı her şeyde mevcuttur, ancak yine de bölünmemiştir, kesrette de ğildir, O her şeyin kaynağıdır, ancak kendisi eksiksiz ve kusursuzdur.*5 Hayy Bin Yakzan - Onur Özatağ Çevirisi ile: Sunuş
Düşünce
Düşüş
Ölümün ve mezarın anlamı da bu değil mi acaba? Bir düşüşten sonra bir yüceliş gelmesi için hayata ve insana yüklenmiş bir çile saati. Ah, bir sarkaç gibi bir ölüme, bir hayata gidip gelen ruh'larla, sadece biyolojik yaşantının içinde vakit dolduran ruhlar arasında ne büyük uçurum vardır!
Sayfa 12 - Diriliş Yayınlari
İnsan ve Duygular
Aşk
Eflatun, felsefesinde mefhum ve kavramları kusurlardan, noksanlardan arıtır, onları temiz, güzel IDE lere bağlamakla o fikirleri, kavramları idealize eder. Eflatun'a göre realite de gördüğümüz bütün objetler o İde'lerin birer kusurlu suretleridir. Platonik aşkta sevgili, çirkin veya güzel olsun aşıkın gözünde Eflatun'un ideleri gibi, idealize olmuş, kusurlardan, çirkinliklerden arınmış görünecektir. Bu haldeki aşk, Platonik aşk olmuştur. Aşk İlmi ve Felsefi Açıdan/Burhanettin Semi