Bizler kahramanken seversiniz bizi, izne geldiğimizde,
Ya da adı anılabilir bir yerimizden yaralandığımızda.
Madalyalara taparsınız; inanırsınız
Şövalyeliğin savaşın rezaletini temize çıkardığına.
Bizler için mermiler imal edersiniz. Zevkle dinlersiniz,
Çamur ve tehlike hikayeleriyle sevgiyle ürpererek.
Biz savaşırken uzaktaki coşkumuzu taçlandırırsınız,
Ve öldürüldüğümüzde, defne yapraklı anılarımızın yasını tutarsınız.
İnanamazsınız İngiliz askerlerinin "geri çekildiğine",
Cehennemin son dehşeti onları kırdığında ve kaçtıklarında,
O korkunç cesetleri çiğneyerek — kandan kör olmuş halde.
Ey şömine başında hayaller kuran Alman anne,
Sen oğluna göndermek için çorap örerken
Onun yüzü çamurun daha da derinlerine çiğneniyor.
Biraz sonra beni en çok düşündüren şey, bazı sahalardaki Yahudi faaliyetinin özelliği oldu. Sonraları bunun sırrını çözmeye başladım. Çünkü, bilhassa sosyal hayatta, herhangi bir pislik, bir rezillik olsun da buna en az bir Yahudi katılmamış olsun, bu mümkün değildi. Bu çeşit bir cerahate neşteri vurur vurmaz, çürümekte olan bir bedendeki kurt gibi, aydınlıktan gözleri kamaşan küçük bir Yahudi çıkardı karşınıza. Yahudilerin faaliyetlerini basında, sanatta, edebiyatta ve tiyatroda gördüğüm zaman, Yahudilik (Siyonizm) dolu olaylar gözümün önünde birikmeye başladı. Artık tatlı sözler ve yeminler pek bir işe yaramıyor, bunların etkisi olmuyordu. Tiyatro ilanlarına bakmak, sinema ve tiyatro için yazılan ve afişlerin reklam ettiği bu korkunç imalatın yazarlarını incelemek, insanın kendisini Yahudilerin amansız bir düşmanı olarak hissetmesi için yeterliydi. Bu oralardaki halkı kirleten eski zamanların kara vebasından daha korkunç bir ahlak vebası idi. Ve ne kadar çok imal edilmiş ve ne kadar çok yayılmıştı bu zehir!
Qasî ku ez dizanim
Li ser dinê
Nêzî sê hezar zar henin
Bi zimanê xwe bigirî û bikenin
Qasî ku ez dizanim
Li ser dinê
Nêzî du sed gel henin
Mixabin kurd tenê nikarin
Bê tirs û bê mirin
Li welatê xwe bigerin
Qasî ku ez dizanim
Li ser dinê
Gelek dugel du felqenin
Mixabin kurd tenê
Hezar sal eşîr eşîr, helqe helqenin
Qasî ku ez dizanim
Li ser dinê
Reng bi reng, cûr bi cûr al hen e
Mixabin ala kesk û sor û zer tenê
Mina destmala nexweşa, tim û tim bêkene
Oysa şehre döndüğünde anda sahte ve mekanik hayatına tekrar dalıp kendini hemen toparlauacaksın. Yıkım ve yapım, dünyanın içinde yeni bir dünya, imal edilmişt, birleştirilmiş ve dönüştürülmüş bir dünya, suni, kurgulanmış, boşluğa adapte edilmiş dünya, insanlık için değer, fiyat, eder ilgisi üzerine kurulmuş bir dünya.
Kamaralardan birine açtığımız deliğe kolunu sokan bir memur delikten boyuna takma meme ve şimdi peruka dedikleri takma saç ve sütyen çıkarıyordu. Elini deliğe sokup çıkardıkça beş on sütyen çekip alıyor. Çıkar çıkar bitmez, kamara doldu, salon doldu, hala deliklerden sütyen çıkıyor... Yahu bu gemide sütyen madeni mi var, yoksa gemi içinde gizli bir sütyen fabrikası var da boyuna sütyen mi imal ediyor?