Denebilir ki, Platon bütün ömrünü sokrates’i öldürmeyecek, tersine onu ve onun gibileri baştacı edecek bir toplumun, bir devletin nasıl kurulabileceğini düşünmekle geçirmiştir.
...
Devlet’te Platon insanlara bütün duygu ve düşüncelerinin, bütün sevgi ve öfkelerinin, şüphe ve hayallerinin özetini veriyor. En iyi devletin bir ütopya olduğunu biliyor elbet, biliyor ama, kurulsun kurulmasın, Herkesin böyle bir devlete, yani en doğruya yönelmekle adam olacağına inanıyor. Herkes böyle bir devleti varsayıp onun kanunlarına göre yaşasın, diyor.
Önsöz
-Doğrusu Kephalos, yaşını başını almış adamlarla sohbet etmeyi severim, dedim; neden dersen, bizim de belki geçeceğimiz yoldan çoktan geçmiş onlar. Onlardan öğrenebiliriz bu yolun nasıl olduğunu: İnişli çıkışlı mı, düzayak ve rahat mı? Şairlerin “son durak” dedikleri bir çağ vardır, sen oraya varmışsın.
s.3
-Demek, eğriliğin öyle bir gücü var ki, nerede olursa olsun bir şehirde, bir ailede, bir orduda ya da başka herhangi bir toplulukta, kendini gösterir. İnsanları iş göremez hale sokar. Kendine de karşıtına da, yani doğruya da düşman kesilir.
-Tek kişide olunca da yapacağını yapar. Eğriliğin tabiatıdır bu. Onun etkisiyile insan kendi kendisiyle anlaşamaz, iş göremez duruma gelir, sonra da hem kendine hem de doğrulara düşman olur, değil mi?
s.36
Demin de söyledigim gibi, her şeyi yapmak fırsatını bulan kimse, haksızlık etmek istemez, başkalarının malına dokunmazsa, bunun farkına varanlar ona enayi derler içlerinden. Ama haksızlık görmekten korktukları için de yüzüne karşı onu yalancıktan överler.
s.45
Değerli insan kendine yeter, tek başına yaşamanın tadına varabilir. Herkesten daha az arar başkalarını.
s.77
Söz bir rüzgâr gibi bizi nereye iterse oraya gideceğiz.
s.85
Yalnız şunu söyle bana: İnsanın her şeyden